Türkmenistan - Çin Boru Hattı projesinin açılışı için Çin, Kazakistan ve Özbekistan devlet başkanları Türkmenistan'ın Başkenti Aşkabat'ta biraraya geldi. Törende konuşan Çin Devlet Başkanı Hu Jintao, "Çin, doğalgaz boru hattının açılmasından ve kurulan işbirliğinden çok memnun, iki dost ülkenin diğer alanlarda da birlikte çalışmasından mutluluk duyacak" dedi. Törende konuşma yapan Türkmenistan Devlet Başkanı Kurbanguly Berdimuhammedov da, bu projenin sadece ticari ve ekonomik anlamı olmadığını aynı zamanda politik bir anlam da taşıdığını söyledi. Berdimuhamedov, Çin'in izlediği şeffaf politika nedeniyle küresel güvenliğin garantör ülkelerinden biri haline geldiğini belirtti.
Türkmenistan - Çin boru hattı, Nisan 2006 yılında Çin'in başkenti Pekin'de Türkmenistan hükümeti ile Çin hükümeti arasında imzalanan anlaşma sonucu hayata geçirilmiş ve hattın inşasına Ağustos 2007 yılında başlanmıştı. Yaklaşık 7 bin kilometre uzunluğundaki doğal gaz boru hattının 184,5 kilometresi Türkmenistan, 490 kilometresi Özbekistan, 1300 kilometresi Kazakistan ve yaklaşık 5 bin kilometrelik kısmı da Çin sınırları içinde yer alıyor. (Tıkla – 1)
Çin ve Türkmenistan arasında enerji konusunda yapılan bu işbirliği dünyanın ikinci büyük enerji kaynaklarının bulunduğu Hazar ve çevresinde stratejik oyunların yeniden başlayacağına bir işaret olarak algılanabilir. Çin’in Türkmenistan üzerinden doğrudan gaz satın alması, diğer bölge ülkeleri olan ve proje kapsamında transit ülkeler olarak bahsi geçen Kazakistan ve Özbekistan için de önem taşımaktadır. Bu ülkelerin Rusya’nın enerjisine olan ihtiyacının ve Rusya’nın enerji kozunu elinde tutarak bölgedeki ülkelere uyguladığı baskının, bu alternatif boru hattıyla azalması beklenebilir.
Rusya’nın enerji hâkimiyeti yoluyla bölgede sağladığı stratejik öneminin azalmasına neden olacağı düşünülen bu yeni akım hattının, aynı oranda Çin’in bölgedeki stratejik önemini artırabileceğini düşünmemize neden oluyor. Çin, bu hat sayesinde Rusya’ya bağımlı olmadan Türkmen gazını alabileceği gibi Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan ile de işbirliği yaparak, Hazar bölgesi başta olmak üzere, Avrasya’daki etkinliğini artırabilir. Çin’in Türkmenistan’a petrol ve gaz arama makineleri, modern tren vagonları ve iletişim donanımları satın alma amacıyla 20 yıl vadeli kredi sağlaması da Türkmenistan ile ilişkilerini geliştirmeye ve bu yolla bölgedeki etkinliğini artırmaya çalıştığına işaret olarak algılanabilir.
Rusya’nın enerji tekeline sahip olma politikasını by-pass edecek alternatif akım hatlarının kurulmaya başlanması bölgedeki güç dengelerini Çin’den yana çevireceği gibi, bu hatlar Türkiye açısından da önem arz ediyor. Türkiye’nin Rusya’dan gaz alan ülkeler arasında satın alınan gaz bakımından üçüncü sırada olduğu ve yıllık gaz tüketimi miktarına bakıldığında Rus gazına bağımlılığının yüzde 60 civarında olduğu düşünülürse, bölge ülkeleri arasında alternatif akımların kurulması Türkiye’nin de yararına bir durum olarak değerlendirilebilir.
Türkiye, bir alternatif akım projesi olan Nabucco projesini hayata geçirmeye çalışırken de Rusya’ya olan enerji bağımlılığını azaltmak amacı ile hareket ediyordu. Nabucco Projesi kapsamında Türkiye’nin varmaya çalıştığı amaçlar, Türkiye ile benzer çıkarlara sahip Hazar bölgesindeki ülkeler ve Çin arasında gerçekleştirildiği takdirde, Rusya, sahip olduğu gazı Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine aktarmak için Mavi Akım hattını geliştirmek, dolayısıyla da Türkiye’nin “enerji köprüsü” statüsünü kabul etmek durumunda kalabilir. Çin’in Avrasya’da etkinliğini artırmasına ve enerji konusunda güçlenmesine sıcak bakmayan ABD’nin ise Nabucco projesinin hayata geçirilmesi konusunda Türkiye ile daha sıkı işbirliğine gitmesi beklenebilir. Bahsi geçen bu durumların da Türkiye’nin gaz ihracatı konusunda Rusya ve ABD karşısında elini kuvvetlendirmeye ve pazarlık gücünü artırmaya yarayacağı ileri sürülebilir.
(Burcu Ayvazoğlu, ABD Masası, Asistan)