Yoğun bir ilginin olduğu toplantıda Ortadoğu bağlamında Bush Dönemi ile Obama Dönemi arasındaki farklar, Obama’dan Ortadoğu ile ilgili beklentiler, Filistin –İsrail sorunu, 11 Eylül olayları ve Ortadoğu ile ilgili gelecek tahminleri konuşuldu. Toplantı SDE Başkanı Prof. Dr. Yasin Aktay’ın konuşmasıyla başladı. Aktay kısa bir şekilde konuklara Alon Ben-Meir’i tanıttı. Aynı zamanda Ortadoğu hakkında kısa bir konuşma yapıp konuyu ana hatlarıyla çizdikten sonra katılımcılara teşekkür etti.
Obama Yönetimi İle Bush Yönetimi Arasındaki Farklar
Alon Ben-Meir Bush Yönetimi sırasında Ortadoğu bağlamındaki politikalarla Obama yönetimi sırasındaki politikalar arasındaki farklılığı net bir şekilde ortaya koydu. Özellikle “11 Eylül’den sonra neler yapılması gerekiyordu ve ne yapılmadı?” sorularına cevap verdi. Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’nin Irak’a silahlı müdahalesinin çok yanlış bir karar sonucu verildiğini ve bunun yapılmaması gerektiğini bunun Afganistan ve Irak’ın barış süreci konusundaki gayretleri gölgelediğini ifade etti. Başkan Bush zamanında ‘iki devletli çözüm formülü’nün ortaya atıldığını ve bunun önemli olduğunu vurguladı. Obama’nın her halükarda İsrail ile Filistin arasındaki ayrışmaların bitirilmesini istediğinden bahsetti ve onun farklı yaklaşımlara sahip olduğunu söyledi. Obama’nın atması gereken adımlar konusunda da görüş bildiren Meir, son adımın Türkiye’nin Ortadoğu konularında ciddi bir rol alması olduğunu ifade etti.
İsrail-Filistin Barışı
Alon Ben Meir, “ İsrail, Filistin ve Suriye arasındaki sorunu başka bir açıdan ele almaya çalıştık. Bush ve Obama yönetimi arasındaki politika farkını dikkate alarak bu mevcut barış sürecinin nasıl geliştiğini ve neler yapılması gerektiğini anlamak için görüşler belirteceğiz. 11 Eylül olayları ile beraber Amerikan yönetiminin bütün dikkatini ve uluslar arası teorisini El Kaide terör örgütü üzerinde yoğunlaştırdı. Ve bu zaten kaçınılmazdı. Barış sürecinde Bush yönetiminin neler yapıp neler yapmadığını anlayabilmek için 11 Eylül olaylarını daha iyi anlamamız gerekiyor. İsrail-Filistin sorunun çözülmesinde temel olarak Ortadoğu’daki aşırı uç kesimlerin sakinleşebilmesi hatta baskı altına alınabilmesi gerekiyor. Fakat Amerika, Afganistan’ a gittiği zaman Ortadoğu’daki sorunlar itibariyle İsrail ve Filistin sorunu arka plana atıldı. Gerek Afganistan gerekse Irak’taki savaşın aynı anda gerçekleşmesinden dolayı İsrail-Filistin sorunun çözülmesi gibi bir noktaya gelip 2006 senesinde ‘intifada’nın ortaya çıkmasına sebep oldu. Ve şu anda bir tür tıkanma noktasında. Bu süre içinde iktidara gelen Ariel Şaron’ un başında bulunduğu Likud Partisi bu konu le ilgili çözüm noktalarında çok kritik bir konuyla karşı karşıya kaldı. İsrail açısından apaçık bir şekilde ortaya çıkan şey işgalin sürekli olamayacağıdır. Bu işgal sürecinde İsrail’in iki seçeneği vardı. İlk seçeneği, bir miktar toprak vermekti fakat bu durumda hemen ortaya çıkcak olan olay ikili bir toplum olarak Filistinlilerin başa geçmesi olurdu. Bu da İsrail için söz konusu olamazdı. İsrail kurulduğu temeller itibariyle Filistinlerin üzerinde bir yönetim hakkı bulundurmak istemiyordu. Aynı zamanda Filistin’ de yönetilmek istemiyordu.
“İsrail’ in artık karşı karşıya kaldığı durum şudur: İsrail’in barış sürecine devam etmesi gerekiyor. Ve İsrail barışı elde edebilmek için kendi ulusal birliğinde ödün vermeden bu topraklardan çekilmeyi düşünüyor. Özellikle Likud partisinden gelen bir hamle olarak 2005 yılında Gazze şeridinden ordunun ve sivillerin geri çekilmesi durumu ortaya çıkmıştır.”
Sonuç:
Ortadoğu coğrafyasında olan sorunlarda Türkiye’nin arabuluculuğuna ihtiyaç duyulduğunu ısrarla belirten Meir, Türkiye’nin bölgesel bir güç olduğu, uluslararası arenada diğer devletlerden çok Türkiye’ye güvenildiğini de sözlerine ekledi. Meir konuşmasını “Ortadoğu’da sorunların biteceğine inanıyorum” sözleri ile tamamladı.
Konuşmaların ardından soru cevap kısmına geçildi. “İsrail’in gerçekten barış istediğine inanıyor musunuz?”, “11 Eylül’ün El-Kaide tarafından yapıldığına inanıyor musunuz? Yoksa Afganistan dağlarında yapılan planlamalar bu kadar kusursuz olabilir mi?” şeklindeki sorulara Meir yanıtlar verdi. Meir toplantının bu safhasında, “Ortadoğu’da barışın sağlanması ve Türk İsrail ilişkilerinin düzelmesi için beklentim, İsrail’de hükümetin değişmesi veya mevcut hükümetin Dışişleri Bakanı Lieberman’dan kurtulmasıdır. İsrail’in barış isteyip istemediği yönündeki sorularla sıklıkla karşılaşıyorum. İsrailliler de barış istiyor. Ancak Ortadoğu’da barışın sağlanması için insanların zihniyetlerinin değişmesine bağlıdır.” şeklinde konuştu. Toplantı kokteylle son buldu.