ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » Savunma - Güvenlik - TerörGeri Dön «

Küresel Sorunların en İnsaniyetsizi: İnsan Ticareti

23.01.2010 15:43:35

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahminlerine göre ise dünya üzerinde şu anda 2.45 milyon insan zorla çalıştırılmaktadır. Karın tokluğuna günde 15-20 saat çalışmaya zorlanan bu insanların mağduriyetleri ise maalesef çok fazla duyulmamaktadır. Zira bu hadiselerin büyük bir kısmı, toplumun ve kolluk kuvvetlerinin ilgisini çekemeyecek kadar uzakta; kırsal kesimde ve tarım sektöründe cereyan etmektedir. Bu uzaklık sadece fiziki mesafe anlamında değil aynı zamanda hukuk kuralları ve sosyal kabulleniş anlamında da kendini göstermektedir.

İnsan Ticaretinin Ulaştığı Boyut

 

Modern zamanın köle ticareti olarak nitelendirebileceğimiz insan ticareti, birey onurunu zedeleyen, temel hak ve özgürlüklerini hiçe sayan ve toplumsal huzur ve güvenliği sarsan ciddi bir suç tehdidi haline gelmiş durumdadır.[1]
 
Köleliğin yaygın olarak uygulandığı dönemlerde daha çok cinsel ve emek sömürüsünü kapsayan bu istismar biçimine, günümüzde ileri tıp teknolojisinin de yardımıyla ‘yasadışı organ ve doku ticareti’ dâhil olmuştur. Ayrıca, iletişim devrimine yol açan internetin suiistimal edilmesiyle patlak veren çocuk pornografisi de insan ticaretiyle bağlantılı diğer bir cinsel, ruhsal ve bedensel sömürü aracıdır.
 
Dünyanın birçok yerinde insan ticaretinin farklı uygulamalarını görmek mümkündür. Fuhşa zorlanan kadın ve çocuklar, dilendirilen küçükler, organları elinden alınan insanlar, zorla silahlandırılarak ölüm mangaları haline getirilen Afrikalı gençler, fabrikalarda, tarlalarda ve üretim tesislerinde çalıştırılanlar, borçlarını beden gücüyle ödemeye zorlananlar ya da zorla evlendirilen kadınlar... Hepsi insan ticaretinin birer örnekleridir.
 
BM tahminlerine göre yıllık ortalama 25-30 milyar Dolarlık bir yasadışı sermaye büyüklüğüne sahip insan ticareti sektörü, her yıl ortalama 10-12 milyon kişiyi, kendi ülkesinde ya da başka ülkelerde mağdur etmektedir.[2]
 
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün tahminlerine göre ise dünya üzerinde şu anda 2.45 milyon insan zorla çalıştırılmaktadır.[3] Karın tokluğuna günde 15-20 saat çalışmaya zorlanan bu insanların mağduriyetleri ise maalesef çok fazla duyulmamaktadır. Zira bu hadiselerin büyük bir kısmı, toplumun ve kolluk kuvvetlerinin ilgisini çekemeyecek kadar uzakta; kırsal kesimde ve tarım sektöründe cereyan etmektedir. Bu uzaklık sadece fiziki mesafe anlamında değil aynı zamanda hukuk kuralları ve sosyal kabulleniş anlamında da kendini göstermektedir.
 
Organ ve doku temini amacıyla yapılan insan ticaretiyle ilgili bir istatistik verecek olursak, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl hastalara nakledilen 70 bin böbreğin en az yüzde 10’u yasal olmayan yollarla temin edilmektedir.[4] Ekseriyetle geri kalmış ve fakir bölgelerden kaçırılan/temin edilen insanların mağdur edildiği bu ticaretin sürdürülmesinde; uzmanlığını ve teknik imkânlarını insan tacirlerinin hizmetine sunan bazı doktor ve hastanelerin de önemli rolü olduğunu burada not edelim.
 
