Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi, 2005'te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü’nün ortaya koyduğu küresel ısınmaya sebep olan gazların salınımının düşürülmesi hedefini gerçekleştirmek amacıyla hayata geçirilmiştir. Kabul edilen uygulamaya göre, şirketler kendileri için belirlenen karbon salınımı oranlarının altında kalmaları halinde, limitlerinin kullanmadıkları kısmını, diğer şirketlere satabilme hakkına sahiptir. Bu durum ülkeler açısından da geçerlidir. Bu ticaret esasen herhangi bir ürün ticaretinden farklı değildir. Devlet açısından bakacak olursak karbon ticareti, vergiden muaf değildir. Avrupa’da sera gazı emisyon limitlerinin alınıp satılması için toplam 6 ayrı ticaret platformu bulunmaktadır. AB karbon piyasasının 90 milyar Avro civarında olduğu tahmin edilmektedir. (tıkla-1)
Peki, suç örgütleri devleti dolandırarak bu işten nasıl para kazanmaktadırlar? KDV dolandırıcılığının bir türü olan karbon ticareti dolandırıcılığı ağı kısaca şu şekilde işlemektedir: Örgüt, ulusal karbon kayıt sisteminde kendisine bir hesap açarak diğer ülkelerdeki şirketlerden KDV’siz emisyon limitlerini satın almaktadır. Ardından, bu limitler daha önce kayıtlı oldukları ülkeye aktarılmaktadır. Sonrasında bir simsar aracılığıyla bu limitler, çoğunlukla tampon şirketler kullanılarak spot piyasada KDV’li olarak satılmakta ancak devlete bu KDV’ler geri ödenmemektedir. Bu parayı cebe indiren suç örgütleri ise ortadan kaybolmaktadır. Europol, karbon ticareti yolsuzluk olaylarının ardındaki suç örgütlerinin açığa çıkarılması için Belçika, Danimarka, Fransa, Hollanda ve İngiltere’nin de desteğiyle bir analiz projesi başlatmıştır. (tıkla-2)
Dünya geçtiğimiz iki hafta boyunca Kopenhag’daki Küresel İklim Değişikliği Zirvesine odaklanmıştı. Kyoto Protokolü’nün yerine, bağlayıcılığı olan yeni bir uluslararası belge ortaya koyamayan ülkeler son anda ABD ve Çin’in desteklediği; herhangi bir bağlayıcılığı olmayan eylem planı tarzında bir belgeyi önlerinde bulmuştur. Konferans süresince sıkı pazarlıklar ve tartışmalar devam ederken medya aracılığıyla birçok ülkede, dünya ısınıyor mu yoksa ısınmıyor mu tartışmaları yaşanmıştır. Bu konularla ilgili değerlendirmeler, ilgili uzmanlarımız tarafından ayrıntılarıyla yapılmaktadır. Benim burada dikkatinizi çekmek istediğim husus küresek ısınmanın engellenmesi amacıyla AB’nin uyguladığı programın, suç örgütlerinin dikkatinden kaçmadığı ve boşluklarının hemen suiistimal edildiğidir.
Dünyanın her yerinde suç örgütleri, haksız kazanç elde etmenin yeni yollarını aramaktadır. Bu gerçeğin bilincinde olarak, ticaret ve hizmet alımı gibi devletin önemli bir aktör olarak içinde yer aldığı uygulamalarda, en ince ayrıntısına kadar düşünülmeli ve prosedürler, muhtemel suiistimalleri engelleyecek şekilde belirlenmeye çalışılmalıdır. Suç örgütlerini insan vücudunda yaşayan kanser hücrelerine benzetirsek, bünyede meydana gelebilecek herhangi bir zafiyeti derhal suiistimal ederek hemen yayılmaya başlayacağını unutmayalım.
Ömer Ersoy, Araştırmacı