Bu noktada ilk ve genel olarak Avrupa’nın başta İslam’a olmak üzere; göçmenlere, diğer ırk ve cinsiyetlere bakışını ele alan araştırma sonuçlarını ele aldıktan sonra Avrupa’nın Türklere bakışı ve Avrupa Birliği’nde Türkler başlıkları altındaki bir diğer araştırmayı inceleyeceğiz. Alman Die Welt Gazetesi’nde yayınlanan ve Bielefeld Disiplinlerarası Pan-Avrupa Çalışma Enstitüsü Çatışma ve Şiddet Araştırmaları tarafından koordine edilen, Avrupa Birliği'ne üye 8 ülkede yapılan yeni bir araştırma, Avrupalıların çoğunun İslamiyet'in hoşgörüsüz bir din olduğuna inandığını ortaya koydu.
Yaşları 16 üzeri bin’er kişi arasında; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Portekiz, Polonya ve Macaristan'da yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, her 4 Avrupalıdan biri (yüzde 24,4) kendi ülkesinde Yahudilerin çok fazla etkisi olduğunu savunuyor. Yüzde 31,1’lik kısım ise siyahlar ile beyazlar arasında doğal bir hiyerarşi olduğuna inanıyor.
“İslamiyet Hoşgörüsüz Bir Din”
Birçok Avrupa ülkesinde Müslümanlara, Yahudilere, kadınlara ve eşcinsellere, aynı zamanda yabancılara karşı önyargı yaygın. Özellikle Macaristan ve Polonya’nın bu konudaki olumsuz tutumu dikkatleri çekiyorken, yabancılara karşı en hoşgörülü ülke olarak ise Hollanda görülüyor. Ayrıca araştırma eğitimsiz insanlarda önyargıların, ilerleyen yaşlarla birlikte daha da arttığını ortaya koyuyor.
Araştırma sonuçlarına göre, Avrupalıların yüzde 54,4'ü İslamiyet'in hoşgörüsüz bir din olduğuna inanıyor, yaklaşık yarısı da (yüzde 50,4) kendi ülkesinde aşırı derecede göçmen olduğundan yakınıyor. Almanya, Avrupa’daki bir numaralı göç ülkesi durumundayken, Polonya’da çok fazla göçmen olmasına rağmen; ülkede göçmenlerden rahatsız olan kısım yalnızca yüzde 27,1. Göçmenlerden duydukları rahatsızlığı dile getiren diğer ülkeler ise yüzde 46 ile Hollanda ve 62,4 ile İtalya.
Avrupalıların yüzde 60,2'si cinsiyetler arasında geleneksel rolleri savunarak, kadınların anne ve ev kadını olarak görevlerini daha ciddiye alması gerektiğini belirtirken, yüzde 42,6'sı, eşcinsellere eşit haklar verilmesine karşı çıkarak eşcinselliği ahlaksızlık olarak nitelendirmekte.
Avrupalılar “Türkiyesiz AB” İstiyor
‘Avrupa halkları Avrupalı kimliği denilince ne anlıyor?’, ‘Avrupa’daki Türkiye ve Türk imajı nedir?’, ‘Türkiye’ye dair bilgilere hangi kaynaklardan ulaşılıyor?’, ‘Türkiye’nin üyeliğine niçin karşı çıkıyor yahut destek veriyorlar?’… Bu ve benzeri sorulara yanıt arayan Boğaziçi Üniversitesi Avrupa Çalışmaları Merkezi’nin, Madrid Özerk Üniversitesi, Granada Üniversitesi ve Avrupa ile Diyalog Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirdiği ‘Avrupalıların Müstakbel bir AB üyesi olarak Türkiye’ye Bakışları ve Türkiye’nin Avrupalılaşma Sorunları’ başlıklı araştırma, Ağustos-Eylül 2009 tarihleri arasında Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve Polonya’da bin’er kişi olmak üzere toplamda 5 bin kişiyle icra edilmiş. Araştırma ortaya çıkardığı ilginç sonuçlarıyla dikkat çekiyor.
