2010 AGİT Dönem Başkanı Kazakistan
Hem Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) hem de seçilen ülke açısından son derece önemli bir görev olan AGİT Dönem Başkanlığı, 2010 yılı için bu göreve seçilen Kazakistan’a geçmiştir.
İnsan hakları, demokrasi ve medya özgürlüğü açısından Batılı ülkelerce hatta bizzat AGİT organlarınca eleştirilen Kazakistan’ın böyle önemli bir görev için seçilmiş olması, ülkenin uluslararası imajı açısından gerçekten önemli bir başarıdır. Petrol ve doğal gaz kaynakları tüm dünyanın ilgisini çeken Kazakistan’ın adaylık sürecinde AB, Rusya ve başlangıçta olmasa bile daha sonraki süreçte ABD’den destek bulması çok da şaşırtıcı değildir.
[1]
Kazakistan’ın bu göreve seçilen ilk Orta Asya Cumhuriyeti olması, Nursultan Nazarbayev’in Ülkesinin Orta Asya’da en etkili ülke olma politikasıyla birebir örtüşmektedir. Dönem Başkanlığında etkili bir politika uygulayacağı sinyallerini veren Kazakistan bu bir yıllık Başkanlık süresi boyunca elbette ulusal önceliğindeki uluslararası sorunlara odaklanacaktır.
[2]
Kazakistan Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, Dağlık Karabağ probleminin barışçıl çözümü, Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi ve Afganistan’ın istikrar ve güvenliğe kavuşması konularının Kazakistan’ın AGİT dönem Başkanlığı öncelikleri arasında olduğunu belirtmiştir. Ayrıca 1999’daki İstanbul Zirvesinden sonra bir daha düzenlenemeyen Zirve toplantısının kendi dönem başkanlığı sırasında yapılmasına gayret göstereceklerini açıklamıştır.
[3] Yapılabilmesi halinde, böyle bir Zirve toplantısıyla AGİT’in performansının gözden geçirilmesi ve daha etkin bir yapıya kavuşması tartışılabilecektir.
Kazakistan ayrıca, AGİT’in güvenlik yönüne ağırlık vereceğini bildirerek, üye ülkelerde demokrasi inşasının AGİT’in görev alanı dışında kaldığını açıklamıştır. Bu yaklaşım, Rusya başta olmak üzere diğer eski SSCB ülkelerinin çoğunun paylaştığı ‘bağımsız ülkelerin iç işlerine uluslararası örgütler aracılığıyla müdahale edilmemesi gerektiği’ görüşüyle aynı paraleldedir.
[4] Ancak AGİT Dönem Başkanlığı döneminde geliştireceği politikalarda Astana’nın, ne Moskova’ya ne de Washington’a diğerinden daha yakın bir çizgi izlemesi, her iki ülkeyle de var olan ilişkileri açısından çok mümkün görünmemektedir.
[5]
Ancak Kazakistan’ın AGİT dönem başkanlığını destekleyen tarafların bu ülkeden çeşitli beklentiler içinde olduğunu da not etmeliyiz. Örneğin Rusya, Medvedev’in geliştirdiği tek bir Avrupa Güvenlik Anlaşması fikrinin AGİT’in karar organlarında tartışılmasını isteyeceği beklenmektedir. Rusya’nın öncülüğünde kurulan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’nün de üyesi olan Kazakistan’ın, AGİT içerisinde bu projenin güçlü bir şekilde tartışılmasına imkân vereceğini düşünmek ise çok gerçekçi değildir.
[6] Zira eski SSCB coğrafyasına NATO’nun ve ABD’nin yayılmasının engellenmesi hedefini bünyesinde barındıran böyle bir girişimin hayata geçirilmesi fikri haliyle ABD başta olmak üzere Batı’da tepkiyle karşılanmaktadır.
