ENGLISH
08.02.2012
Ana Sayfa » Dış PolitikaGeri Dön «

Türkiye Artık arabulucu değil oyun kurucu

15.12.2009 11:01:25

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SDE Başkanı Doç. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Türkiye’nin son dönemlerde izlediği politika ile ‘arabuluculuk’ tartışmalarını, iç dinamikler ve konjonktürel durumu da göz önünde bulundurarak, Kanal a'da yayınlanan ‘Sınır Ötesi’ programında Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şaban Çalış ile değerlendirdi.

Mehmet S. Erol: Türkiye’nin son dönemde izlediği politikaya bakıldığında yakın çevresinden ve zemininden hareketle güç kazandığını, bir zamanlar Türkiye’ye arabuluculuk yönünde evet diyenlerin şimdi Türkiye’yi bu konuda güvensiz bir  arabulucu olarak itham ettiğini görüyoruz. Bu konuda Fransa’ya ve Mısır’a çağrılar oldu. Yine burada özellikle Friedman’ın açıklamasına baktığımızda diyor ki Erdoğan’ın yönettiği bir ülke Filistin ile İsrail müzakerelerinin dışında bırakılmalı. Ben böyle bir teklife İsrail’in hemen evet diyeceğine inanıyorum çünkü İsrail’in açıklamaları bu yönde ama sizce Filistin ne der? Böyle bir çağrı ne anlama geliyor?

Şaban Çalış: Türkiye’nin özellikle yükselen bir değer olarak son dönemde ortaya koyduğu politikalardan ve Türkiye’nin güç kazanmasından rahatsız birtakım çevrelerin olması doğaldır diye düşünüyorum. Bu sebepten dolayı da özellikle Türkiye’nin güç kazanmasını ve kendi bölgesinde güçlü ve küresel anlamda da etkili bir aktör olmasını en azından mevcut konjonktür açısından içine sindiremeyen birtakım çevrelerin ki bunlar bir kısım ülkeler olabilir bir kısım düşünce kuruluşları olabilir. Ya da sizin ismini andığınız bazı kişiler ülkenin mevcut durumundan rahatsız olabilir. Ancak sizinde konuşmalarınızda ifade ettiğiniz gibi Türkiye’yi denklem dışına itmek ne kadar mümkün artık? Esas konuşulması gereken mesele bu. Yani Türkiye’yi isteyip istememenin ötesinde Türkiye’nin artık bölgede önemli bir aktör olduğunu dolayısıyla Türkiye’yi birilerinin iteklemesine özellikle bölgedeki gelişmelerde rol oynamasında bir defa kesinlikle ihtiyacı yok. Türkiye gelinen noktada birilerine ihtiyacının artık çok da olmadığını biliyoruz ama birilerinin özellikle Ortadoğu’da var olmak isteyen aktörlerin hem küresel hem bölgesel açıdan Türkiye’ye ihtiyacı var. Son dönemlerde benim özellikle vurgulamaya çalıştığım değerler diplomasisinin bir uzantısı şimdi Filistin-İsrail çatışmasındaki yaşanan olaylara ve Mısır’ın durumuna baktığınız zaman Yusuf Bey çok güzel bir analiz yaptı. Mısır sanki dönemsel bir güç kazanmış gibi Türkiye’yi bir kenara itip arabuluculuk rolünü kendisi oynayacakmış gibi beklenirken hiç de öyle olmadı . Kimsenin Mısır’a bu konuda bir yetki vermediğini görüyoruz. Yıldızı yükselirken Mısır’ın eski günlerini arayan bir Mısır haline döndüğünü görüyoruz. Bu yüzden Mısır’ın trendi aşağı inerken Türkiye’nin yukarı doğru çıktığını görüyoruz. Dolayısıyla denklemde Türkiye’nin bir arabulucu değil artık daha bir üst seviyede olduğunu düşünüyorum. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da tavır ve söylem olarak ortaya koyduğu gibi Türkiye artık burada arabulucu değil Türkiye oyun kurucu.

Mehmet S. Erol: Artık Türkiye için tanımlama yapılırken Türkiye bir köprüdür ifadesi de kullanılmıyor. Pasif durumdan aktif duruma bir geçiş var.

Şaban Çalış: Artık iki tarafı birbirine bağlayan bir köprü değil kendisi var olan ve bu varlığını ifade eden diğerlerinin de bu varlığa saygı duyduğu bir ülke halini almıştır. Eğer Türkiye küresel bir denklem içerisinde düşünülüyor ise artık Soğuk Savaş’ın Türkiye’si değil hatta Soğuk Savaş’tan sonraki 15-20 yıllık dönemdeki Türkiye de değil. Artık yeni bir Türkiye’den bahsediyoruz.

