Hindistan-Çin Gerginliğinden Kazançlı Çıkan Aktör: Rusya
Hindistan Başbakanı Mahmohan Singh’in 3 Kasım 2009 tarihinde, seçim kampanyalarının sürdüğü Çin-Hindistan arasındaki sorunlu Aranuchal Pradeş (1) eyaletini ziyaret etmesi üzerine ilişkiler yeniden gerginleşmiştir. Pekin yönetimi, Singh’in Pradeş’i ziyaretinden büyük rahatsızlık duyduğunu, Çin ve Hindistan’ın söz konusu sınır bölgesinde herhangi bir resmi antlaşmaya imza atmadıkları (2) ve Çin-Hindistan ilişkilerinin geleceği için Hindistan’ın bölgede gerilim yaratmamaya özen göstermesi talebinde bulunmuştur. Singh’in ziyaretinin ardından Çin ve Hindistan medyası, karşılıklı olarak, tarihsel iddiaları gündeme getirmekte ve iki devletin fobileri üzerinden faaliyet yürütmektedir.
Şanghay İşbirliği Örgütü temelinde bölgede etkinliği sürekli artan Rusya ve Çin karşısında, Hindistan dış politikasının hareket alanı daralmaktadır. Mumbai olayları sonrası asimetrik tehdit algılaması artan, Keşmir üzerinden Pakistan’la karşı karşıya gelen ve Çin ile ilişkileri bozulan Hindistan bölgede yalnızlaşmaya başlamıştır. Farklı aktörlerden kaynaklanan tehdit algılamasının tırmanmasıyla Hindistan yönetimi silahlanmaya yönelmiştir. Savunma Bakanı A.K Antony, 2009 yılında savunma bütçesinin %50 oranında artarak 40 milyar doları bulabileceğini ifade etmiştir. Dünyadaki en büyük silah alıcılarından biri olan Hindistan, ABD ve Rus silah sanayileri için çok büyük bir pazar niteliğindedir.
Savunma alanında gerçekleşen işbirliklerinin uluslararası ilişkilere ve dış politika tercihlerine etki etmesi kaçınılmazdır. Çin-Hindistan ve Pakistan-Hindistan gerilimlerinin hemen ardından küresel aktörler ilgili devletlerle temasa geçerler ve birtakım siyasi/askeri antlaşmalar imzalarlar. Çin-Hindistan ilişkilerindeki gerilim bu bağlamda yeni gelişmelere yol açmıştır:
1. ABD’nin Çin karşısında Hindistan’ı bölgesel bir güç olarak çıkarma çabası bu noktada devreye girmektedir. Hindistan’ın sivil amaçlı nükleer çalışmalarının ABD tarafından desteklenmesi bir dönem Rusya’yı endişeye sevketmiştir çünkü Hindistan silah sanayi yönünü ABD’ye dönerek Rus tekdışında alımlar yapmaya başlamıştır. Hindistan buna gerekçe olarak Rus ekipmanlarının zamanında teslim edilmemesini göstermiştir.
2. Hiçbir aktöre bağımlı kalmamak ilkesi üzerine kurulu Hindistan dış politikası, ABD’nin bölgedeki etkinliğinin orantısız biçimde artmasından rahatsızlık duymuş ve Rusya ile yeniden yakınlaşmaya başlamıştır. Hindistan ve Rusya, 15 Ekim 2009 tarihinde Moskova’da biraraya gelerek iki askeri pakta imza atmış ve 10 yıllık zaman dilimini kapsayacak (2011-2021) Askeri-Teknik İşbirliği Antlaşması’nı kabul etmiştir. ABD’li çevrelerce küresel krizi atlatmanın en kolay yolu olarak görülen yüksek silah satışları, bu antlaşmanın ardından ABD’li silah şirketlerini gelirlerden mahrum bırakabilir.
3. Hindistan, gelişen Rusya-Çin ilişkilerini mevcut gerginlikleri aşmada bir denge unsuru olarak düşünüyor olabilir. ŞİÖ çerçevesinde enerji, ticaret ve güvenlik konularında Çin-Rus işbirliği artsa da, bunun pragmatik bir birliktelik olduğu ortadadır. Bugün ŞİÖ içinde uyumlu bir partner olan Çin’in, uzun vadede bağımsız hareket etmek istemesi muhtemeldir. Rusya için de potansiyel tehdit oluşturan Çin karşısında Soğuk Savaş dönemi müttefiki Hindistan, alternatif olarak düşünülebilir.
(Ali Ertan, Asya-Pasifik Masası, Kıdemli Asistan, 23.10.2009)
(1) Çin Halk Cumhuriyeti ile komşu olan Arunachal Pradeş Eyaleti’nin kuzey sınırı Hindistan-Çin arasında gerilime neden olmaktadır. Eyalet Hindistan’a bağlı olmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti ve Tayvan, eyaletin Güney Tibet’in uzantısı olduğunu kabul etmekte ve toprak talep etmektedir.
(2) 1914 yılında İngiliz Hindistan’ı ve Tibet arasında imzalanan Simla Antlaşması’nın sonucu olarak ortaya çıkan McMahon Hattı’nın bugünkü hukuki statüsü netleşmemesine rağmen, pratikte Çin ve Hindistan arasındaki sınırı oluşturduğu kabul edilmektedir.