Dünya İklimindeki Sorunlar Süper Güçler Arasındaki Sorunların da Göstergesi Oluyor
Küresel ölçekteki sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması gayretleri, ne yazık ki, ülkelerin bireysel bağlamdaki uzlaşmaz tutumları yüzünden çıkmaza girmektedir. Egemenlik kavramı üzerindeki geleneksel anlayış değişmediği takdirde dünya ülkelerinin yaratılmaya çalışılan yeni düzene uyum sağlayamayacakları ve ister iklim ister benzeri küresel sorunların çözümünde mevcut güçlüklerin süregideceği görülmektedir.
Son iki günü, yüz ülkeden hükümet ve devlet başkanlarının katılımıyla gerçekleşen ve 193 ülkenin temsilcisinden oluşan Kopenhag İklim Konferansı, 18 Aralık 2009 tarihinde sona ererken, uluslararası düzeyde yapılan değerlendirmelere de uygun şekilde, küresel sorunlara karşı alınacak önlemler konusunda ülkelerin küresel bazda hareket edebilmek imkânına henüz kavuşamadıkları gerçeği de ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Bu konferans vesilesiyle atmosfere karbon salgılamaları alanında başı çeken Çin ve ABD gibi iki ülkenin, anlaşma ile getirilecek önlemlerin uygulamasında denetim ve doğrulama konularında uzlaşı sağlayamayışları, müzakerelerin başarısızlığında başlıca rolü oynamıştır. Çin, anlaşma ile alınması öngörülen önlemlere ilişkin doğrulama çalışmalarının iç işlerine bir müdahale oluşturacağı kanaatinde olup, bunları egemenliğinin ihlali olarak değerlendirmektedir. Oysa ABD doğrulama önlemleri alınmadan imzalanacak bir anlaşmanın uygulamasından hiçbir etkinlik beklenemeyeceği kanaatiyle hareket etmekte ve Çin üzerinde baskı uygulamaya çalışmaktadır.
Bu baskıları öfke ile karşılayan Çin heyeti tarafından hazırlanarak, son dakikada Obama’ya ulaştırılan, sözde uzlaşı metni, Başkan Obama’nın gayretleri ve Hindistan ile uzlaşı sağlaması sonucu, bir umut ışığı yaratmış olsa da, konferansın başarısızlığını aşmaya yeterli olamamıştır.
Böylece yeni dünya düzenindeki, uluslararası diplomasinin Çin’in başını çektiği, giderek sivrilip temayüz eden güçlerle ABD tarafından yönlendirilip şekillendirileceği gerçeği de bu konferans vesilesiyle, daha iyi görülmeye başlanmıştır.
Sonuç olarak, bu çerçevede düşünüldüğünde, Çin’in artık geçmişte kalması gereken egemenlik kavramı üzerindeki dar açılı yaklaşımının bir yerde değişime uğramaması ve bu ülkenin yeni dünya düzenine uyum sağlayamaması halinde, iklim ve benzeri yaşamsal ölçekteki küresel sorunların çözümünde, artan ölçüde güçlüklerle karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.
(Büyükelçi ( E) Nüzhet Kandemir, ABD Masası)