Dünyanın saygın düşünce enstitülerinden Uluslararası Kriz Grubu’nun (ICG) 17 Aralık 2009 tarihinde yayımladığı rapora göre, Sudan’ın güneyinde giderek artan tansiyon, ülkenin geleceği açısından büyük bir tehdit yaratmaktadır. Ülkede istikrarı yeniden tesis edebilmek amacıyla, Sudan hükümeti ile ayrılıkçı gruplar arasında yürütülen müzakereler sonucunda imzalanan barış anlaşmalarının uygulanması sürecindeki aksaklıklara dikkat çeken ICG, ülkenin güneyinde, yeniden bir iç savaş yaşanmaması için, bölgede uluslararası inisiyatiflere ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. ICG ayrıca, ABD, BM ve AfB başta olmak üzere, uluslararası toplum, barış anlaşmalarının uygulanmasının önündeki engellerin kaldırılması için harekete geçmediği takdirde, kuzey-güney arasındaki muhtemel bir iç savaşın yanısıra, Darfur’daki çatışmaların da alevleneceği uyarısını yapmıştır.
Petrol üreticisi Sudan'ın kuzeyi ile güneyi arasındaki 20 yıllık savaşa 2005'teki barış anlaşması ile son verilmiştir. Ancak ICG raporunda, ateşkesten beri iki bölge arasındaki ilişkilerin giderek bozulduğuna dikkat çekmektedir. Merkezi hükümet ile ayrılıkçılar arasındaki ihtilafı gidermeye yönelik 2005 yılında imzalanan Kapsayıcı Barış Anlaşması ve 2006 yılında imzalanan Darfur Barış Anlaşması’nın pratikte başarısız olmasını, Kriz Gurubu, Ömer El-Beşir liderliğindeki Ulusal Kongre Partisi’nin güç paylaşımını reddeden ısrarcı tavırlarına bağlamaktadır.(Tıkla-1)
Rapora göre, 2011’de güneyin kaderini belirleyecek olan referandumdan “evet” oyu çıkması kuvvetle muhtemel gözükmektedir. Diğer taraftan Sudan halkı, böyle bir sonuç için henüz hazır olmadığı izlenimini vermektedir. Bağımsız bir Güney Sudan fikri için zamana ihtiyaç olduğu vurgulanan raporda, referandum sonrası bağımsızlığa geçiş sürecinde yaşanacak bunalımların daha hafif atlatılabilmesi için iki tarafın da bir takım özverilerde bulunması ve yeni yönetim koşullarının çerçevesini çizecek olan bir anlaşma için güneyli ve kuzeyli liderler arasında müzakere sürecinin başlaması faydalı görülmektedir. Raporda öte yandan, hem demokratik reformların pratiğe dökülmesine hem de sorunlu görünen bölgelerdeki halkın seçimlere dahil edilmesine yönelik hükümete zaman verilmesi açısından, Nisan 2010’da yapılması beklenen seçimlerin Kasım ayına ertelenmesi önerisinde bulunulmaktadır. (Tıkla-2)
Küresel boyutta uygulanmakta olan silah ambargosuna rağmen isyancı gruplar ve hükümet yanlısı milisler arasındaki silahlanma yarışı, raporda dikkat çeken bir diğer önemli gündem maddesi olmuştur. "Hafif Silahları Araştırma" kuruluşunun verilerine göre, Sudan hükümetinin silah alımlarının 2001'den 2008'e bariz bir şekilde arttığı, her iki tarafın da hafif silahlar almaya devam ettiği belirtilerek, bunun bir silahlanma yarışı özelliği gösterdiği kaydedilmektedir. (Tıkla-3) Raporda, kuzeyin silahlarını bilhassa İran ve Çin'den, güneyin ise Kenya ve Etiyopya üzerinden aldığı ifade edilmektedir.
Uluslararası Kriz Grubu, güneyli muhaliflerin artan bağımsızlık taleplerini raporunda sıklıkla dile getirmektedir. Referandumu, Güney Sudanlılar için Sudan devleti sınırlarında 2.sınıf vatandaş olarak kalınıp kalınmayacağının oylanması şeklinde ifade eden Güney Sudan Eyaleti Başkanı Salva Kiir’in sözlerine de yer veren rapor, Afrika’nın en büyük ülkesinin bölünerek yeni bir Hıristiyan devletinin doğacağına işaret etmektedir. Bu yeni devletin geniş petrol yatakları üzerinde varlık göstereceği dikkate alındığında, Sudan üzerinde oynanan küresel oyunların meyvelerini vermeye başladığı açıkça görülmektedir.
(Özgün Arslan, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)