KERRY-LUGAR ÖDENEĞİ’NİN PAKİSTAN’A GETİRİLERİ
ABD’li Demokrat Parti senatörü John Kerry ve Cumhuriyetçi Parti üyesi Richard Lugar’ın önergesiyle Amerikan Kongresi’ne gelen, Pakistan’ın uzun zamandır beklediği ödenek, senatodaki sözlü oylamanın ardından 30 Eylül 2009 Çarşamba günü kabul edilmişti. Önerge Pakistan’a 5 yıllık süre için yılda 1,5 milyar dolardan toplam 7,5 milyar dolar yardım yapılmasını öngörmüştü. (
tıkla 1) Ödeneğin yasalaşarak uygulamaya konması için Başkan Barack Obama tarafından imzalanması gerekiyor. Başkan seçilmeden önce senatörlük görevi sırasında söz konusu ödeneğe verdiği destek hatırlandığında, imza konusunda bir sorun çıkmayacağı tahmin ediliyor.
(tıkla 2)
Ödenek yasalaşmadan farklı cephelerden çok ilginç açıklamalar yükselmeye başlamıştır. ABD’de iktidarı elinde tutan Demokrat Parti genelinde ödenek; “Pakistan ve ABD arasında gerçek bir stratejik işbirliği ve karşılıklı güvenin sembolü” olarak anılmaktadır.
(tıkla 3) Pakistan Halk Partisi (PHP) yönetimi de ABD’li meslektaşları gibi ödeneğin Pakistan’a duyulan güvenin bir ifadesi olduğu ve ABD’nin bölgede uzun vadeli işbirliği yapacağı ülke olarak Pakistan’ı seçtiğini vurgulamaktadırlar.
(tıkla 4) Ancak ABD ve Pakistan’daki tüm çevreler bu görüşü paylaşmıyor. Demokrat Parti Kongre üyelerinden Gary Ackerman; “Başarımız ancak Pakistan’da Pakistanlılar tarafından yapılan reformlara bağlıdır. Ödeneğin bu amaca hizmet edeceğine dair çok az kanıt var. Korkarım ki ABD geçmişteki gibi Pakistan’ın partneri olmaktansa patronu olmayı tercih etti. Daha da kötüsü Pakistanlılar başarısızlığa uğradıklarında yine bizi suçlayacaklar.” diyerek diğer senatörlerle aynı fikirde olmadığını belirtmiştir.
(tıkla 5) Pakistan’da ise Sind Terakki Pasan Partisi üyesi Dr.Kadir Magsi parti üyelerine seslenirken “bir ülkenin bağışlarla ayakta duracağından şüphe duyduğunu ve PHP yönetiminin dış yardım peşinde koşmaktan vazgeçmesi gerektiğini” söylemiştir.
(tıkla 6)
Antlaşmayı ve içeriğini değerlendirmek gerekirse bir takım sonuçlara varmak mümkündür:
1.“Terörizmle mücadele” bağlamında her yıl milyarca dolar hibe alan Pakistan ordusu, uluslararası kamuoyu tarafından ABD’nin “paralı askeri” olarak algılanmaya başlamıştır. Amerikan halkı nezdinde ABD’nin Afganistan’daki varlığının sorgulanması ve gün geçtikçe artan savaş karşıtı gösteriler nedeniyle Başkan Obama dâhil tüm yönetim alternatif çözümler üzerine yoğunlaşmaktadır. Mc Crystal’in Afganistan’a ek kuvvet gönderilmesi çağrısına soğuk bakan AB üyesi devletler için Pakistan’ın “feda edilmesi” de kabul edilebilir bir çözüm olmuştur.
2.Pakistan’ın Hindistan karşısında belki de tek dengeleyici kozu olan nükleer gücünden yoksun kalması söz konusudur. Nükleer silaha sahip olduğu kayıtlara geçen tek “müslüman ülke” Pakistan’ın nükleer kapasitenin, Batılı ülkelerin argümanına dayanan; “radikal İslamcıların” eline geçmesi korkusu, ilk nükleer denemenin yapıldığı 1998 tarihinden beri Pakistan’ın peşini bırakmamıştır. ABD başta olmak üzere tüm büyük devletler, Pakistan’ın nükleer silah kapasitesinin kontrol altına alınmasını istemektedir.
3.Antlaşmanın Pakistan’ın iç ve dış politikasındaki karar alma mekanizmalarını ciddi zafiyete uğratması mümkündür. Bu durum bir süre sonra halk nezdinde Amerikan karşıtlığının yükselmesine ve baskı altında kalan merkezi hükümetin ABD ile ilişkilerinin bozulmasına yol açabilir. Ayrıca ABD karşıtından beslenen radikal unsurların da güç kazanmasına yol açabilir.
4.Pakistan’ın denge politikasını terk ederek dış politikasında ABD’ye bağımlı hale gelmesi Pakistan’la iyi ilişkiler içinde olan Çin, İran, Rusya gibi 3.ülkelerle ilişkilerini gerebilir.
5.Antlaşmada geçen “Terörizme karşı destek şartı yerine getirilmediğinde antlaşma geçerliliğini yitirir.” ibaresi son derece tehlikelidir ve öznel kararlar verilmesine yol açabilir. ABD, Pakistan’ın “terörizmle mücadelesini” yetersiz bulduğu takdirde, tek taraflı olarak antlaşma hükümlerine uymaktan vazgeçebilir. Bir başka deyişle antlaşma pamuk ipliğine bağlıdır.
6. 7,5 milyar doların verileceği 5 yıllık süre uzun olarak algılansa da pratikte oldukça kısa bir dönemdir. 11 Eylül 2001’den bu yana Afganistan’da 8 yıldır istikrarın sağlanamadığı göz önünde bulundurulursa, Pakistan’ın bu denli kısa bir süre içinde verdiği sözleri yerine getirebilmesi tartışmaya açık bir konudur.
(Ali Ertan, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan, 02.10.09)