Önümüzdeki yıl Mısır’da düzenlenmesi beklenen 25. Fransa-Afrika Zirvesi öncesi, Kahire yönetiminden, Sudan Devlet Başkanı Ömer El-Beşir’in davet edilmesine yönelik Fransa ile yaşanan kriz sebebiyle, Mısır'ın zirveye ev sahipliği yapmayacağı haberi geldi. El-Beşir’in pozisyonu sebebiyle zirvede yer alıp almaması konusunda Mısır ve Fransa arasında çıkan anlaşmazlık, geçen hafta boyunca sürdürülen yoğun diplomasi çabalarına rağmen, tarafların geri adım atmaya isteksiz oluşu sebebiyle çözüme kavuşturulamamıştır.
AB’nin hukuki yapısı gereğince, savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlediği gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından, hakkında tutuklama kararı çıkartılan bir devlet başkanı ile temaslarda bulunmaktan kaçınan Fransa yönetimi, El-Beşir’in davet edildiği bir konferansa katılmayacağını ve dolayısıyla Fransa-Afrika Zirvesi’nden söz edilemeyeceğini ifade ederek adeta rest çekmiştir. Zirvenin, Fransız yetkililerin katılmayacağı bakanlar düzeyinde ve El-Beşir’in davet edilmeyeceği devlet başkanları düzeyinde olmak üzere 2 bölüme ayrılması şeklinde, Paris yönetimi tarafından yapılan öneriyi kabul etmeyen Mısır, geçen hafta, gerekirse zirve yerinde değişiklik yapılabileceğinin sinyallerini vermişti. (Tıkla-1)
Mısır Dışişleri Bakanı Ahmet Ebu Gheid’ın Al-Sharq Al-Awsat gazetesine verdiği demeçte, zirvenin Fransa’da yapılması konusunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığını ifade etmesi, “davet krizi”nin çözüldüğü yorumlarını beraberinde getirmiştir. (Tıkla-2) UCM’ye taraf olan bir ülkede tutuklanabileceğinden endişe eden El-Beşir’in zirveye katılması mümkün görünmemektedir. Bölgesel bir güç olma söylemlerinde taviz vermek istemeyen Kahire yönetimi açısından, Mısır’da düzenlenecek uluslararası boyuttaki bir zirve toplantısından vazgeçilmesi, kısa vadede kayıp olarak görülse de, uzun vadede Sudan Devlet Başkanı’nın ülkesinde ağırlanması dolayısıyla uluslararası baskıya maruz kalmaktan kaçındığı için bir kazanç olarak yorumlanabilir.
Dikkate alınması gereken bir diğer nokta ise, Kahire yönetiminin Sudan’la ilişkilerde gerginliğe yol açmak istememesidir. UCM’nin tutuklama kararı karşısında güney komşusuna destek çıkan Mısır’ın, dengeli ilişkilere vurgu yapması, El-Beşir’e açık çek vermekten ziyade ekonomik ve daha da önemlisi siyasi çıkarlar sebebiyle, Sudan'a duyduğu ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır. Zira Kahire yönetimi için, şu an Afrika’nın gündeminde ilk sıralarda yer alan Nil Nehri sularının paylaşımına yönelik, Nil havzasındaki ülkeler ile yaşadığı ihtilaf sürecinde, Sudan’dan gelen destek oldukça önemli görülmektedir. Nil Nehri sularından daha fazla yararlanmak isteyen Kenya, Uganda, Burundi gibi ülkelere karşılık olarak Mısır, nehir üzerinde tarihten gelen kullanım hakkı olduğu tezini savunarak yapılacak değişiklikler konusunda sert bir duruş sergilemektedir.(Tıkla-3) Mısır’ın bu konuda ihtiyaç duyduğu destek komşusu Sudan’dan gelmektedir. Suların paylaşımı ile ilgili anlaşmaya onay vermeyen Sudan yönetimi statükonun korunmasından yana olduğu mesajını vererek, Mısır yönetimini rahatlatan bir tavır takınmıştır.
Mısır’ın Arap dünyası ve Afrika kıtası ile ilgili olarak öncü roller üstlenme iddiası, sözü edilen Fransa-Afrika Zirvesi ile prestij kaybı tehlikesi yaşamaktadır. UCM’nin El-Beşir hakkında verdiği kararı baştan beri onaylamayan Kahire’nin, zirve sebebiyle hem Fransa hem de Sudan ile ilişkilerini gerginleştirmeden konuyu çözmeye çalıştığı görülmektedir. Mısır’ın böyle bir yol izlemesi, içinde bulunduğu bölgesel ve uluslararası şartlar göz önüne alındığında, en akılcı tercih olarak yorumlanabilir.
(Özgün Arslan, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)