Geçen yıl seçimlerinde Amerikan seçmeninin büyük bir desteğini alarak Beyaz Saray’a yerleşen Başkan Obama’nın, aradan sadece bir yıl geçtikten sonra, sağladığı bu destekte büyük kırılmaların kendini göstermeye başladığı görülmektedir.
Kongre’nin, Senato ve Temsilciler Meclisi kanatlarından 535 üyenin katıldığı, ortak oturumunda, Amerikan Başkanlarının her yıl yapması mutad olan, “Birliğin Durumu” (State of the Union) konuşması, gerek başkan gerek iktidar partisi adına büyük önem taşımaktadır. Başkan Obama, bu yılki konuşmasını, yarın gece, tüm Kongre üyeleri, Washington’daki kordiplomatik mensupları ve Amerikan toplumunun çeşitli katmanlarını, kurum ve kuruluşlarını temsil eden kişiler önünde yapacaktır.
Demokratlar’ın, büyük çoğunluğu itibariyle, öteden beri, kendilerinden yana oy kullanan Massachusetts eyaletindeki özel seçim sonucu, Edward Kennedy’nin ölümüyle boşalan Senatörlük sandalyesini Cumhuriyetçiler’e kaptırmaları olayından sonra, Barack Obama’nın, kamuoyu yoklamalarındaki destek yüzdesi, birden bire, yüzde 80-90’lardan, yüzde 60’lara doğru büyük bir düşüş göstermiştir.
Bunun ayırdında olan Başkan Obama, son günlerde çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarında kendisine oy veren kitlelerin başında gördüğü orta sınıf halka hitaben, “benim mücadelem sizin içindir” demeye başlamıştır. Gerçekten de, Başkan Obama, orta sınıf halka mensup ailelerin, günlük yaşantılarında karşılaştıkları ekonomik ve sosyal içerikli zorlukları aşabilmelerini sağlayacak önlemler getirmek peşinde olmuştur. Kongre’de önü kesilmeye çalışılan Sağlık Reformu kanun tasarısı da bunlardan biridir. Ancak, ne yazık ki, tüm diğer demokratik yönetime sahip ülkelerde olduğu gibi, ABD’de de seçmen kitleleri, günlük endişelere ve siyasetçilerin başarı ya da başarısızlıklarına göre, siyasi tercihlerini değiştirebilmektedir.
Görülen odur ki, artan sayıda Amerikalı, Obama’nın izlediği siyasetleri, ya çok pahalı ya da etkisiz bularak, onaylamadığını beyan etmektedir. Anlaşılan, Başkan Obama’nın Sağlık Reformu planlarını en kısa sürede, şu ya da bu şekilde hayata geçirerek, halkın endişe ve tepkiyle izlediği ekonomi ve işsizlik konularındaki önlemlere odaklanması beklentisi mevcuttur.
Ekonomik kriz dönemlerinde, geçmişteki Amerikan başkanlarının da, kazandıkları büyük seçim zaferlerini büyük yenilgilerle sona erdirmek zorunda kaldıkları bir gerçektir. Kamuoyu yoklamalarında, deneyim ve bilgilerine güvenilir uzmanların öngörülerine nazaran, önümüzdeki Temsilciler Meclisi kısmi yenileme seçimleri sonucunda, Cumhuriyetçiler’in 20-30 sandalyelik bir kazanımla çıkmaları beklenebilir.
Dış Politika Alanında Gelişmeler:
Bu alanda dikkati çeken iki gelişme Irak ve Afganistan bağlamında görülmektedir. Ayrıca terörle mücadele bağlamında, dolaşan iddialara göre, El-Kaide terör örgütü, Amerika’ya karşı, toplu imha silahları kullanmak hususunda sürekli bir arayış ve hazırlık içinde bulunmaktadır. Bu söylenti ve değerlendirmeler şu aşamada, istihbarat servislerine yakın çevrelerin hazırladıkları raporlara ve Kongre çevrelerinde bunlara atfedilen değer ve araştırmalara dayandırılmaktadır.
