AİHM İtalya’yı Mahkûm Etti
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), okul binalarında ve dersliklerde çarmıha gerilmiş İsa figürleri ve haç işaretleri bulunduran İtalya'yı 'ebeveynlerin çocuklarını kendi inançları doğrultusunda yetiştirme hakkını ihlal' ve aynı zamanda 'öğrencilerin din özgürlüğünü ihlal' gerekçeleriyle tazminata mahkûm etti.
(Tıkla-1)
Soile Lautsi’nin 2002’de iki çocuğunun eğitim gördüğü Vittorino Da Feltre Lisesi’ndeki çarmıha gerilmiş İsa figürlerinin kaldırılması talebi, okul idaresinin itirazıyla karşılaşmış, Lautsi, uygulamanın din ve vicdan özgürlüğüne aykırı olduğu iddiasıyla açtığı davaları İtalya’da kaybetmesinin ardından konuyu AİHM’ye taşıyarak bugüne kadar gelecek olan bu süreci başlatmış oldu.
İtalya’da, çocuğunun laik eğitim görmesini isteyen Finlandiya kökenli İtalyan vatandaşı Soile Lautsi’nin açtığı dava sonucu AİHM; “Kamu yetkililerince kullanılan bir alanda belli bir inanca ait bir sembolün zorunlu olarak bulunması ebeveynlerin çocuklarını kendi inançlarına uygun şekilde yetiştirme hakkını kısıtlamaktadır.” diyerek uygulamanın aynı zamanda çocuğun, “inanma ya da inanmama hakkını” da ihlal ettiğine karar verdi. Lautsi’nin yıllar süren hukuk mücadelesinin sonucu AİHM, İtalya’yı davacı Soile Lautsi’ye 5 bin Euro manevi tazminat ödemeye mahkûm etti.
(Tıkla-2)
Mahkeme ayrıca kararında, bu tür dini sembollerin başka dinden olan çocuklar açısından rahatsız edici olabileceğini vurguladı. Ancak bu karar, İtalya’yı karıştırdı. Uygulamanın “kültürel gelenek” olduğunu savunan Başbakan Silvio Berlusconi liderliğindeki merkez sağ koalisyonu kararı temyiz edeceklerini açıklarken, kararı AİHM’nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire’ye taşıyor. İtalya Eğitim Bakanı Mariastella Gelmini, “Hiç kimse özellikle de ideolojik bir Avrupa mahkemesi kimliğimizi silmeyi başaramaz” dedi.
Özellikle bu konuda Vatikan’ın da tepkisi de oldukça ağır oldu. Vatikan Sözcüsü Federico Lombardi, “Din, medeniyetimizin temel bir unsuru. Dini eğitimden dışlamaya çalışmak yanlış ve miyop bir karar” diye konuştu.
AİHM’nin İtalya’nın itirazını üç ay içinde karara bağlaması gerekecek. AİHM temyiz aşamasında da Lautsi’yi haklı bulursa İtalyan hükümeti altı ay içinde, okullardaki çarmıha gerilmiş İsa figürlerini ve haç işaretlerini kaldırmak durumunda kalacak.
Tüm bunları değerlendirirken başvurmamız gereken kaynak ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. Maddesi’dir. Yani bu madde altında ele alınan; düşünce-kanaat-din ve vicdan özgürlüğü başlıklarıdır.
Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü
Madde – 9 1 – Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme özgürlüğü ile tek başına veya topluca, aleni veya özel olarak ibadet, öğretim, uygulama, ve ayin yapmak suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir.
2 – Dinini veya inançlarını açıklama özgürlüğü ancak kamu güvenliğinin, kamu düzeni, sağlığı veya ahlakının ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda gerekli tedbir olarak ve yasayla sınırlanabilir.
Mahkeme, uygulamada karar verirken 9. maddenin yanı sıra 8,10 ve 11. maddelerdeki benzer konuların getirebileceği kısıtlama ve sınırlamaları da dikkate alarak, vereceği kararları; ‘müdahale, kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum kriterleri ve zorunluluk kriterlerine’ göre değerlendirir.
Dini sembollerin kullanımı, dini bireysel alandan toplumsal alana taşıma sonucunu doğurmaktadır. Dini sembollerin kullanımı da Sözleşmenin 9. maddesinde korunan düşünce, vicdan ve din özgürlüğü içerisinde yer alır. Sözleşmede, din ve inanç özgürlüğü, içsel boyut olarak inanç özgürlüğünün hiçbir şekilde sınırlandırılamayacağını, buna karşılık inanç özgürlüğünün dışsal boyutu olarak inancı açıklama özgürlüğünün 8.9.10 ve 11. maddelerindeki genel sınırlama ölçütleri içinde sınırlanabileceğini düzenlemiştir.
Bu konuyla ilgili genel olarak Avrupa’da yaşanan tartışmalara bakacak olursak, örneğin Hrıstiyanlar açısından, İtalya ve Almanya’da devlet okullarında haç bulundurma zorunluluğu tartışmaları; Müslümanlar bakımından, Fransa’da devlet okullarına giden Müslüman öğrencilerin başörtülü olması, Almanya’da Müslüman öğretmenlerin başörtülü olarak devlet okullarında görev yapması; Sikh ve Budizm gibi Uzakdoğu dinlerine mensup kişilerin sakal bırakma ve sarık giyilmesine ilişkin dini talepleri; Musevilerin kipa ve yarmulka gibi dini kıyafetler giymesi ile az bilinen dinlere mensup kişilerin benzer talepleri bu konudaki tartışmaların boyutunu ve önemini göstermektedir.
Mevcut kararlara göre, devletin (kamusal eğitimin) tarafsızlığını korumak amacıyla ilkokul öğretmenlerinin dini sembol (başörtüsü) takamayacakları, başkalarının hak ve özgürlüğüne müdahale etmediği müddetçe başörtüsü, haç, kipa gibi sembollerin öğrenciler tarafından kullanılabileceği, sınırlandırmaların daha çok devlet okullarında ve ilköğretim ile sınırı olabileceği, bunun dışında özellikle üniversitelerde hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin dini sembol kullanmasının –kural olarak- sözleşmeye aykırı olmadığı söylenebilir.
(Elif ALTUN, Avrupa Masası, Asistan)