ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » AvrupaGeri Dön «

Fransa’da Kimlik Krizi Neleri Gölgeliyor?

21.12.2009 09:17:42

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fransa’daki kimlik krizini ve tartışmaları sadece “ulusal kimlik” ekseninde açıklamak mümkün değildir. Tartışmalar hem UMP’nin gelecek seçime yönelik yatırımı hem de Fransa içerisinde yaşanan güç kavgasının araçlarından birisi olarak görülebilir.

Fransa’da Göç ve Ulusal Kimlikten Sorumlu Devlet Bakanı Eric Besson’un başlattığı ulusal kimlik tartışmaları giderek hararetlenmektedir. Hatırlanacağı üzere ekim ayının son günlerinde bakan Besson’un TF1 – LCI kanalına verdiği mülakatta ifade ettikleri krizin ilk işaretçisi olmuştu. (Tıkla-1) Eric Besson bu mülakat içerisinde Müslüman kadınlardan bazılarının günlük yaşamlarında giydiği burka adlı kıyafetin ulusal kültürü tehdit ettiğini ve Fransız kimliği ile çeliştiğini ileri sürmüştür. Gençlerin yılda en az bir kere Fransa’nın ulusal marşı Marseillaise’i söylemeleri gerektiğini kaydeden Bakan, onlara bu ‘imkânın’ verilmesinin önemine dikkat çekmiştir. Eric Besson’un bu açıklamaları özellikle sol siyaset çevrelerinden büyük eleştiriler almıştır. Milliyetçilik çorbasının yeniden Fransızların önüne konmak istendiğini belirten bu çevreler burka gibi semboller üzerinden Müslümanların damgalanmak istendiğini ileri sürmüştür.

İlerleyen günlerde gündemin arka sıralarına düşen kimlik tartışması İsviçre’de yaşanan minare kriziyle birlikte tekrar Fransa gündeminin ilk maddeleri arasına girmiştir. Yasağa Elysee Sarayı’ndan destek gelmiş, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, UMP milletvekilleriyle yaptığı bir görüşmede, minare yapımına karşı oy veren İsviçrelilerin endişelerini anladığını söylemiştir.(Tıkla-2) Fransa’da iktidarın bu hareket tarzına Fransız toplumu içerisinden de tepkiler yükselmektedir. Filozof Etienne Balibar, sosyolog Luc Boltanski, antropolog François Héritier ve Gérard Noiriel, Tzvetan Todorov, Patrick Weil önderliğinde biraraya gelen dünyaca ünlü aydınlar Ulusal Kimlik Bakanlığı’nın kaldırılması için imza kampanyası başlatmışlardır. Bu gösterilen tepki sadece bir grup aydının tepkisi değildir. Fransa içerisinde hangi kökenden gelirse gelsin, hangi siyasi hareketin mensubu olursa olsun sağduyulu insanlar başlatılan tartışmanın art niyetli olduğunu görmekte ve tepki göstermektedirler.

Mevcut krizi ve tartışmaları sadece “ulusal kimlik” ekseninde açıklamak mümkün değildir. Tartışmalar hem UMP’nin gelecek seçime yönelik yatırımı hem de Fransa içerisinde yaşanan güç kavgasının araçlarından birisi olarak görülebilir.

Devlet içerisindeki hesaplaşma hız kesmeden devam ederken hatırlanacağı üzere Fransız mahkemeleri Angola'ya yasa dışı gizli silah satışıyla ilgili açılan ve kamuoyunda "Angolagate" soruşturması olarak bilinen davayı 29 Ekim 2009 itibariyle sonuçlandırmıştır.(Tıkla-3) Bu davada, 1993 ve 1998 yılları arasında, ülkesinde ayrılıkçılarla savaşan Angola Cumhurbaşkanı Eduardo dos Santos, BM’nin ambargosuna rağmen 790 milyon dolarlık silah satışında, bazı Fransız siyasetçiler nüfuzlarını kullanarak, silah satıcılarından komisyon almakla suçlanmıştır. Fransız Siyaseti’nin önemli isimlerinden eski içişleri bakanı ve şuanda senatör olarak görev yapan Charles Pasqua da silah satıcılarından komisyon almaktan suçlu bulunmuş ve iki yılı tecilli üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkeme, eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın oğlu Jean-Christophe Mitterrand’ı da babasının Afrika danışmanı olarak görev yaptığı dönemde yasadışı satıştan 2 milyon dolar komisyon aldığı gerekçesiyle iki yıl tecilli hapis ile 375 bin avro para cezasına çarptırmıştır. Öte yandan eski Başbakan Villepin, yargılandığı Clearstream davasından hüküm giymiştir. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’ye seçimden önce komplo kurmakla suçlanan Dominique de Villepin’in 18 ay ertelenmiş hapis ile 45 bin avro para cezasına çarptırılmıştır. Bu dava UMP içerisinde Sarkozy karşıtlarının da elini güçlendirmektedir. Siyasal iktidar ise ulusal kimlik tartışmaları ile yaşanan güç kavgasını gözlerden ırak tutmayı hedeflemiştir.

Sarkozy ve UMP’nin kimlik konusundaki bu çıkışlarının bir başka nedeni de Le Figaro Gazetesi ve LCI Televizyonu’nun birlikte “opinionway” şirketine yaptırdığı anketin sonuçlarıdır. (Tıkla-4) Bahsi geçen ankette “Önümüzdeki Pazar günü seçim yapılacak olsaydı oyunuzu hangi partiye verirdiniz” sorusu yöneltilmiştir. Verilen cevaplar sonucunda oluşan oy dağılımında UMP (Halkın Birliği Hareketi – Nicolas Sarkozy) yüzde 30, Parti Socialiste (Sosyalist Parti – Martine Aubry) yüzde 21, Verts (Yeşiller) yüzde 15 ve Front National (Ulusal Cephe) yüzde 9 alarak dikkati çekmiştir. Mevcut siyasal iktidarın (UMP) yüzde 2, Yeşiller’in yüzde 1 oy kaybı görülürken Sosyalist Parti yüzde 2, Ulusal Cephe ise yüzde 3 oranlarında oylarını arttırmıştır. Siyasal iktidarın oy kaybı nedeniyle son zamanlardaki çıkışlarında aşırı sağ jargonu kullanmaya başladığı görülmektedir. Sosyalist Parti ise UMP’nin son girişimleri üzerinde yürüttüğü başarılı muhalefet sonucunda oylarını 2 puan arttırma başarısını göstermiştir. Önümüzdeki süreçte iktidarın aşırı sağdan rol çalma girişimlerinin görülmesi kuvvetle muhtemeldir. Mülteciler, kimlik tartışmaları, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği gibi aşırı sağ seçmene hitap eden konularda siyasal iktidarın ses tonunu daha da yükseltmesi beklenmelidir.

(Cemil Doğaç İpek,  Asistan)




AVRUPA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya