İsrail Hükümeti Barışmak İstemiyor
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad, İsviçre Parlemento Heyetiyle Şam’da yaptığı görüşmelerde; ülkesinin bögedeki adil ve barışçıl tavrından söz ederek, İsrail ile barışın gerçekleşebilmesi için karşı tarafında bu konuda ılımlı olması gerektiğini belirtti.
(Tıkla-1)
İsrail Hükümeti’nin Suriye ile barıştan yana olmadığına sözlerinde vurgu yapan Esad, barış için önlerinde duran en büyük engelin İsrail’i karşılarında partner olarak bulamamalarından kaynaklandığını dile getirdi. Esad, özellikle Türkiye’nin bu barış sürecindeki etkin arabuluculuk çalışmalarına Avrupa tarafından da destek verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede Esad geçtiğimiz günlerde de benzer açıklamalar yaparak; İsrail Hükümeti’nin barış konusundaki isteksizliği karşısında ABD’nin elinden hiçbir şey gelemeyeceğini, bununla beraber bu konuda ABD’yi suçlamanın da anlamsız olacağına sözlerinde değindi.
Hatırlayacak olursak, Suriye ve İsrail arasında barış görüşmeleri dolaylı olarak 2008 Mayıs’ı başlamış, Türkiye’nin de bu konudaki arabuluculuk çalışmaları gündeme gelmiş, ancak Aralık ayında İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırıların ardından görüşmeler askıya alınmıştı.
İki ülke arasındaki sorunun merkezinde 1967 Arap -İsrail Savaşı sırasında İsrail tarafından işgal edilen stratejik öneme sahip Golan Tepeleri bulunmaktadır. Ancak, İsrail-Suriye barışının gerçekleşebilmesi, Golan Tepeleri’nin Suriye’ye verilmesinden ibaret değildir. Önemli olan tarafların bölgesel anlamdaki tüm konularda geniş bir uzlaşıya varabilmeleridir. Ayrıca barış önündeki engeller arasında; Filistin konusuna tarafların farklı bakışı, İran’a yakınlaşan Suriye’nin aynı zamanda Lübnan’la olan ilişkilerinin yansımaları ve bir yandan da İsrail’in ABD ile ilişkileri yer almaktadır. Tarafların karşılıklı yaşadığı güven sorunu bir yana, Hamas-Hizbullah ile olan ilişkilerin aldığı hal, teröre verilen destekler ve tüm bunlarla ilgili çözüm arayışları, durumu daha da karmaşık ve barışa ulaşılması zor bir hale getirmektedir.
Bu noktada ülkelerin barışa bakışına, barıştan ne anladığına, ne beklediğine, barışın nelerin kılıfı olarak kullanabilineceğine bakmak gerekiyor. Barış yanlısı olmak mı, barıştan kaçmak mı gerçek barışa daha yakın kılıyor ülkeleri, belki de bunun iyi okunması gerekiyor. Barışa yaklaşırken taraflar bunu kısa ya da uzun vadeli hedeflerine ulaşmada bir araç olarak mı görüyorlar, yoksa diğer bir anlamıyla barış stratejik mi yoksa taktiksel ya da diplomatik olarak mı algılanıyor ve yansıtılıyor sorusu gündemdedir.
(Elif Altun)