Mısır’ın başkenti Kahire’de bölgesel çapta ilk kez düzenlenen “Arap Dünyasında Kadın” konulu konferansın katılımcıları, elle ya da sözlü tacizin, kadının kamusal alanlardan uzaklaşmasına yol açtığını, kadınlar ne giymiş olursa olsun bu türden tacizlere uğradığını kaydetti. Kısacası Arap dünyasındaki kadın dışarıda uğradığı tacizler sebebiyle, kendisini eve hapsediyor.
17 ülkeden eylemcilerin katıldığı, 2 günlük konferansta, yasalarda ceza öngörülmediği, kadınlar şikâyette bulunmadığı ve yetkililer bu durumu göz ardı ettiği için bölgede tacizin kontrolsüz olduğu da vurgulandı. BM ve İsveçli bir kalkınma kurumunun desteğiyle düzenlenen konferansta, bu konuda yapılan çalışmalar da sunulurken, yapılan örneklemelerde;
Yemen’de kadınların yüzde 90’ının, Mısır’da yüzde 83’ünün tacize uğradığı saptandı. Lübnan’da yapılan bir çalışmada da kadınların yüzde 30’dan fazlası aynı şekilde tacize uğradığı bildirdi.
Sözlü ve fiziksel tacizin sadece 6 kadar Arap ülkesinde suç teşkil ettiği, 22 Arap ülkesinin çoğunda sadece tecavüz gibi ağır tacizin suç olduğu belirtildi. Arap dünyasındaki muhafazakâr kesimin tacizlerin sebebi olarak kadının davranışları ve giyimini gösterdiği de ifade edildi. (Tıkla-1)
Öte yandan “Kadın Bakışı ile AB-Türkiye İlişkileri” konulu bir panelde ise; “Geçmişle kıyaslandığında Türkiye’nin kadın-erkek eşitliği konusunda ilerleme kaydettiği ancak yine de siyasete katılım oranının düşük olduğu.” belirtildi. Ayrıca; “Türk kadınının TBMM’de temsil oranının yüzde 9,1 olduğu hatırlatılırken, Türkiye’nin kadın temsilci sayısında geride kaldığı da söylendi.” (Tıkla-2) “İnsan Hakları, Kadın ve Şiddet” konulu bir başka panelde ise; kadınların yüzde 70'nin şiddete maruz kaldığı öne sürüldü. (Tıkla-3)
Panelde; “Şiddet ne şekilde olursa olsun suçtur, kader değildir. Günümüzde, ülkemizde ve dünyada şiddet olaylarının artarak yazılı ve görsel basında ilk sıralarında yer aldığını izliyoruz. Kadınlarımızın yüzde 70'e yakını şiddete maruz kalarak yaşam mücadelesi veriyor. Hatta televizyon dizilerinde şiddet içerikli konuların sık sık işlenmesi, şiddeti sanki normal bir şeymiş gibi özendirir hale getirdi. İçeride, dışarıda şiddete maruz kalan kadınlarımızın bu benim kaderim diyerek ailesine ve yuvasına sadık kaldığını” belirten katılımcılar; “Şiddetin her türlüsü suçtur, kader değildir.” diyerek töre cinayetlerindeki rakamlarda azalma yaşanmamasını ise üzücü bir durum olarak nitelendirdi.
Kadın ve hakları, hak edemedikleri, maruz kaldıkları daha uzun bir süre gündem maddelerimizi dolduracağa benziyor. Kadının dikkat çekebilecek davranışlarının ya da aşırı olarak yorumlanabilecek giyiminin; aslında kadının uğradığı tacizin ya da şiddetin asıl sebebi olarak gösterilmesi, anlayışlarına pranga vurmuşların ifadelerinden başka bir coğrafyada değerlendirilemeyecek ölçüde ölçüsüzdür.
(Elif Altun, Asistan)