Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasına ilişkin Avrupa Birliği’nden (AB) Türkiye’ye yönelik yorumlar gelmeye devam ediyor. AB Komisyonu, konunun ayrıntılarını öğrendikten sonra açıklama yapmak istediği için sıcağı sıcağına yapmadığı açıklamayı dün nihayet yaptı. AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn’in sözcüsü Amadeu Altafaj Tardio, “öncelikle geçen hafta PKK'nın kanlı saldırısıyla başlayan, demokratik açılımı tehlikeye sokan son gelişmelerden ciddi endişe duyduklarını" dile getirdi.
Terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine ve Türk halkına başsağlığı dileklerini ileten sözcü, AB Komisyonu'nun terörü en sert şekilde kınadığını hatırlatarak demokratik açılımın başarısı için tüm siyasi partilerin ve bütün toplum kesimlerinin katılımının gerektiğini vurgulamıştır. Tardio, DTP'nin kapatılmasıyla ilgili olarak, "AB Komisyonu, DTP'nin terör eylemlerini kınamayı ve PKK ile arasına açık mesafe koymayı reddetmeyi sürdürmesinden üzüntü duymuştur. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin kararı oy kullanan önemli sayıda bir toplum kesimini, demokratik açılımın başarıyla sonuçlanması için gerekli koşul olan siyasi temsilden mahrum bırakabilir" yorumunu yapmıştır. (Tıkla-1)
Avrupa Parlementosu Sol Grubu DTP’nin kapatılması ile ilgili olarak yayımladıkları yazılı açıklamada demokrat Kürtlerle dayanışma içinde olduklarını belirtmiştir. Avrupa Sosyalist Partisi de DTP’nin kapatılmasını kınadıkları yönünde açıklamalarda bulunmuştur. (Tıkla-2)
AB’nin DTP’nin kapatılması ile ilgili Türkiye’ye yönelik yaptığı yorumlara baktığımızda, genel olarak bu durumun ‘demokratik açılım’ sürecine bir engel teşkil ettiği yönündeki anlayış göze çarpmaktadır. Bunun yanında Türkiye’deki siyasi parti yönetmeliğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Venedik Komisyonu tarafından yapılan tavsiyeler göz önüne alınarak yeniden düzenlenmesi gerektiği AB’den gelen yorumlarda ön plana çıkan diğer bir yaklaşımdır. Bu açıklamar konunun ayrıntıları ve gerekçeleri tam olarak anlaşılmadan ortaya çıktığı için Türkiye’ye yönelik bir takım eleştirileri barındırıyor. Ancak olayın üzerinden bir kaç gün geçtikten sonra yapılan açıklamalara baktığımızda –örneğin Avrupa Komisyonu’nun açıklaması- PKK terör örgütü ile arasına mesafe koymayı açıkça reddetmesinden ve terör eylemlerini kınamaktan kaçınmasından dolayı DTP’ne yönelik eleştiriler var. Bu nedenle AB’den Türkiye’ye yönelik yapılacak yorumlarda öncelikle olayın gerekçelerinin iyi kavranması gerekmektedir. Yoksa Türkiye’ye bu olay bağlamında yöneltilen haksız suçlamalar Türkiye-AB ilişkilerinin seyri açısından olumsuz bir hava yaratacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Zira Eurobarometre tarafından yapılan kamuoyu araştırmalarının sonucuna baktığımız zaman son dönemde Türkiye’de AB üyeliğini destekleyenlerin sayısının azalması, AB tarafından Türkiye’ye yönelik bu eleştirilerle daha belirgin bir şekilde ortaya çıkacaktır denilebilir.
Yapılan araştırmada "AB üyeliğinin ülkeleri için iyi olacağını" düşünen Türklerin oranı son 6 ayda yüzde 48'den 45'e inerken, tarafsız kalanlar 2 puan artışla yüzde 19'a çıkmıştır. Ankette "Her ihtimali hesaba katarsanız, ülkenizin AB üyeliğinden faydalanacak mı?" sorusuna Türklerin yüzde 50'si olumlu görüş belirtmiştir. Yaklaşık 6 ay önce yapılan Eurobarometre'de üyeliğe destek verenlerin oranı yüzde 57 düzeyindeydi. Bu durum Türkiye'de AB kurumlarına duyulan güvenin son 6 ayda önemli ölçüde gerilediğini göstermektedir. (Tıkla-3)
AB’nin gerek müzakere sürecinde gerekse Türkiye’de son dönemde yaşanan olaylara yönelik yapmış olduğu açıklamalarda olumsuz bir tutum takınması Türk kamuoyunda haklı tepkilere neden oluyor. Bu nedenle özellikle tam üyelik aşamasında AB’nin Türkiye gibi ekonomik, askeri ve tarihi açıdan güçlü ve büyük bir ülkeye yönelik ifadelerini belirtmeden önce bir kere daha düşünmesi gerekiyor.
(Aydan ÖZEN, AB-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Asistan)