Mehmet S. Erol: Bazı gazetelere baktığımızda bunun sorumlusunu arıyorlar? Türkiye bu konuma nasıl geldi? Nasıl getirildi? Türkiye’nin sanki kendi iç dinamikleri ya da konjonktürel durum tamamen göz ardı ediliyor. Türkiye’yi sanki bu noktaya getiren başka bir aktör varmış gibi bir tavır sergileniyor ve deniliyor ki ABD ve İsrail Türkiye’nin değişiminde AB’yi suçluyor. Sizce AB neden suçlanıyor?

Şaban Çalış: ABD basınında yayınlanan iki tane yazıdan söz etmek lazım. Birinde çok ilginç şeyler söyleniyor. Batı Türkiye’yi kaybediyor. Hatta kaybetti değil, Batı’ya karşı bir Türkiye ortaya çıkıyor. Eskiden ilişkiler ne kadar güzeldi. Eskiden Batı ile yakın Türkiye diye tarif ettikleri şey şu: Türkiye bir defa militarist bir ülkeydi, demokrasiden uzaktı, askeri bir takım yönlendirmelerle ve sadece güvenlikçi bir bakış açısıyla her şeyi ABD çerçevesinde yürütüyor gibi aşağı yukarı bunlar söyleniyordu makalede. Şimdi bambaşka bir Türkiye oldu. Tehlikeli bir ülke halini almaya başladı. Bu tamamen yanlış bir algıdan kaynaklanıyor. Tamamen Türkiye’yi anlamamaktan kaynaklanıyor. Tarihsel anlamda da aslında Türkiye hiçbir zaman böyle olmadı. Bunun da ben özellikle altını çizmek istiyorum. Fakat Türkiye’yi hep bir anlamda uyuşturulmuş, sessiz, sakin olaylara müdahil olmayan bir ülke olarak görmek isteyen, kenarda sınırda bir ülke olarak, sizin de değiniz gibi bir köprü olarak sadece ihtiyaç olduğunda arabulucu olan bir ülke, birtakım ödenek ve yardımlarla geçiştirilen bir ülke olarak algılamak isteyenler esas onlar bu değişimden rahatsız oluyorlar fakat Türkiye dönem dönem benzer politikalar uygulamıştır ama uzun dönemde birbiriyle uyumlu politik bir dönemi özellikle dış politikada yaşamış değildi. Bir anlamda aslında Türkiye belki de en çağdaş dış politikasını uyguladığı tam anlamıyla Batılı devlet olarak davrandığının altını çizmek istiyorum. AB Türkiye’yi böyle davranmaya itti diyen ABD’deki bakış açılarının altında yatan neden de bu. Türkiye güvenlikçi bakış açısından çıkıp değerler üzerine bir diplomasi yürütmeye başlayınca ve en başta da komşularıyla sorunlarını halletme adına aslında baktığınızda tam bir çağdaş Batılı devlet göstergelerini taşıyor. ABD’ye baktığımızda görüyoruz ki onun da iki sınır  komşusu Kanada ve Meksika  ile hiçbir sorunu yok. Dolayısıyla komşularıyla sıfır sorunlu ülke demek tam bir Batılı çağdaş ülke demektir.

Soğuk Savaş’ın Ankara’sını Geri İstiyorlar

Mehmet S. Erol: Financial Times ve Deutschland ‘Ankara’yı geri getirin’ diyor. Hangi Ankara’yı kastediyorlar hocam?

Şaban Çalış: Soğuk Savaş’ın Ankara’sını geri getirin diyorlar. Her zaman el altında, her zaman kontrol ettiğimiz. Hem iç hem dış politikada anti-demokratik uygulamaların olduğu, eskinin, güvenlikçi bakış açısının olduğu herşeyi bununla değerlendiren, her şeyi kriz ve çatışma mantığı ile değerlendiren dolayısıyla hem milleti ile problemli hem kendi komşularıyla problemli Ankara’yı getirin diyorlar. Dolayısıyla yapılan çağrı aslında çağ dışı bir çağrı. Çağdaş değerler açısından baktığımızda bile anlaşılması mümkün olmayan bir durum bu. O döneme geri dönülmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Mehmet S. Erol: Eski Ankara iyiydi de bizi yüzlerce binlerce raporlarla bizi çok farklı şekilde itham ediyorlardı. Bunda da bir gariplik yok mu sizce?

Şaban Çalış: Eski Ankara dediğiniz Ankara’yı kendiniz eleştireceksiniz, gerektiği zaman tokat atacaksınız, antidemokratik uygulamalar var diyeceksiniz. El altından karanlık işleri de bu devlete yaptıracaksınız Dolayısıyla işin çelişkili olan yanı bu. Eski Ankara dedikleri bu. Bir yandan onun yanında olacaksınız bir yandan Türkiye’nin çıkarları olmayan doğrultuda Türkiye’yi yönlendirmeye çalışacaksınız. Bu karanlık bir Ankara diye ben bunu ifade etmek zorundayım ve asla Türkiye karanlığa dönmemeli diye de ilave etmek lazım.

(Hazırlayan: Aydan Özen)




DIŞ POLİTİKA KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya