Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler inişli çıkışlı seyrine devam ediyor. Son zamanlarda Türkiye’nin özellikle Ortadoğu bölgesindeki ülkeler ile geliştirdiği stratejik ilişkiler Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini gölgelemiş gibi gözükse de bir dış politika hedefi olarak bu yolda ilerleme çabalarının devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde başta Fransa olmak üzere kimi üye devletlerin vetoları gibi çeşitli engeller söz konusu olsa da orta vadede bu sorunların çözüme kavuşturulması için Türkiye’nin girişimleri devam ediyor. Türkiye'nin tam üyeliğine karşı çıkan Fransa'nın 5 faslı engellemesi, Rum Kesimi’ne limanların ve havaalanlarının açılması konusu müzakereleri zora sokan konuların başında geliyor. Bu durumu bir koz olarak kullanan Rumların tutumları özelde Rum Kesimi ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında, genelde ise Türkiye-Avrupa Birliği arasında birtakım sıkıntıların doğmasına neden oluyor.
14 Ekim’de Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yayınlanan 2009 İlerleme Raporu’nda Türkiye'nin limanlarını Rum kesimi gemilerine açma yükümlülüğünü yerine getirmediği belirtilse de Türkiye'ye yeni bir yaptırım uygulanmasını önermemesi ve 7-8 Aralık’ta gerçekleştirilen AB Dışişleri bakanları zirvesinde, Rum kesiminin katılım müzakerelerinin durdurulması dahil Türkiye'ye yeni yaptırımlar uygulanması talebinin geri çevrilmesi ile Türkiye'nin limanlarını açma yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini gelecek yıl yeniden değerlendirme kararı alınması Rum Kesimi’nin Türkiye'nin katılım müzakerelerinde 6 faslın açılmasını engelleyeceğini duyurması sonucunu doğurmuştur.
Türkiye, Avrupa Birliği ile müzakere sürecinde 2006 yılının ilk yarısındaki Avusturya dönem başkanlığında tek, 2007'nin ilk yarısındaki Almanya dönem başkanlığında üç, 2007'nin ikinci yarısındaki Portekiz ile geçen yıl Slovenya ve Fransa dönem başkanlıklarında ikişer fasıl açılmasını sağlamıştır. Yılın ilk yarısında Çek Cumhuriyeti dönem başkanlığı sırasında vergilendirme faslı da müzakerelere açılmıştır. AB daimi temsilciler komitesinin (COREPER), Türkiye'nin katılım müzakerelerinde çevre faslının 21 Aralık'ta düzenlenecek hükümetlerarası konferansla açılmasını onaylaması ile Türkiye'de çevre faslının bugün açılması bekleniyor. Çevre faslının açması halinde İsveç dönem başkanlığında da tek fasıl açmış olacak. Böylece müzakerelere konu 33 fasıldan 12'sinde katılım müzakereleri başlamış olacak.
Türkiye, yatırım maliyetinin yüksek olması nedeniyle, belli alanlarda üyelikten sonraki dönem için geçiş süresi talep edecek. Çevre faslının getireceği başlıca yenilikler şöyle:
-Atık imha teknolojisi geliştirilecek, özel sektöre yeni iş imkanı oluşacak.
-İnsan sağlığı ve çevre açısından risk oluşturan vahşi atık depolama sahaları kapatılacak.
-Tehlikeli atık sayılan pil ve akümülatörlerin ayrı toplanması ve imhası sağlanacak.
-Sanayi üretiminde zararsız hammadde kullanımı özendirilecek.
-Sanayi tesislerinin kurulma aşamasında halkın katılımı sağlanacak.
-2014 yılına kadar hava kalitesi 209 istasyon ile izlenecek.
-Deniz, göl, nehir gibi yüzme sularına yüksek kalite standartları getirilecek.
-Atık suları arıtan belediye sayısı artacak.
-Tarım ilaçlarının yeraltı sularına karışmasının neden olduğu kirlilik önlenecek.
-Sera gazı emisyonlarının ticaretine ilişkin ulusal plan oluşturulacak, endüstriden, motorlu taşıtlardan ve ısıtmadan kaynaklanan sera gazı miktarını azaltmaya yönelik önlem alınacak.(Tıkla-1)
Türkiye'nin 8 faslın dondurulması, tek yanlı olarak Fransa'nın 5 faslı ve Rum kesiminin 6 faslı tıkaması ve bunların bir kısmının çakışması nedeniyle, geriye zorlu açılış kriterlerine sahip 4-5 fasıl kalıyor. Bu şartlar artında önümüzdeki dönem için Türkiye’yi yine zorlu bir yol beklediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak dönem başkanlığının İspanya’ya geçecek olması dolayısıyla İspanya’nın Türkiye’nin tam üyliğine verdiği desteği göz önünde bulundurursak, sürecin daha sancısız atlatılabileceği umutları da doğmaktadır.
İspanya Dış İşleri Bakanı Miguel Angel Moratinos, açıkladığı dönem başkanlığı programında, Türkiye konusunda "umarım yeni fasıllar açma yükümlülüğümüzü yerine getirebiliriz ve müzakereleri ilerletebiliriz" sözleri ile olumlu sinyaller vermiştir. Kıbrıs konusunda “hem Türkiye ile hem Kıbrıs’la çok iyi ilişkiler içerisindeyiz. Adanın geleceği için Kıbrıs sorununun çözümü açısından iki tarafı da cesaretlendireceğiz. Her türlü desteğe hazırız” sözlerinin Türkiye ile Avrupa Birliği arasında mevcut sorunların giderilmesi yönünde umutları yeşerttiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Tabiki bu sözlerin söylenmesinden çok uygulamaya geçirilmesi önemlidir. Yine de başta İspanya olmak üzere Türkiye’nin bu zamana kadar sancılı süreçler yaşadığı müzakere sürecinde kendisine destek veren ülkeler olması Türkiye açısından hiç de kolay geçmeyen tam üyelik sürecini bir nebze rahatlatabilecektir.
(Aydan ÖZEN, Avrupa Birliği-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Asistan)