Irak:
Irak’a ilişkin olarak, Başkan Obama, bu ülkedeki Amerikan askerlerinin planlanan süre içinde, herhangibir zorluk ya da gecikmeye mahal vermeden, geri çekilmelerini sağlamak arzusundadır. Obama’nın bu arzusuna engel oluşturabilecek unsurların başında, kuşkusuz, Irak’ın kuzeyinde oluşturulmuş bulunan kürt yönetimi gelmektedir. Buna engel olabilmek için, halen Washington’u ziyaret eden Kuzey Irak Kürt Yönetimi lideri Mesud Barzani’yi, Başkan Obama, dün Beyaz Saray’da kabul ederek görüşmüştür. Obama’nın, muhatabından, Irak’ın güvenlik ve bütünlüğüne engel oluşturabilecek konularda yapıcı bir tutum benimsemesini talep ettiği ve Irak’ın bağımsızlık ve toprak bütünlüğü çerçevesinde birleştiği bir ortamda, Barzani’nin sağlayacağı desteğe mukabil, güven ve refah içinde bir Kürdistan özerk bölgesine, ülkesinin destek vereceğini söylediği anlaşılmaktadır.
Barzani’nin ise, Irak’da yaklaşan seçimlerin anlamına işaretle, kürt bölgesinin “federal, demokratik ve çoğulcu bir Irak” beklentisini dile getirdiği ileri sürülmektedir. Bunun sağlanabilmesi için de, Barzani’nin, “ABD’nin Irak ve kürt bölgesine uzun vadeli stratejik taahhütlerde bulunması” talebini ortaya koyduğu, Kuzey Irak’a yakın kaynakların medyaya yönelik söylemleri arasındadır.
Afganistan:
Afganistan’daki Amerikan ve NATO Kuvvetleri’nin Komutanı Stanley McChrystal’ın, Başkan Obama tarafından gönderilmesi kararı alınan 30 bin ilave Amerikan askerini, bu ülkedeki ayaklanmayı zayıflatarak, muhalif güçlerin liderlerini, Afgan hükümetiyle bir uzlaşıya varmak üzere, müzakere masasına oturtmak amacı ile kullanacağı anlaşılmaktadır. Komutan’ın, bu durumda, Afgan yönetimi adına verdiği bir söz ilginçtir. Buna göre, Taliban liderleri, geçmişte olanları unutarak geleceğe odaklanmak kayıt ve şartı ile Afganistan hükümetinde dahi yer alabilirler.
Bu arada, Afganistan Yüksek Seçim Kurulu, 22 Mayıs tarihi itibariyle, planlanan Parlamento seçimlerini, gerekli olan 120 milyon dolarlık finansal olanağın mevcut olmadığı ve güvenlik endişelerini ileri sürerek, 18 Eylül 2010 tarihine kadar erteleme kararı almıştır.
Stanley McChrystal bu niyetlerini uluslararası kamuoyu önünde ortaya koyarken de, bir yandan Taliban için mücadele eden kişilerin yeniden topluma kazandırılması, diğer yandan İngiliz ve Amerikan kuvvetlerinin isyancılara yönelik harekat hazırlıklarının son aşamaya getirildiği kamuoylarına açıklanmış bulunmaktadır.
Afganistan’a ilişkin diplomatik girişimler de bu sıralarda, bir kez daha, yoğunluk kazanmıştır.
Atmış ülkeden temsilcinin katılımı ile önümüzdeki günlerde Londra’da düzenlenecek toplantı öncesinde, Türkiye’nin öncülüğünde, İstanbul’da, Afgan Cumhurbaşkanı Hamid Karzai ile Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari’nin bir araya gelecekleri “Afganistan’ın Komşuları” konferansı bugün çalışmalarına başlamıştır. Bu toplantı ile bölgede bir uzlaşı zemini yaratılabilmesi için ülkeler arasındaki işbirliği olanaklarının bir kez daha araştırılması amacı güdülmektedir.
(Büyükelçi (E) Nüzhet Kandemir)