Terör olgusunun, Obama yönetimince, Irak bağlamında yapılan planlaması üzerinde olumsuz etkilerini hissettirdiği görülmektedir. Irak seçim kanununun zamanında çıkarılarak, Ocak 2010 ayı içinde yapılması öngörülen seçimlerin gecikmemesi, ABD için önem taşımakta idi. Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı El-Haşimi’nin vetosu kanunun nihai şeklini alarak yürürlüğe girmesini geciktirdi. Böylece, seçim tarihinin de yaklaşık iki ay süreyle ertelenmesi durumu hâsıl oldu.
Amerika’nın beklentisi, seçimlerde Irak’daki iktidarın, demokratik yollarla ve aksamadan devrini sağlayarak bu ülkeden Amerikan askerlerinin geri çekilmesi sürecinin de sürat kazanması idi. Bu erteleme keyfiyetinin, geri çekilme konusunda, ABD’nin planlarını büyük ölçüde aksatmayacağı düşünülmektedir. Ancak bu planları aksatacak bir başka olay Irak’ta hüküm süren terör olgusunun bu kez Irak Yüksek Seçim Kurulu’na yönlenmiş olmasıdır denilebilir. Zira son zamanlarda Irak Yüksek Seçim Kurulu üyelerinden 10’a yakını El – Kaide ve BAAS Partisi’ne mensup oldukları sanılan kişi ya da grupların saldırısı sonucu yaşamlarını yitirmiş bulunmaktadır. “Irak İslam Devleti” adı altında hareket eden ve bu saldırıları üstlenen şemsiye durumundaki grubun seçimlere kadar bu eylemlerini sürdürmesi ve böylece bir yandan Irak Hükümeti’ne yönelik güveni sarsmaya, diğer yandan seçimleri baltalamaya gayret etmesi beklenmektedir.
ABD’nin bu eylemler karşısında sorumluluğu bugünkü Irak Yönetimi’ne bırakmak gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Bu açıdan bakıldığında muharip güç kategorisindeki askerlerini pasif görevlere çekmeye başlayan Amerikan Silahlı Kuvvetleri’nin, muhtemelen, bir durum değerlendirmesi yapması ve Irak’ın resmi güvenlik güçlerine yardımcı olması gerekebilecektir
(Büyükelçi (E) Nüzhet Kandemir)