Küresel ekonomik kriz ortamından geçen ekonomiler arasında, yine de dünyanın en büyük 17. ekonomisine sahip Türk ekonomisi dinamik yapısı ve rekabet potansiyelini sürdürmektedir. Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu’nun son yayımladığı “Küresel Rekabetçilik Raporu”na göre, dünya rekabetinde Türkiye’nin sırası az bile olsa yükselmiştir. Raporda, küresel rekabette 61. sıraya yerleşen Türkiye’de İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerin yine listede ön sıradaki yerlerini korudukları görülmektedir. Asıl şaşırtıcı olan ise Doğu sınır illerinde rekabet gücünün arttığının görülmesidir. Bu da her şeyin başında Türk ekonomisinin küresel ekonomik kriz ortamında dahi taşıdığı potansiyel gücü ve bu gücün bilincinde olarak dayanışma ve beraberlik içinde küresel boyutta rekabet edebilir yapılar oluşturabileceğinin önemini ortaya koymaktadır.
Sınır illerimizde rekabet gücünün artması, uygulanan makro politikaların ekonomi üzerindeki olumlu etkisini ortaya koymaktadır. Ekonominin yaşadığı yapısal değişimler ve yeni düzenlemeler, ekonomideki kırılgan yapıyı düzelterek güç kazanmasını sağlamıştır. Rekabet performanslarına bakıldığında, Doğu illerimizin öne çıkması ve İller Arası Rekabet Endeksi’nde geçmiş yıllarda adı listelerde yer almayan Doğu illerinin üst sıralara yerleşmesi gayet ilginçtir. Doğudaki sınır illerimiz gerçekten bir yükselme yönü yakalamış bulunmaktadır. Endekse göre, örneğin Şırnak, “ticaret becerisi ve üretim potansiyeli alt endeksi bazında” 58. sıradan bu yıl 11. sıraya yükselmiştir. Aynı şekilde Ağrı da 55. sıradan 13. sıraya; Iğdır ise 56. sıradan 16. sıraya yükselmiş bulunmaktadır. Sınır illeri arasında, Ağrı’nın önemli bir yükselme sağladığı görülmektedir. Şırnak ise yeni açılan şirket sayısı bağlamında birinci konumdadır. (Tıkla 1)
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik kriz sebebiyle Türkiye’nin özellikle Batı ülkelerle yaptığı dış ticaret ciddi anlamda düşmüştür. Batı pazarlarına ihracat düşünce de Doğu ülkelerine satış yapan firmalar bu durumdan karlı çıkmış gibi gözükmektedir. Bütün bunlar göstermektedir ki, Türkiye, ekonomisinin sahip olduğu potansiyelin farkına vararak bu gücü doğru istikametlere yönlendirmesi halinde mevcut kriz ortamından, diğer ülkelere kıyasla, daha hızlı ve kazançlı bir şekilde çıkabilme fırsatı yakalamış olur.
(H. Gülin Koçak, Ekonomi Enerji Çevre Masası)