Doğu ve Güneydoğu'da fitili ateşlenen ve büyük şehirlere yayılmaya çalışılan 'provokatif' sokak eylemlerinin yapılması talimatını veren adres tespit edildi. İstihbarat birimleri terör örgütü PKK'nın şehir yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği/ Kürdistan Türkiye Meclisi'nin (KCK/TM) sözde lideri "Amed" kod adlı Sabri Ok'un Kandil'den gelen talimatlar doğrultusunda Avrupa'dan örgüt tabanına, "Serhildan sürecini genişletin, il ve ilçelerdeki gösterilerde geniş katılım sağlayın" talimatı verdiği ifade edildi. Bu talimat sonrası, PKK terör örgütünün kuruluşu ve sözde 1. kongresinin gerçekleşmesi ile terörist başı Abdullah Öcalan'ın cezaevi koşulları bahane edilerek "sivil itaatsizlik" eylemleri başlatıldı. Provokatif olaylarda kamu binaları, siyasi partiler, askeri lojmanlar ile polis merkezleri taşlandı. Çocukların ön saflarda tutulduğu eylemlerde polislere molotof kokteyli ve havai fişekli saldırılar gerçekleştirildi. (Tıkla 1)
Türk-Kürt çatışması, sokak eylemleri yoluyla kan, gözyaşı, kin ve nefret tohumlarının ekilmesinin dışında elde edilebilecek bir tek somut yarar dahi bulunmamaktadır. Bunu eylemlerin baş mimarları çok iyi bilmekte zaten bu yüzden ve bu amacı gerçekleştirmek için kışkırtmaları yaymaktadır. Genel anlamda bütün ülkeye ve millete özelde ise Kürtlere bu muameleleri yıllardır reva gören karanlık güçler aslında bu insanların değerlerini, vasıflarını ve potansiyellerini küçümsemekte; “Kürtleri, ne denirse hemen yapacak, sözlerinden çıkmayacak, sorgulamayacak hazır kıtalar” olarak görmektedir. Öcalan, PKK ve KCK Kürt vatandaşların başında adeta demoklesin kılıcı gibi durmakta, hareket alanların ve özgürlüklerini daraltmakta ve geleceğe yönelik ümitlerini kırmaktadır.
Kürtlerin bu provokasyonlar karşısında silkinip kendilerine gelmelerinin zamanı gelmelidir artık. Bu kişi ve örgütlerin kendilerini kullandığını, arka bahçeleri olarak gördüğünü, karanlık güçlerle gizli işbirliği içinde olduklarını anlamalı, bu zihniyete karşı dik duruş sergilemelidirler. Kaos, kan, kin, nefret, yoksulluk, eğitimsizlik ve olumsuz yaşam koşulları Kürtlerin kaderi değildir. Bunu onlara layık gören ve böyle devam etmesi için var güçleriyle komplolar üreten zihniyet artık yavaş yavaş deşifre olmaktadır.
Bu bağlamda toplum hiçbir şekilde tahriklere kapılmamalı, olaylara müdahale görevinin devletin güçlerine ait olduğunu akıllarından çıkarmamalı, karşılıklı çatışma ortamlarından uzak durmalıdır. Bu eylemleri yapanların hiçbir şekilde Kürtleri temsil etmeyen küçük marjinal gruplar olduğu açık bir gerçek olarak görülmelidir. Son olarak, bu kirli oyunları binlerce yıldır kardeş gibi yaşamış Türklere ve Kürtlere karşı hayasızca yürütülen bu provokasyonlar yoluyla başta Öcalan olmak üzere PKK ve KCK aslında şanslarını çok zorluyor ve bir anlamda kendi çöküşlerini de hazırlıyor ve hızlandırıyor.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma - Güvenlik -Terör Masası)