Demokratik Toplum Partisi’nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılma kararına ilişkin Avrupa Birliği ve ABD başta olmak üzere çeşitli ülkelerden Türkiye’ye yönelik yorumlar gelmeye devam ediyor. AB dönem başkanı İsveç’in yapmış olduğu açıklamalar Türkiye’nin siyasi partiler mevzuatını Venedik Komisyonu tarafından alınan tavsiyeler ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili hükümleri doğrultusunda değiştirilmesi gerektiği yönünde olurken, ABD bu durumun Türkiye’nin bir iç meselesi olduğunu belirtmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ayrıca Türkiye’de demokratik sisteminin tüm vatandaşlar için siyasi özgürlükleri genişletmeye devam etmesi gerektiği belirtilmiştir.
Avrupa Birliği tarafından gelen yorumlara baktığımız zaman Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasının daha çok Türkiye’nin başlatmış olduğu ‘demokratik açılım’ sürecine bir engel teşkil edeceği yönünde açıklamalar göze çarpıyor. Bu bağlamda Avrupa Parlamentosu Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre “Bu karar son derece vahim ve Türkiye'de başlatılan demokratik açılıma bir sabotaj” diyerek, Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten de “Bu demokratik açılımı felç edecektir” sözleriyle Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasına ilişkin görüşlerini dile getirmişlerdir.
Konu ile ilgili olarak Almanya’dan gelen yorumlara baktığımızda Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasının daha çok Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri bağlamında ele alındığını görüyoruz. Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Federal Meclis Grubu Dış Politika Sözcüsü Philipp Missfelder bu kararın iç siyasete ilişkin nedenler yüzünden alındığına dair kuşkuların bulunduğunu belirtmiştir. Missfelder, aynı zamanda Kürt temsilcilere karşı verilen bu kararın, demokrasi anlayışları ile bağdaşmayacağını ifade etmiştir. Demokrasilerde partilerin yasaklanmasının çok zor bir konu olduğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca bu durumun Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik için henüz hazır olmadığını da kanıtladığını belirtmiştir. (Tıkla 1)
Almanya’da muhalefette yer alan Sol Parti, Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması dolayısıyla daha da ileri giderek Türkiye ile müzakerelerin dondurulmasını istemiştir. Sol Parti Uluslararası İlişkiler Sözcüsü Sevim Dağdelen, yaptığı yazılı açıklamada, DTP’nin yasaklanması kararının, Türkiye’nin demokratikleşme ve azınlık haklarının korunması konusunda yeterince ilerleme kaydedememesinin bir göstergesi olduğunu ifade ederek, Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüme kavuşturulması sürecinin kapatma kararından zarar göreceğini belirtmiştir.(Tıkla 2)
Almanya’dan yapılan yorumlara baktığımız zaman Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılması olayının Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmasını istemeyen kesimler tarafından haddini aşan açıklamalarla kullanıldığını görüyoruz. Türkiye’yi demokrasi konusunda eksik bulanların müzakere sürecinde Demokratik Parti’nin kapatılmasını Türkiye’nin önüne bir engel olarak çıkarması aslında demokratik bir tutum değildir. Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasının, 2003’te İspanya’da terör örgütü ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle Herri Batasuna Partisi’nin kapatılması göz önüne alınarak değerlendirilmesi gerekir.
(Aydan ÖZEN, Avrupa Birliği-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Asistan)