ABD’nin işgalinden sonra Arap ülkelerinden uzaklaşan Irak, yeniden Arap Dünyası ile ilişkilerini onarmaya çalışmaktadır. 11 Eylül saldırılarının ardından dünya genelinde ve Ortadoğu özelinde dengelerin değişmesi, Irak’ta da rejim değişikliğine sebep oldu. Terörle mücadele kapsamında Irak’a ve Afganistan’a müdahale eden ABD, daha sonra bölgeye getirdiği istikrarsızlığın ve şiddet olaylarının zeminini hazırladı.
Arap Dünyasının Irak’ı yalnızlığa mahkum etmesinde en başta gelen sebebin, Şiilerin çoğunlukta olduğu Bağdat yönetimi üzerinde İran’ın etkisini artırması olduğu ifade ediliyor. Saddam sonrası Irak politikalarına bakıldığında, Arap ülkelerinin izledikleri stratejileri Irak’taki gruplar üzerinden yönettikleri söylenebilir. Diğer bir değişle bu ülkeler, birebir Bağdat Hükümetine değil, Sünni kesiminden oluşan farklı parti ve kuruluşlara destek verdiler. Bu nedenle de başta Suudi Arabistan olmak üzere, Mısır, Ürdün ve diğer Arap ülkelerinin, Irak’taki yeni yapıda aktif rol alamadıkları görülmektedir. Son zamanlarda bu durumu fark eden Arap liderlerin, Irak’la ilgili yeni stratejiler üretmeye başlaması dikkat çekmektedir.
Bunun iki temel nedeni vardır; birincisi, Türkiye’nin, Ortadoğu’ya dönük izlediği politikalar doğrultusunda her gelişmeye anında müdahale taktiği, bu ülkeleri, Irak’a ve Suriye’ye yönelmeye teşvik etmektedir. Bir diğeri ise Irak’ta artan terör olaylarından sürekli sorumlu tutulan komşu ülkelerin (Suriye, Suudi Arabistan ve Ürdün), bu durumdan artık kurtulmak istemeleridir.
El-Sabah gazetesinde çıkan habere göre, Irak Başbakanı Nuri El-Maliki, geniş bir heyetle 21 Aralık Pazartesi günü, Mısır’ın başkenti Kahire’yi ziyaret edecek. Maliki, Mısırlı mevkidaşı Ahmet Nazif ile bir araya gelerek, iki ülke arasında dokuz alanda (siyasi, iktisadi, teknik, konsolosluk kurma, tarım, endüstri, çevre, iletişim ve ulaşım) “Stratejik İttifak” anlaşması imzalayacak. Ayrıca Maliki’nin, Mısır’ı ziyareti sırasında Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile de bir araya gelmesi ve Arap Dünyası ile Irak ilişkilerinin ele alınması bekleniyor.(Tıkla-1)
Türkiye’den sonra bu defa, Mısır’ın Irak’la Stratejik İttifak imzalaması şu şekilde maddelendirilebilir;
- Arap Dünyasının merkezi konumunda olan Mısır’ın, Filistin-İsrail sorunu dahil şimdiye kadar Arap ülkelerinde aktif bir role sahip olmadığı ortadadır. 19 Ağustos’ta Suriye-Irak ilişkilerinde yaşanan krize hemen müdahale eden Türkiye’nin uzlaştırmaya yönelik sergilediği tavrı, deyim yerindeyse Mısır gibi Arap ülkeleri bu durumu kendilerine yedirememektedir. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Eylül ayında Bağdat, Şam, Kahire, Amman ve Tahran hattında ziyaretlerde bulunması, bölgede hareketliliği beraberinde getirdi. Türkiye-Mısır Ortadoğu’da rakip olmalarına rağmen Suriye-Irak arasındaki gerginliğin giderilmesi için birlikte zirve düzenlemeleri bölgede, siyasi ve stratejik bir canlanmayı başlattı.
- Mısır’ın bazı konularda Türkiye ile beraber hareket ettiği görünse de, bölgedeki konjonktür bu tür yaklaşımlara neden olmaktadır. Artık Ortadoğu’da “açık işbirliği ve gizli rekabet” dönemine girildiğini görmekteyiz. Mısır’ın de bölgeyle ilgili izlediği yeni stratejisinin bu olduğunu düşünebiliriz.
- Mısır’ın, başta Irak olmak üzere, bölgede rol kaptırmayı bir kenara bırakıp rol kapmaya yönelmektedir. Maliki Hükümetinin, Irak’ta meydana gelen saldırı ve şiddet olaylarına karşı Arap Dünyası’nın kayıtsız kaldığını her fırsatta dile getirmesi, Arap liderlerini Irak’la ilgili politikalar üretmeye ve Büyükelçilik açmaya yönlendirmiştir.
Sonuç olarak, Ortadoğu Bölgesi’nin yeni perspektifine baktığımızda, bundan sonraki süreçte Mısır, Irak’taki gelişmelere sessiz kalmamayı tercih edebilir. Arap ülkeleri, bölgede Irak’a mesafeli davranma ve Irak’la ilgili net politika belirleyememe eksikliğini hissetmektedir. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Irak konusunda Arap ülkelerinin aktif rol alması beklenebilir. Arap liderlerinin Bağdat yönetimi üzerinde etki kurmak istiyorlarsa, Irak genel seçimlerinden önce açık bir şekilde Irak stratejilerini belirlemeleri gerekmektedir. Bu çerçevede, son zamanlarda bölge ülkeleri arasında gittikçe yaygınlaşmaya başlayan “Stratejik İşbirliği” politikalarının, gerçek işbirliği mi, yoksa yeni rekabetin diğer adı mı, olduğunun cevabını imzalanan anlaşmalardan çıkan sonuçlara göre değerlendirmek gerekir!
(Ali Semin, Ortadoğu-Afrika Masası, Kıdemli Asistan)