İnsan ticaretinin küresel boyutu hakkında en kapsamlı değerlendirmelerden birisi, BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) ‘Küresel İnsan Ticareti’ Raporuna göre, kadın ve çocukların cinsel istismarı yüzde 79 oranla insan ticaretinin en sık görülen nedenidir. Bunun dışında, zorla çalıştırma ve organ kaçakçılığı suçları da insan ticaretinin yüzde 21’ini teşkil etmektedir. Mağdurların yüzde 66’sı kadın, yüzde 12’sinin erkek, yüzde 22’si ise çocuktur.[5]
 
İnsan ticareti mağdurlarının sunmaya mecbur bırakıldıkları hizmetlerin en büyük taliplisi ise tahmin edileceği üzere maddi refah seviyesi yüksek ülkelerdir. UNODC’ye göre, kadın ticareti konusunda, Japonya, Tayland, İsrail, Belçika, Hollanda, Almanya, İtalya, ABD ve Türkiye önemli varış güzergâhlarıyken, Tayland, Çin, Nijerya, Arnavutluk, Bulgaristan, Beyaz Rusya, Moldova ve Ukrayna öne çıkan kaynak ülkelerdir.[6]
 
Ülkede cereyan eden iç karışıklıklar, ekonomik sorunlar, yabancı askeri güçlerin varlığı, özellikle fuhuş amaçlı insan ticareti vakalarının o ülkede hızla artmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca tüm dünyadan milyonlarca kişiyi buluşturan olimpiyat oyunları ve dünya futbol şampiyonası gibi büyük sportif olaylar da insan tacirlerinin her zaman ilgi alanındadır. Küresel ekonomik krizin olumsuz etkileri, genç insanlara yurtdışında daha iyi gelir ve yaşam imkânı vadeden insan tacirlerinin işini kolaylaştırmaktadır.
 
Küresel Mücadele Ne Durumda?
Küresel seviyede mücadeledeki duyarlılığın belirli ölçüde artmakta olduğunu söylememiz mümkündür. 2008 yılı sonu itibariyle bakıldığında insan ticareti, ülkelerin yüzde 80’inde spesifik bir suç haline getirilmiştir. Yine ülkelerin yüzde 52’sinde sadece bu suçlarla mücadele eden uzman polis birimleri kurulmuştur. Ayrıca, toplam 76 ülkede sadece insan ticaretiyle mücadeleye odaklanan ulusal eylem planları kabul edilmiştir. Bu durum, eylem planı olmayan ülkelerin daha az mücadele ettiği anlamına gelmemekle birlikte, eylem planı o ülkenin siyasi gündeminde insan ticaretiyle mücadelenin olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.[7]
 
İstatistiklere bakıldığında ise bu olumlu gelişmelerin birçok ülke açısından yakalama istatistiklerine aynı oranda yansımadığı görülmektedir. 2008 yılı başı itibariyle dünya ülkelerinin yüzde 40’ı insan ticareti suçundan herhangi bir zanlıyı mahkûm etmiş/edebilmiş değildir. Diğer suç faaliyetleriyle kıyaslandığında mahkûmiyet oranları düşük seviyededir. Örneğin Batı Avrupa’da insan ticaretinden mahkûm olanların oranı, çok nadir işlenen fidye amaçlı adam kaçırma suçuyla aynı seviyededir.[8]
 
ABD İnsan Ticareti Raporu’na göre iki yıldır 2inci sütunun izleme listesinde yer alan Hindistan, Çin, Rusya, Sri Lanka, Mısır gibi az başarılı kabul edilen bazı ülkeler, önümüzdeki yıl 3. sütundaki başarısız ülkeler grubuna dâhil edilme ihtimaliyle karşı karşıyadır.[9]
 
ABD, bu sınıflandırmaya kendisini dâhil etmese de insan ticaretiyle mücadele performansı bakımından kendi ülkesinde sorgulanmaktadır. Önümüzdeki günlerde Obama Yönetiminin insan ticaretiyle savaş planını açıklayacağı beklentisi de bu durumun bir göstergesidir.[10]  
 
Türkiye Açısından Durum Nedir?
Türkiye İnsan ticaretinin en sık görülen biçimi olan kadın ticareti bakımından hem transit hem de hedef ülke konumundadır. SSCB’nin yıkılmasıyla birlikte bağımsızlıklarını kazanan yeni Cumhuriyetler Türkiye’ye yönelik kadın ticaretinde öne çıkan kaynak ülkelerdir. Özbekistan, Moldova, Türkmenistan, Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Kırgızistan bu ülkelerin başında gelmektedir.[11]
 
Polisiye mücadelede gelinen noktaya baktığımızda ise 2008 yılı içinde yakalanan insan taciri ve tespit edilen mağdur sayısında geçmiş yıllara göre önemli düşüşlerin yaşandığını görmekteyiz. Örneğin 2006 yılında 246, 2007 yılında 148 yabancı uyruklu mağdur tespit edilirken 2008 yılında bu sayı 118’e düşmüştür. Bunun en önemli sebebi son beş yıl içinde, her yıl ortalama 316 insan ticareti organizatörünün yakalanarak adalete teslim edilmesidir.[12]
 
