Bütün bu tartışmalar yaşanırken, Aralık 2009 ve 2010 Ocak ayının ilk haftasından beri birdenbire Bağdat, Washington ve Erbil hattında önemli ziyaretler gerçekleşti. İlk önce Şii kökenli Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdülmehdi 12 Ocak 2010 tarihinde Washington’u ziyaret etti. Ardından da Başkan Obama’nın daveti üzerine, 23 Ocak’ta Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, kapsamlı bir heyetle Washington’da bulunuyor. Barzani’nin ABD’ye gittiği gün Amerikan Başkan Yardımcısı Jeo Biden Bağdat’taydı ve Iraklı üst düzey yetkililer (Cumhurbaşkanı Celal Talabani, Başbakan Maliki ve Meclis Başkanı Samarai) ile görüştü. Şubat ayı başlarında da Irak seçim yasasını iki kez veto eden Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi ve yaklaşık otuz Iraklı yetkilinin ABD’yi ziyaret etmesi bekleniyor.
Bütün bu ziyaret trafiğine ışık tutan Irak’taki gelişmeleri dikkate aldığımızda, Irak’ın yeni geleceğini tehdit altına alan “Baas Faktörü”nün birden Bağdat yönetiminde önemli söze sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Iraklı yetkililerin yaptığı açıklamalara göre, Irak’ın hassas kurum ve kuruluşlarında görev yapan 30 bin civarında bir Baas kitlesinden bahsediliyor. Bu durum karşında nasıl önlem alınacağı konusunda Irak Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı bir karar sonucunda, Baas Partisi ile bağlantısı olan 511 adayın seçimlere katılmalarını yasakladı. Bu adaylar içinde Sünniler arasında geniş bir tabanı bulunan Irak Ulusal Diyalog Cephesi Başkanı Salih El-Mutlak’ın önümüzdeki seçimlerde adaylığı iptal edilmesi, Irak’taki etnik ve mezhepsel çatışmaların alevlenmesine neden olacak. Dolayısıyla, bu durumda Irak’ta 2003 sonrası başgösteren Sünni direnişinin yeniden artması beklenebilir.
Obama yönetiminin, Irak’ın tekrardan şekillenmesi için, şimdiden Irak’ın kilit isimleriyle görüşmeye başlaması, akıllara şu soru işaretini getirmektedir; acaba ABD, yeni hükümeti Irak seçimlerinden önce mi kuruyor? Açıkça ifade etmek gerekirse, Obama’nın son haftalarda sıkça Iraklı yetkililerle görüşmesi, Mart seçimlerinden sonraki hükümetin çekirdeğini oluşturmaya başlaması anlamına gelmektedir. Ancak Obama’nın, Washington’da bir araya geldiği/geleceği Iraklı yetkililerinin arasında Başbakan Maliki’nin bulunmaması düşündürücüdür. Son zamanlarda Arap basınında çıkan haberlere göre, önümüzdeki yeni Irak hükümetinde Irak İslami Yüksek Konseyi üyesi ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adil Abdulmehdi’nin hükümet başkanı olacağı söylemlerini, Obama’nın sergilediği bu yeni tutum kuvvetlendirmektedir.
Sonuç olarak, 7 Mart’ta Irak’ta yapılacak genel seçimlerin sonucunda Irak’taki iç dinamiklerin değişeceği beklenebilir. Obama yönetimi, eğer gerçekten şiddet ve terör olaylarından arınmış bir Irak istiyorsa, ilk aşamada atması gereken önemli adımlardan birincisi, Irak’ın ulusal birliğini sağlayabilecek, etnik ve mezhep ayrışmalarından uzak bir hükümetin kurulması kaçınılmazdır. Aksi halde, seçimlerden sonra Irak’ı bugünkünden daha vahim bir geleceğin beklediği söylenebilir. Bugüne değin Irak’ın tüm sorunlarının önünü tıkayan Kerkük Sorununun çözümü için biran önce, oldu-bittiye değil, Kerkük’ün tüm kesimleri (Türkmenler, Araplar, Kürtler ve Kildu-Asuriler) arasında ortaklaşa bir çalışmanın başlatılmasında fayda vardır. Önümüzdeki günlerde, Irak’taki seçim rekabetinin kızışmasıyla birlikte şiddet ve terör saldırılarının artması kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle Irak güvenlik güçlerinin özellikle de tartışmalı bölgelerde (Kerkük, Musul ve Diyale) artırılması ve geniş güvenlik önlemlerinin alınması büyük önem arzetmektedir.
(Ali SEMİN, SDE Asistan)