18 Aralık 2009 Cuma günü sona erecek olan Kopenhag İklim Zirvesi’nde sona yaklaşılırken taraflar halen üzerinde mutabakata varılmış bir anlaşmaya sahip değil. Özellikle sanayileşmiş ülkelerin bu konuda bağlayıcı bir anlaşma ile gelecekte kendilerinin baskı altına alınmasına karşı temkinli davranmaları çözüm önündeki en büyük engellerden biri. Gelişmekte olan ülkeler ise gelişmiş ülkeler tarafından somut mali yardım rakamlarının açıklanmamasına tepki gösterirken bir yandan da bağlayıcı bir anlaşma yapılması için baskı yapıyor.
2012’de süresi dolacak olan Kyoto Protokolü yerine yeni bir anlaşma yapılması konusundaki çalışmalarda henüz önemli adımlar atılmış değil. 11 gündür devam eden toplantıların hemfikir olunmayan konular dolayısıyla askıya uğraması dünyayı tedirgin ediyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde insanların bir siyasi anlaşmaya varılması amacıyla yaptıkları protestolar bu durumu kanıtlar nitelikte diyebiliriz.
İklim Zirvesi başta küresel ısınma olmak üzere buna neden olan olayların engellenmesi ve sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından ekolojik olarak, alınacak önlemlerin finansı bakımından da ekonomik olarak önplana çıkmasına rağmen eşitlik boyutunun ihmal edilmesi İklim Zirvesi’nin bir başka kriz konusu. İngiltere Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Ed Miliband, bu konunun adalet ve eşitlik sorunlarını ortaya getirdiğini belirtmiş ve “zor olan sorumlulukların ve hakların eşit şekilde dağıtılabilmesidir” diyerek konunun farklı bir boyutuna dikkat çekmiştir.
Küresel bir durum olmasına rağmen hiçbir uluslararası aktörün somut adımlar için ön plana çıkmaması olayı daha vahim bir hale getiriyor. AB, ABD ve Japonya bu açıdan eleştirilen aktörlerin başında geliyor. Zengin ve yoksul ülkeler ayrımının daha belirgin bir şekilde ortaya çıktığı İklim Zirvesi’nde, bütün dünya Cuma günü gelecek olumlu haberleri bekliyor. Ancak zaman gittikçe daralırken konuyla ilgili sıkıntıların devam etmesi umutların kaybedilmesine neden oluyor diyebiliriz.
Financial Times gazetesi bugünkü yayınında İklim Zirvesi’ne ilişkin Birleşmiş Milletler’den gelen bir uyarıyı önplana çıkarıyor. Habere göre zengin ülkeler, dünyanın en yoksul ülkelerine iklim değişikliğine uyum konusunda mali yardımı taahhüt etmekte isteksiz davranıyor ve Birleşmiş Milletler yetkilileri, Kopenhag'da bir anlaşmaya varılsa bile, bunun gelişmekte olan ülkelere yardım konusunu içermeyebileceğini söylüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon’un, "Şimdilik anlaşmayı imzalayıp, yardım konusunu gelecek yıl tartışmaya başlayabiliriz" dediğini belirten gazete, bu açıklamanın gelişmekte olan ülkeleri iyice öfkelendireceğini ve bir anlaşmaya varılmasını tehlikeye sokabileceğini söylüyor.(Tıkla-1)
Yine Guardian gazetesine baktığımızda bugün konu ile ilgili olarak Guardian gazetesinin dış politika yazarlarından Jonathan Freedland, Barack Obama'dan Kopenhag'da bir anlaşma sağlamasını umanlara "Obama dünyayı kurtaran adam değil, o hâlâ Amerika Birleşik Devletleri Başkanı" diyerek Obama’ya yöneltilen eleştirileri dile getiriyor. Freedland, Cuma günü Kopenhag'a ayak basacak olan Obama'nın bir yıl önce dünyanın dört bir yanında yarattığı umutlara rağmen, cebinden kalemini çıkarıp dünyayı kurtaracak bir anlaşmaya imza atamayacağını yazıyor. Yine Freedland'a göre Obama'ya kalsa belki de Kopenhag'daki göstericilere, "Elimden gelen herşeyi yapmaya hazırım" diyebilmesi gerekirdi. Ama o, iklim değişikliği konusunda hâlâ çok geriden gelen bir ülke olan Amerika'nın başkanı ve Amerika, Obama'yı seçtiği için değişmiş değil sözleriyle eleştirilerini dile getiriyor.(Tıkla-2)
Cuma günü 192 ülke liderinin bir anlaşmaya varamaması durumunda çanlar insanlık için çalmaya başlayacak demek yanlış olmayacaktır. Bu denli önemli bir konu hakkında böylesine geniş kapsamlı görüşmelerden bir sonuç alınamıyorsa ülkelerin kendi inisiyatiflerinde üretim şekillerine devam etmeleri sözkonusu olacak ve bu durum hem ülkeler arasındaki gerginliklerin hem de küresel ısınmanın daha da artmasına neden olacaktır.
(Aydan Özen, AB-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Asistan)