Yakalama sayılarına da yansıyan bu mücadelede polisin en büyük yardımcısı ise eskisine göre çok daha etkin hale getirilen mevzuat olmuştur. 2005 yılında yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 80’inci maddesinde insan ticaretine ağır müeyyideler (8 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası) getirilmiştir. Kanun maddesine 2006 yılında ‘fuhuş amacıyla’ ifadesinin eklenmesiyle de fuhuş konusunu düzenleyen ve cezası insan ticaretine göre çok daha hafif olan 227’inci maddeyle arasında yaşanabilecek karışıklıkların önüne geçilmesi hedeflenmiştir. Ayrıca, 2005 yılında yürürlüğe giren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuyla, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele kullanılan ileri soruşturma tekniklerinin, insan ticareti suç soruşturmalarında da kullanılması sağlanmıştır.
 
Bunun yanında, polisin özellikle kadın ticaretinde mağdur-fail ayırımı konusunda bilinçlenmesi, ceza soruşturmasında kilit rol oynayan mağdur-tanıkların resmi makamlara erişimi konusunda kolaylaştırıcı mekanizmaların (Alo 157 yardım hattı, sığınma evleri gibi) devreye sokulması ve mağdur merkezli politikaların (tıbbi ve hukuki yardım, vize süresinin uzatımı, ikamet kolaylığı gibi) geliştirilmesi mücadelede önemli bir aşama olmuştur.
 
Organ ve doku amaçlı insan ticaretindeki mağdur profiline baktığımızda ise ekonomik sorunlar yaşayan Türk vatandaşlarıyla karşılaşmaktayız. 2009 yılı Ekim ayında uzun bir soruşturmanın ardından yapılan operasyonda ortaya çıkan manzara, Türkiye’de organ bağışı uygulamasının nasıl suiistimal edildiğini de gözler önüne sermiştir. Bu operasyon sonucunda, organ ticareti yapmak üzere kurulan bir suç örgütünün, Afyonkarahisar'a bağlı Kışlacık köyünde yaşayanların yarıdan fazlasının böbreklerini 20 bin liraya alıp, aralarında yabancı uyruklu hastaların da bulunduğu birçok kişiye 50 bin liraya pazarladığı anlaşılmıştır.[13]
 
Organ bağışını düzenleyen ‘Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun’un 3üncü maddesine göre “Bir bedel veya başkaca çıkar karşılığı, organ ve doku alınması ve satılması yasaktır.” Ancak bu yasağın uygulanması için kanunda öngörülen müeyyide (2-4 yıl hapis cezası) caydırıcı olmaktan uzaktır.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
 

 


[1] En basit tanımıyla insan ticareti; zorla çalıştırmak, esarete tâbi kılmak, fuhuş yaptırmak ve vücut organlarını almak amacıyla, tehdit, baskı, cebir, şiddet, hile, çaresizliklerinden istifade etme ve nüfuzu kötüye kullanma gibi yöntemlerle kişileri tedarik etme, kaçırma ve başka yerlere götürme anlamına gelmektedir.
[2] http://www.watsoninstitute.org/events_detail.cfm?id=1143
[3] AGİT, Occasional Paper Series No . 3: Labour Exploitation in the Agricultural Sector, Nisan 2009, Viyana, s.22.
[4]ABD Dışişleri Bakanlığı, “The Trafficking in Persons Report 2009”, Washington, s.17. 
[5] UNODC Global Report on Trafficking in Persons, Viyana, Şubat 2009, s. 48.  
[6] Marielena Zuniga, “How Demand Creates Sex Slaves” http://www.soroptimist.org/articles/article_trafficking.html (erişim tarihi:27.09.2009)
[7] UNODC Global Report on Trafficking in Persons, Viyana, Şubat 2009, ss. 24-25
[8] a.g.e. s.44
[9] http://www.state.gov/g/tip/rls/tiprpt/2009/ (erişim tarihi:26.12.2009)
[11] IOM: Migration in Turkey:A Country Profile, Cenevre, 2008, s.34.
[12] KOM Daire Başkanlığı: 2008 Raporu, Ankara 2009, s.69.
[13] http://www.akdenizhaberler.com/Haberler-Organ-Ticareti-Davasi-77428.html

 

 






SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya