Soğuk Savaş dönemi boyunca Doğu Bloku’nun bir müttefiki olan Polonya bugün Sovyetler Birliği'nden bağımsız olmasını Lech Walesa'ya borçludur. Polonya’nın o dönem için yaptığı büyük başarıydı. Zira başarıya ulaştığı için de kendisi gibi olan ülkelere örnek teşkil etmiştir ve bu da elde edilen başarıyı daha anlamlı kılmıştır ve önemli hale getirmiştir.
Doğu ile Batı'nın kozlarını Avrupa'da paylaştıkları 1945 -1990 arası dönemde Polonya komünizm ile yönetilen ve Batı halkına göre daha düşük standartlarda yaşayan bir halktan oluşmaktaydı. Polonya'da faaliyet gösteren Dayanışma Sendikası (Solidarnosc) halkın bu şekilde adaletsiz yaşamasına karşı çıkmış ve haklı ve başarılı olacak bir "savaş" başlatmıştır. Bu dönemde Dayanışma Sendikası'nın söz konusu hareketi Polonya'da komünizmi engellediği gibi tüm Avrupa'da da komünizmin duraksama ve hatta çöküş sürecini başlatmıştır. 1980'lerin başında yaşanan bu olaylar 1981 yılında Walesa'nın tutuklanması ile Hükümetin öne geçmesi olarak görülse de Walesa bir yıl süren tutukluluk döneminden sonra 1983 yılında kazandığı Nobel Barış Ödülü'nden de ilham alarak mücadeleyi bırakmamıştır.
Komünist Hükümet, Walesa ve arkadaşlarını zor kullanarak caydıramayacağını anlayınca diyalog kurma yoluna başvurmuştur ve Dayanışma Sendikası'na parlamentodaki sandalye sayısının yüzde 35'ini vermeyi teklif etmiştir. Sözkonusu dönem içerisinde çok iyi bir teklif olmasına karşın hükümetin bu yolla Sendikayı susturacağı ya da eylemsizleştireceği çok açık ortadaydı. Bağımsız Polonya için çabalayan Walesa bu teklifi reddedince hükümetin çözüm umutları da bitmişti.
Dayanışma Sendikası'nın Polonya'nın bağımsızlığı için verdiği bu mücadelenin önemi, hem Sendika'nın söz konusu dönemde Hükümete karşı çıkabilme cesaretini kendilerinde bulmalarından ve ikinci olarak da bu mücadeleyi sadece bir sendika çerçevesi altında yapmış olmalarından yani hiçbir siyasi örgüt ya da parti ile işbirliği içinde olmadan yapmalarından gelmektedir.
1989'da yapılan seçimlerde büyük zafer kazanan Lech Walesa, Polonya’da komünizmin yıkılışının 20 yıl ardından bugün geriye dönüp baktığında, her tür bedeline rağmen, özgürlük için mücadele etmeye değdiğini belirtiyor: "Bence tüm çabalara değdi. Bugün yine geçmişe dönüp bir seçim yapacak olsam, gene aynı şekilde davranırım.”( Tıkla -1 )
Walesa ve yandaşları o dönemde dünyanın en büyük iki gücünden birisine "seni istemiyoruz" demişti. Polonya'nın geleceği için çok önemli olan bu demokratikleşme adımı onun yararına olmuş ve Avrupa Birliği üyeliğini 2004 yılında kazanmasını sağlamıştır. Bu sayede bugün karşımızda bağımsız bir Polonya olduğu gibi ekonomik ve siyasi bakımdan da daha güçlü Polonya bulunmaktadır.
(Yrd. Doç. Dr. M. Nail Alkan, AB-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)