Sudan’da, iktidar ve muhalefet partileri arasında yürütülen müzakerelerde uzlaşma sağlanması ile birlikte, ülkede gergin olan siyasi tansiyonun düşürülmesine yönelik, önemli bir adım atılmıştır. Demokratik reformlar çerçevesinde, Sudan Devlet Başkanı El Beşir ile yarı özerk bir bölge olan Güney Sudan Eyaleti Başkanı Salva Kiir arasında yapılan görüşmeler, 2005 yılında imzalanan Barış Anlaşması’na yönelik tehdit olarak görülen bir takım konulara yeni düzenlemeler getirmektedir.
Görüşmelerinin ardından Salva Kiir’in başkanlık ettiği SPLM Partisi ile El Beşir’in NCP Partisi’nden üst düzey yetkililerin katıldığı ortak basın toplantısında, Güney Sudan için bağımsızlığın oylanacağı referanduma yönelik, taraflar arasında anlaşmazlığa yol açan sorunların giderildiği kaydedilmiştir. Bağımsızlık için gerekli olan katılım ve oy oranları üzerinde prensipte sağlanan anlaşma ile birlikte, kuzey-güney arasındaki krizin çözülebileceği sinyalleri verilmiştir. İki taraf arasında uzun süredir devam eden anlaşmazlıklarda önemli bir rol oynayan referandum şartlarının belli olmasından sonra, parlamentoyu protesto eden güneyli milletvekillerinin oturumlara yeniden katılmaya başlayacakları duyurulmuştur. SPLM Genel Sekreteri Pagan Amum, Sudan resmi haber ajansına verdiği demeçte, ülkenin istikrara kavuşması açısından yaşanan son gelişmeleri, umut vaat edeci olarak değerlendirmiştir. (Tıkla-1)
El Beşir’in başkanlık ettiği olağanüstü hükümet toplantısında oybirliği ile kabul edilen referandum yasa tasarısına göre güneyin bağımsızlığa kavuşması yüzde 51 oranında “evet” oyuna bağlıyken, referandumun geçerli olabilmesi için kayıtlı seçmenlerin en az yüzde 60’ının oylamaya katılması beklenmektedir. (Tıkla-2) Bununla birlikte, ayrıntılarına değinilmese de, kuzey-güney arasında anlaşmazlığın önemli konularından biri olan zengin petrol yataklarına sahip Abyei bölgesinin de referanduma konu olacağı ifade edilmiştir.
Barış sürecine yönelik engellerin kaldırılması konusunda varılan anlaşma haberinin, geçtiğimiz hafta hükümet karşıtı protesto gösterilerini organize etmekle suçlanan, aralarında SPLM Genel Sekreteri’nin de bulunduğu güneyli muhalif liderlerin gözaltına alınmasının ardından gelmesi düşündürücüdür. Nisan 2010’da yapılması planlanan başkanlık ve parlamento seçimleri konusunda seçim kanunun değiştirilmesi taleplerini protestoyla duyurmak isteyen güneyli ayrılıkçılara hükümet güçlerinin sert müdahalesi karşısında SPLM’nin, barış anlaşmasının geçerliğini yitirdiğini ifade etmesiyle beraber, muhalefet ile iktidar partisi arasındaki gerilim artmıştır.
Kuzey-güney arasındaki gerginliğe, Darfur’da devam eden sorunların çözümüne katkı sağlaması bağlamında, Güney Sudan barış sürecini fazlasıyla önemseyen Obama yönetiminin müdahalesi gecikmemiştir. Güney Sudanlıların, siyasi gösteri düzenleme haklarının, hükümet tarafından engellenmesini eleştiren Dışişleri Bakanı Clinton yaptığı basın toplantısında, Washington'ın Sudan Özel Temsilcisi Scott Gration’un, taraflar arasında yapılan müzakere sürecine katkıda bulunmak üzere Sudan’a gönderildiğini ifade etmiştir. (Tıkla-3)
Tüm bu gelişmeler dikkate alındığında, daha çok muhalefetin beklentilerinin lehine bir görüntü çizen “uzlaşı” haberi ile beraber, akıllara “El Beşir, Güney Sudan’ı gözden çıkardı mı?” sorusu gelebilir. Ancak her defasında, enerji kaynakları bakımından zengin olan güney bölgesinin kontrolünü elinde tutmaya büyük önem atfeden Sudan yönetiminin, güneyli muhaliflere birtakım tavizler vermesi, özellikle seçimler öncesinde uluslararası toplumdan gelen baskıları hafifletebilmek ve diğer taraftan, seçim yarışında kuzeydeki muhalif partileri saf dışı bırakabilmek için El Beşir tarafından geliştirilen bir taktik olarak değerlendirilebilir.
(Özgün Arslan, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)