[7] Ayrıca, bu projenin hayata geçirilmesi, Avrupa ve Asya’da güvenliğin ve istikrarın tesisi amacıyla kurulan AGİT, NATO, Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü, Şanghay İşbirliği Örgütü gibi bölgesel girişimlerin etkisizleştirilmesi anlamına da geleceğinden uygulanmasının çok zor olduğu görülmektedir.
AGİT, Avrasya’da Önemli Bir Boşluğu Dolduruyor
Bilindiği gibi AGİT, soğuk savaş döneminde Doğu ve Batı Avrupa arasında güvenlik bunalımlarını bir aşmak amacıyla hayata geçirilmiş önemli bir siyasi projedir. Avrupa, Orta Asya ve Kuzey Amerika’dan toplam 56 devletin üyesi olduğu AGİT, bölgesel güvenlik amacıyla kurulu bulunan en büyük uluslararası örgüt olma özelliğini taşımaktadır.
AGİT’in aynı zamanda kapsamlı güvenlik anlayışına sahip yegâne kuruluştur. Bu üç boyutlu güvenlik anlayışının içinde siyasi- askeri, insani ve ekoloji-çevre alanları yer almaktadır. Bu başlıkların altında; demokratikleşme, eğitim, seçimler, insan hakları, azınlık hakları, medya özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, cinsiyet ayrımcılığı ve insan ticaretiyle mücadele silahların kontrolü, sınır yönetimi, terörizmle mücadele, çatışma önleme, askeri reform ve polis faaliyetleri bulunmaktadır.
[8]
Son dönemde AGİT’in ilgi alanına yine bu kapsamlı güvenlik perspektifine bağlı olarak; medeniyetler arası ittifak, ayrımcılık ve nefretle mücadelede, enerji güvenliği, iklim değişimi, çevre bozulması, gıda ve su kirliliği gibi diğer önemli konular da girmiş durumdadır.
[9]
Çift kutuplu dünya düzeninin ortadan kalmasının ardından Batılı ülkelerin AGİT’e ilgisi daha da artmıştır. Zira Balkanlarda, Güney Doğu Avrupa’da, Kafkaslarda ve Orta Asya’da kurulan yeni devletlerin içinde bulundukları değişim sürecine Batı’nın aktif müdahil olabilmesi için elindeki en önemli araçlardan birisi olmuştur AGİT. Bu kapsamda Batı, AGİT’in özelikle medyaya özgürlük, demokratik kurumlar ve milli azınlıklarla ilgili organlarına büyük önem ve destek vermiştir.
AGİT coğrafyasında son onbeş yılda meydana gelen birçok hadisede AGİT’in artan rolüne şahit olmaktayız. Örneğin, Arnavutluk’u iç savaşın eşiğine getiren banker skandalı, Kosova krizi, Gürcistan’daki ‘gül’ devrimi, Ukrayna’daki ‘turuncu’ devrim, Kırgızistan’daki ‘lale’ devrimi, Balkanların yeniden yapılandırılması gibi birçok bölgesel sorunda ve konuda AGİT’in rol üstlendiğini görmekteyiz.
Elbette AGİT’in bu tür hadiselerdeki rolü her devletçe makul karşılanmamaktadır. Örneğin, bu renkli devrimlerden ve Ukrayna’daki Başkanlık seçimlerinden sonra Rusya, Batılıların AGİT’i anti-Rus politikalar üretmek için kullandıkları gerekçesiyle sert tepki göstermiştir.
[10]
Rusya’nın diğer önemli bir tepkisi ise 1992 yılından beri görev yapan AGİT Gürcistan Misyonu’nun görev süresinin uzatılması müzakerelerinde yaşanmıştır. 2008 yılında 5 gün süren Gürcistan-Rusya savaşının ardından AGİT kartını devreye sokan Rusya, Gürcistan’ın uluslararası toplumun desteğini aldığı AGİT damarını kesmekte tereddüt yaşamamıştır.
