Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) İcra Direktörü Antonio Maria Costa uyuşturucu kaçakçılığından elde edilen 352 milyar Dolar’ın finansal kuruluşlar aracılığıyla aklandığını ve böylece küresel krizde sancılı bir dönem geçiren finans sektörünün suyun üstünde kalmayı başardığını söyledi. Geçen yıl batma eşiğine gelen bankaların ayakta tutan sıcak paranın büyük bir kısmının yasadışı uyuşturucu ticaretinden gelen para olduğunu ileri süren Costa’nın bu sözleri, kriz dönemlerinde suçun ekonomi üzerindeki etkisini sorgular hale getirecek gibi görünüyor. Barack Obama ve Gordon Brown’un IMF’in yeniden regüle edilmesi konusundaki çağrılarını da bu açıklamayla birlikte değerlendirmek gerekecek. (Tıkla-1)
Özellikle 2008’in ikinci yarısı likidite açığı, bankacılık sisteminin temel problemi haline gelmişti. Bu sorunu aşmada uyuşturucu ve diğer suç faaliyetlerinden gelen paranın kullanıldığına dair kuvvetli işaretler bulunmaktadır. Costa herhangi bir banka ya da ülkeyi işaret etmeden yaptığı bu değerlendirmede bankaların birbirlerine borç vermede çekingen davranmalarının da sistemi sıcak para anlamında daha da zora soktuğunu belirtmiştir. IMF’nin tahminlerine göre, ABD ve Avrupa bankaları, fiyatları şişirilmiş mal varlılıklarından ve riskli borçlardan dolayı Ocak 2007’den Eylül 2009 tarihine kadar (34 aylık dönem) geçen sürede 1 trilyon Dolar’dan fazla kayba uğramış ve 200’den fazla mortgage konut kredisi veren kuruluş batmıştır. Birçoklarına da devlet tarafından el konularak batması önlenmiştir. (Tıkla-2)
Uyuşturucu parasının bankalara yöneldiğine dair alınan bu bilgilerin İngiltere, İsviçre, İtalya ve ABD’den geldiğine ilişkin bilgiler bulunmaktadır. Ancak İngiltere Bankalar Birliği konuyla ilgili yaptığı açıklamada; böyle bir teoriyi doğrulayacak herhangi bir bulguları olmadığını söyleyerek, bankacılık sistemindeki likidite açığının merkez bankaları tarafından kapatıldığını ileri sürmüştür.(Tıkla-3)
BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi Müdürü’nün yaptığı değerlendirmeyle başlayan bu tartışma bankacılık sistemi ile karapara arasındaki ilişkiyi anlatmak bakımından önemli bir konudur. Paranın kaynağının meşru gösterilmesi olarak kısaca tarif edebileceğimiz karapara aklama yöntemlerine baktığımızda bankacılık sektörünün önemli bir yer tutuğunu söylememiz gerekir. Sıfır faizli hesaplar, sırdaş banka hesapları, anonim hesaplar ya da bonolar gibi yatırılan fonun asıl sahibini gizleyen çeşitli tekniklerin kullanıldığı da bilinmeyen bir şey değildir. Bu ve benzeri teknikler sadece özel sektör tarafından değil aynı zamanda özellikle bazı zamanlarda, bizatihi devletlerin politikası içinde de yer bulabilmektedir.
İtalya örneğine baktığımızda, küresel ekonomik krizin etkilediği ekonomisini canlandırmak için Hükümet vergi affını devreye sokmuştur. AB çevrelerine ve konuyla ilgili pek çok uzmana göre, karapara aklamaya zemin hazırlayan bu düzenlemeyle İtalyan mafyasının yurtdışındaki parası aklanmak üzere İtalya’ya gelecektir. Ayrıca, İtalyan Hükümetinin aldığı kararın uygulamaya geçilmesi halinde, organize suçla bağlantılı olarak müsadere edilen mal varlıkları müzayedede yüksek artırmayla satılacaktır. Bu da sıkı denetlenmemesi ve kontrol altında tutulmaması halinde mafyanın kendi mal varlığını devletin elinden satın alarak aklamasına yol açabilecektir. (Tıkla-4)
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)