Aylardır dünyanın gözü önünde iç savaşın eşiğine gelen Yemen, ordu ile Husiler arasındaki çatışmalar her geçen gün daha da ısınıyor. İlk önce Yemen ordusuyla Husiler (Şii Zeydiler) arasında sıcak çatışma yaşanırken ardından da Suudi Arabistan-Yemen sınırına sıçradı. Şii Zeydiler, nüfus olarak ülke genelinde azınlık konumunda, ancak kuzeyde Saada bölgesinde nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktadır. Yemen ordusunun geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan sınırına yakın Saada bölgesini savaş uçaklarıyla bombalaması çatışmayı iyice körüklemişti. S. Arabistan, Husiler’le Yemen ordusu arasındaki çatışmalara yakın bir zamana kadar sessiz kalmıştı. Daha sonra Husi militanlarının, Suudi Arabistan sınırını geçmeleriyle beraber bir Suudi askeri öldürülmüştü. Bunun üzerine Suudiler sessizliğini bozdu.
Bu bağlamda, Yemen’deki çatışmalar gitgide Suudi Arabistan’ı endişelenmesine neden olmaktadır. Yemen’deki Husilere yardımda bulunan İran’ın, bu tutumuyla Arap yarımadasında nüfuz kurarak, Suudi Arabistan’ı kuşatmaya yönelik bir girişim içinde olduğu belirtilmektedir. Husiler’in Yemen yönetimini ele geçirmesi durumunda Suudi Arabistan sınırı Şii militanlar tarafından kuşatma altına alınacak ve İran’ın elini kuvvetlenecektir.
Diğer taraftan, 15 Aralık’ta Husilerin internet sitesinde yapılan açıklamaya göre, S. Arabistan-Yemen sınırında Husilere karşı, S. Arabistan ve Yemen Hava Kuvvetleri'nin düzenlediği hava saldırılarına ABD Hava Kuvvetleri'nin de katıldığını dair iddiada bulundular. Ülkenin kuzeyinde düzenlenen hava saldırılarında 120 kişinin öldüğü belirtildi. (Tıkla-1) S. Arabistan’ın Husilere karşı uzun zamandır mücadele etmesine rağmen bir türlü Husi militanlarını bastıramadığı görünmektedir. Bu durumun Riyad yönetimi için tehlike arz etmektedir. Bu nedenle, S.Arabistan’a karşı bu tehlikeyi fark eden ABD yönetimi, bu kez Suudilere uçaklarıyla destek vermektedir.
Dikkatleri çeken önemli bir hususa değinmek faydalı olur; çok ilginçtir, son zamanlarda ortaya çıkan birçok krize bölge ülkelerinden, taraflar arasında arabuluculuk veya gerilimi düşürme girişimlerinde bulunuldu. Ancak Husilerle Yemen Hükümetinin yaşadığı bu ciddi çatışmayı durdurmak için kimsenin yanaşmaması akıllarda soru işareti bırakıyor. Sözkonusu çatışmayı durdurulmasıyla ilgili herhangi bir adım atmayan/atamayan bölge ülkeleri yanı sıra, bu yangını körüklemeye yönelik bir turum sergilemektedir.
ABD uçakları neden Husilere saldırıyor?
Uzun bir zamandır Suudi askerlerinin Husilere karşı düzenledikleri operasyonlarda herhangi bir ilerleme kaydettiklerini duyurmamaları son günlerde dikkat çekmeye başladı. Suudilerin bastırmasına rağmen Husiler halihazırda ciddi manada direnmeye devam etmektedirler. Öte yandan Amerikalı üst düzey bir yetkilinin yaptığı açıklamaya göre, Amerika ordusu Yemen topraklarına özel birlikler gönderecek. Adının açıklanmasını istemeyen sözkonusu Amerikalı yetkili, Daily Telegraph gazetesine verdiği demeçte Amerika özel birliklerinin Yemen'in El-Kaide örgütünün yedek üssü olmasını önlemek için bu ülkeye asker gönderileceğini ileri sürdü. (Tıkla-2)
ABD’nin Yemen’deki oyununa baktığımızda, Irak ve Afganistan oyunundan pek de farklı bir tutum sergilemediği söylenebilir. Aslında ABD’nin Yemen’de üs kurmasını, körfeze yeni bir açılım olarak görülmemelidir. Artık Hüsileri ve El-Kaide’yi bahane ederek Arap yarımadasında Suudi Arabistan’a gelecek olan tehdidi önlemeye çalışmaktadır. Bu çerçevede İran’ın bundan sonraki süreçte Husi harekatına desteğini daha da artırmak için, yeni taktik ve stratejik uygulaması gerekmektedir. Aksi taktirde, Yemen ve Arap yarımadasında elinde tuttuğu dalın kırılmasına seyirci kalacaktır.
Sonuç olarak, Yemen’de yaşanan çatışmaların nedenini değerlendirdiğimizde, Yemen Hükümetinden Husilerin üç isteği vardır: Birincisi, Yemen’i 1962’ye kadar yöneten Husilere karşı baskılara son verilmesi. İkincisi, Yemen yönetiminde Husilerin de görev alması. Üçüncüsü ise, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı düzenlediği saldırıların sonlandırılması. Bu üç isteğe Yemen Hükümeti karşılık vermek isterse verebilir. Ülkesindeki iç çatışmanın bir mezhep kavgasına dönüşmemesi için Yemen Hükümeti, bu kritik durumu önleyebilir.
Yemen Dışişleri Bakanı Ebu Bekir el Kurabi, ülkenin kuzeyinde El Husi grubu ile hükümet arasında yaşanan çatışmaların giderilmesi için yabancıların arabuluculuğuna karşı olduklarını söylemesi, bu işe İran’ın karışmasını istemediğinin bir göstergesidir. Ancak görünen o ki, Yemen’deki olayların sona erdirilmesi için Tahran’ın devre dışı bırakılmaması gerekir. Karşımızdaki tabloya baktığımızda, İran ve Suudi Arabistan arasında sıkışan Yemen, ancak bu iki aktörün girişimleriyle sorununu çözebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)