İran’ın nükleer faaliyetiyle ilgili sürdürdüğü mücadelenin içinden bir türlü çıkamayan ABD, bu defa İsrail’in, İran’a saldırısına karşı koyamayacağını duyurdu. Kendini dünyaya “süper güç” olarak tanıtan Amerika’nın, İsrail’e engel olamayacağını belirtmesi, ya artık yavaş yavaş güç kaybettiğini ya da İsrail İran’a karşı istediğini yapabilir mesajı vermek istediğini gösteriyor. İran’a yeni yaptırımların uygulanması için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden (ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya) ikisinin buna yanaşmaması, ABD’yi zor durumda bırakmaktadır. Özellikle son zamanlarda, Tahran’a yönelik yeni yaptırımların uygulanması konusunda Çin’in ikna olmaması, bunun tamamen Amerikan - Çin mücadelesine dönüştüğünü göstermektedir. Aslında ABD’nin İran yönelik politikasına bakıldığında, ne yapmak istediği net olarak anlaşılamamaktadır. Tüm baskı ve girişimlere rağmen İran, nükleer faaliyetine devam etmektedir. İran’a yönelik herhangi bir saldırıda bulunmak iste de, Irak ve Afganistan’daki dramın aynısını yaşamayı göze alamadığı gözlemlenmektedir. ABD için İran meselesinin, deyim yerindeyse “Durdurun İran’ı, başım dönüyor” türünden bir hal aldığı söylenebilir.
Bundan önce 'her seçenek masada' diyerek İran’a gözdağı veren ABD bu kez İsrail’i ileri sürüyor. İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesine göre, ABD Başkanı Barack Obama, bir ay önce Pekin'e düzenlediği ziyaret sırasında, Çin Devlet Başkanı Hu Jintao'ya Tahran'ın, nükleer programı ile ilgili Batı'nın çözüm önerisini kabul etmemesi durumunda İsrail’in İran'ı vurmasını engellemeyecekleri mesajını açık bir şekilde iletti. Adı açıklanmayan üst düzey İsrailli yetkililere dayandırılan habere göre, ABD, Pekin temasları konusunda Tel Aviv'i de bilgilendirdi.(Tıkla-1)
Çin niye ikna olmuyor?
BM Güvenlik Konseyi dönem başkanlığı gelecek ay Çin’e geçecektir. Batı, yeni yaptırımlar konusunda şimdiden çalışmaya başlarken Çin'in, İran nükleer sorununun Konsey'de görüşülmesini, bir ay sürecek dönem başkanlığının sonuna dek geciktirmesinden kuşku duymaktadır.
Pekin’in, İran’a yeni yaptırım istememesinin nedenlerini şu şekilde sıralanabilir;
- İran’ın zayıflaması durumunda ABD’nin, Çin’e karşı mücadelesi artabilir.
- İran ile birçok alanda ticari ilişkisi bulunan Çin, artan enerji ihtiyacını uzun zamandır İran petrollerinden gidermektedir. Suudi Arabistan, yeni yaptırımlara onay vermesi karşılığında Çin'e İran'dan aldığı miktarda petrolü daha ucuz fiyatta vermeyi teklif etmesine Pekin’den olumsuz yanıt geldiği ileri sürülüyor. Bu durumda, ABD’ye karşı ne İran’ın Çin’den ne de Çin’in İran’dan vazgeçmesi sözkonusu olmayacak gibidir.
- İran’ın, nükleer faaliyetine Çin açısından bakıldığında, Çin tarafından tehdit olarak algılanmamaktadır. Ayrıca İran’ın nükleer faaliyetinin Pekin’in ve Moskova’nın işine geldiği düşünülmektedir. Çünkü İran’ın bu tavrı ABD’nin, Çin’e yönelmesine ve rekabetten ziyade Pekin ile işbirliği yapmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, Çin’in İran’ı desteklemesi doğaldır.
Netice itibarıyla ABD’nin, İran konusundaki tutumunu değerlendirdiğimizde, Obama yönetiminin Ortadoğu’da daha fazla istikrarsızlık yaratmamak için, bir süreliğine bile olsa, İran’a karşı baskıcı tavrından vazgeçmesi gerekmektedir. Bunun da iki sebebi vardır; birincisi, Amerikan yönetiminin, nükleer faaliyetiyle ilgili İran’a karşı yaptığı baskıların, bölgede ve hatta kendi müttefikleri arasında bile ters tepkiye yol açmaktadır. Bir diğeri ise ABD’nin, İran’la yaşadığı sorunlarla ilgili şimdiye kadar somut bir adım (yaptırım veya saldırı gibi) atmaması, Ahmedinejad yönetimine, hem bölgede hem de uluslararası arenada sempati ve prestij kazandırmaktadır. Özetle ifade edersek, İran konusunda ABD’nin sergilediği çelişkili tutumlardan dolayı, ABD’nin gitgide yalnız kaldığı söylenebilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)