[11] Zira AGİT’te oybirliğiyle karar alındığından bir ülkenin bile hayır demesi herhangi bir kararın alınamaması demektir. Bu tutumundan dolayı başta AGİT olmak üzere ABD ve diğer Batılı ülkelerden eleştiri alsa da Rusya, politik çıkarları doğrultusunda AGİT’in önünü tıkayabileceğini bir kez daha göstermiştir.
Türkiye’nin AGİT Vizyonu
Türkiye AB üyelik sürecinde ilerlerken, kendi reform sürecini kendi kapasitesiyle gerçekleştiren bir ülke konumundadır. Bu açıdan bakıldığında AGİT’in uzmanlığından yararlanma ihtiyacı hisseden bir ülke olmadığını belirtmeliyiz. Bununla birlikte, Türkiye, Kafkaslarda, Güney Avrupa’da, Orta Asya’da AGİT’in rolünün daha güçlü bir kurumsal alt yapıya kavuşmasını ve bu bölgelerdeki bazı faaliyetlerini desteklemektedir.
AGİT içinde asıl belirleyici güç odakları AB, ABD ve Rusya’dır. Bunların yanında Türkiye, AGİT’in içinde kendi milli sesini duyurabilen ve sözüne itibar edilen ülkeler arasında yer almaktadır.
[12]
Son dönemde izlenen aktif dış politikanın bir parçası olarak AGİT vizyonunu derinleştirmek isteyen Türkiye bu amaçla 2007 yılında AGİT Dönem Başkanlığına aday olmak için harekete geçmiş ancak Ermenistan’ın Türkiye’nin adaylığını veto edeceğini açıklaması üzerine Türkiye adaylıktan çekildiğini açıklamıştır.
[13]
Kazakistan’ın dönem başkanlığına destek veren Türkiye, 2010 yılı içinde özellikle AGİT Minsk Grubu’nun, Ermenistan-Azerbaycan arasındaki ihtilafların çözümünde daha aktif rol almasını istemektedir. Bunun yanında medeniyetler ittifakı projesine AGİT üzerinden daha güçlü bir desteğin sağlanmasını da arzu etmektedir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)
[1] DANIEL McLAUGHLIN, “Kazakhstan takes OSCE chair despite wide criticism”, The Irish Times – 2 Ocak 2010, http://www.irishtimes.com/newspaper/world/2010/0102/1224261527490.html
[2] http://www.turkishweekly.net/news/95133/kazakhstan-became-twentieth-vountry-presiding-in-osce.html
[3] http://in.reuters.com/article/southAsiaNews/idINIndia-44652320091211?feedType=RSS&feedName=southAsiaNews&utm_source=feedburner&utm_medium=feed&utm_campaign=Feed%3A+reuters%2FINsouthAsiaNews+%28News+%2F+IN+%2F+South+Asia+News%29
[4] http://www.rfi.fr/actuen/articles/121/article_6367.asp
[5] http://www.neurope.eu/articles/97787.php
[6] Roger McDermott, “Kazakhstan Poised to Promote Medvedev’s European Security Proposals”, January 5, 2010 http://www.jamestown.org/single/?no_cache=1&tx_ttnews%5Btt_news%5D=35872&tx_ttnews%5BbackPid%5D=7&cHash=4a4700c1cc
[7] http://www.themoscowtimes.com/opinion/article/medvedevs-grandiose-european-security-trap/396146.html
[8] http://www.osce.org/activities/18803.html
[9] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ve-avrupa-guvenli-ve-isbirligi-teskilati-_agit_.tr.mfa
[10] AGİT'te ABD Rusya Atışması, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=136683
[11] http://www.osce.org/georgia/
[12] http://www.mfa.gov.tr/turkiye-ve-avrupa-guvenli-ve-isbirligi-teskilati-_agit_.tr.mfa
[13] http://www.cnnturk.com/2004/dunya/07/16/turkiye.agit.donem.baskanligi.adayligini.geri.cekti/21397.0/