İspanya’nın Katalonya bölgesinde, 13 Aralık 2009 tarihinde Kataloncanın konuşulduğu yerlerde 170 kasaba ve köyde yaşayan toplam 700 bin Katalon seçmen referanduma gidip Katalonya’nın İspanya’dan ayrılıp ayrılmaması için oylarını kullandılar. Oylamaya katılım oranı yüzde 30 ile düşük olsa da katılanların yüzde 95’i İspanya’da özerk bir bölge statüsünde olan Katalonya’nın İspanya’dan ayrılmasını istiyor.
Bu referandumun başka bir önemi ise Katalonya bağımsız bir ülke olarak İspanya’dan ayrıldığı zaman Avrupa Birliği üyeliğine kabul edilecek mi sorusuna da yer verilmiş olmasıdır. Katalon halkının yine yüzde 95’i bağımsız Katalonya’nın AB üyesi olabileceğini düşünmektedirler. Eylül 2009’da Barselona yakınlarındaki Arenys de Munt kasabasında düzenlenen referandumu hiçbir yetkili organ ciddiye almamıştı ancak şunu görüyoruz ki yapılan son referandum, Eylül ayında düzenlenen referandumun devamı niteliğindedir. (Tıkla -1)
Katalonya’da yapılan bu iki referandum da anayasaya aykırı nitelikte olduklarından geçersiz sayılmaktadır. Zira referandumların nasıl olacağı anayasa ve yasalarla belirlenmiştir ve anayasa uyarınca referandumları yapma yetkisi İspanya merkezi hükümetindedir. İspanya bölgesel işbirliğinden sorumlu bakan Manuel Chavez bu son referandumun siyasi propagandadan başka bir şey olmadığını vurgularken bunun hiçbir şekilde bir halk oylaması olmadığını söylemektedir.
Katalonya bölgesine 2006 yılında bağımsızlık verilmesine rağmen bu karar hala İspanyol Anayasa Mahkemesince onaylanmış durumda değildir. Yapılan bu referandumlarla, düzenlemeciler Katalon halkının bağımsızlık istemlerini değerlendirerek 2010 yılında Katalonya’da yapılacak bölgesel seçimler için bir ön hazırlık yapmaktadırlar. Ayrılık isteyen Katalon grup Anayasa Mahkemesi’nin özerklik kararını onaylamamasını da bahane ederek İspanya’dan ayrılmak istemektedir. Avrupa Birliği üyesi olan ve 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren dönem başkanlığını devralacak olan İspanya, Birlik görevlerinin yanı sıra bir de yaşadığı bu iç sorunları çözmek zorunda kalacaktır. Görülen o ki AB’nin demokrasi, insan hakları söylemleri sadece aday ülkelerin değil üye ülkelerin de başını ağrıtacağa benziyor.
(Yrd. Doç. Dr. M. Nail ALKAN, AB-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)