Araştırma sonuçlarına göre; Avrupa kamuoyu AB’nin genişlemesine genel anlamda olumlu bakıyor. Ancak AB yüzde 41,3’e yüzde 51,8 oranıyla Türkiye’yi AB’de ‘istemiyor’. Örneğin; İngiltere’de bu durum yüzde 44,9’a yüzde 46,3 gibi bir oranla da olsa olumsuz çıkıyor. Türkiye’nin üyeliğine destek ise yüzde 47,1 olumsuz, yüzde 46,5 olumlu. Fransa ve Almanya üyeliğe daha olumsuz bakarken, Polonya, İspanya ve İngiltere’de olumlu bakış hâkim. ‘Türkiye demokrasi sorunları yüzünden AB ile uyumsuz’ görüşüne katılanların oranı yüzde 66’yı bulurken, karşı çıkanların oranı yüzde 44.
Türkiye’nin tam üyeliğine karşı çıkış yahut kabullenişte temel etmenin yüzde 40’ı kültürelken; siyasi ve ekonomik etkenler yüzde 26’larda. Yüzde 38’lik kitle din etmeninin etkisinde; Türkiye’nin Müslüman kimliğiyle Avrupa’nın Hıristiyan kökleriyle uyuşmadığı görüşünde.
Demografik değişkenlere göre ise 18-24 ve 25-39 yaş arası kuşak Türkiye’ye olumlu bakıyor. Buradan hareketle gelecekte Türkiye’nin üyeliğinin daha kolay olabileceği gibi yorumlar yapılırken, ‘yaşlandıkça karşı çıkarlar’ gibi itirazlar da mevcut.
Ancak kendini solda konumlandıran Avrupalı, sağ ve aşırı sağdakilere; hem Türkiye’ye sempatik bakıyor, hem de üyeliğine destek veriyor. Diğer bir ilginç sonuç ise ‘ahde vefa’ ilkesinin kabul görmesi oldu. Yüzde 57’lik kitle Türkiye’ye AB’ye girmesi konusunda ‘verilen sözü tutmamak haksızlık’ derken, aksi görüştekilerin oranı yüzde 37,6 oldu.
‘Avrupa’ ve ‘Türkiye’ Kimlikleri
Avrupa kimliğiyle bağdaştırılan temel değerler arasında öne çıkanlar ‘demokrasi ve insan hakları’ (yüzde 43,3) ile ‘ekonomik gelişmişlik ve toplumsal refah’ (yüzde 42,2) gibi iki modern kavram. Buna karşılık ‘Hıristiyanlık’ ve ‘laiklik’ gibi unsurlar yüzde 6,3 ve yüzde 4,1 gibi oranlarda.
Avrupalıların Türkiye’yi tanımaları açısından popüler kültür, futbol ve turizm ağırlıklı öneme sahip. Katılımcıların yüzde 91,1’i Türkiye’yi İstanbul’la tanırken, bunu Truva, Galatasaray, Antalya, Mustafa Kemal Atatürk, Efes, Tarkan, Recep Tayyip Erdoğan, Hadise, Yaşar Kemal, Fatih Terim, Orhan Pamuk ve Nâzım Hikmet’in izlemesi dikkatleri çekti. Avrupa’nın genç nesilleri ise Türk popüler kültürüne daha aşina.
Avrupa kamuoyunun Türkiye’ye bakışını ise siyasi liderlik belirliyor. Araştırmaya göre katılımcılar, Türkiye’ye dair bilgilerini en fazla siyasi liderlerden aldıklarını söylüyor. Sonuç olarak yapılan her iki araştırma da bize önyargısız bir Avrupa ihtiyacını hissettirmekle beraber, onların bizi nasıl gördüklerinden çok, bizim kendimizi nasıl değerlendirdiğimiz daha çok önem kazanıyor. Hangi kimliğe bürünmek istiyorsak o kapıya daha çok yanaşabildiğimiz bir tabloda kamuoyunun görmek istediklerindense bizim onlara aslında neyi göstermek istediğimiz büyük önem taşıyor.
(Elif Altun, Asistan)