Doğu Afrika’da mevcut güvenlik sorunlarını çözmek üzere yeni bir proje hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Bölgede yaşanan çeşitli iç çatışmaların ve korsanlık olaylarının önüne geçmek üzere Komor Adaları, Kenya, Tanzanya, Uganda, Sudan, Somali, Madagaskar ve Cibuti gibi ülkelerin katkılarıyla Doğu Afrika Barış Destek Gücü (EASF) tesis edilecektir. Hukuken Afrika Birliği Örgütü’nün güvenlik ve istikrar girişimi olan EASF; ABD ve Avrupa Birliği’nin askeri birimleri olan AFRICOM ve BPST’nin desteğini almaktadır. (
Tıkla-1)
İlk olarak 2004 yılında şekillenmeye başlayan Barış Gücü, Afrika Birliği Komisyonunun kıtanın beş bölgesinde yerleştirmeyi planladığı birimlerden birini teşkil etmektedir. Bu tedbirler bağlamında kıta dışından gelecek askeri yardım ve birliklerin yerine, bölge ülkelerinin oluşturacağı bir güç aracılığıyla gelişmelere müdahil olma başlıca hedef haline gelmiştir. 2007 yılından itibaren EASF bünyesinde yapılan askeri tatbikatların sonuncusu, 2009 Kasımında yapılmıştır. Adı geçen ülkelerin askerleri şu aşamada sadece küçük çaplı görevleri yerine getirme seviyesindeyken, en erken önümüzdeki yıldan itibaren gerçek çatışmalara müdahale edebilecektir. İlgili birimin personel ve teçhizat ihtiyacı ise Afrika Birliği Komisyonunun bütçesinden karşılanacaktır. (
Tıkla-2) Doğu Afrika Barış Destek Gücü, Afrika Birliği’nin “Afrika Destek Gücü” kurumunun çatısı altında tesis edilmiştir. Yapılan kurumsallaşma çalışmaları Afrika Birliği tarafından gerçekleştirilirken, tatbikatlar AFRICOM ve BPST’nin organizasyonlarına dayanmaktadır. Bu amaçların yanında kıtada ve Doğu Afrika’da yaşanan çatışmalara Afrika Birliği’ne bağlı olan AMISOM’un ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün müdahale etmede yetersiz kalması, farklı bir yapılanmayı gerekli kılmıştır. ABD ve Avrupa Birliği’nin askeri tecrübesinin aktarılmasının başarılı sonuçlar vermesi beklenmektedir.
Ancak Sudan ve Somali örneklerinde yaşanan bazı barış gücü tecrübeleri, bu ülkelerin iç özelliklerine göre organize edilmesi gerektiğini işaret etmektedir. Afrika’nın doğu kıyılarında Müslüman ve Hıristiyan halkın iç içe yaşamaları, çatışma bölgelerine sevk edilen askerlerin özelliklerinin önemini arttırmaktadır. Barışı ve istikrarı koruma adına konuşlanan birimlerin zaman zaman faklı dini veya ideolojik gruplara karşı haksız uygulamalarda bulunması yaygın olarak dile getirilen bir şikayettir. Dahili ve tarafsız unsurların operasyonel olarak görevlendirilmesi birinci öncelik olmalıdır.
(Ahmet Said Altın, Asistan)