Toplantıda BM Genel Sekreteri ve Konsey üyelerince yapılan değerlendirmelerde; BM’nin barış ve istikrar götürmek üzere sorumluluk aldığı Gine Bisav, Haiti, Liberya, Sierra Lion, Afganistan ve Kolombiya gibi iç çatışmaların sıkça yaşandığı ülkelerin uyuşturucu ticareti yüzünden daha da istikrarsızlaştığı ve bu durumun tüm dünyayı etkisine aldığı belirtilmiştir. UNODC İcra Direktörünün yaptığı açıklamada; Afrika’ya yönelen iki ayrı uyuşturucu rotasının var olduğu; doğudan eroinin, batıdan kokainin Afrika kıtasına giriş yaptığı ve bu maddelerin sahra çölü üzerinde bulunan Çad, Nijer ve Mali’de buluştuğu ifade edilmiştir. Ayrıca, Afrika’nın yeni akçesinin uyuşturucu olmaya başladığına ve bu paradan sadece organize suç örgütleri ve hükümet karşıtı grupların değil aynı zamanda terör örgütlerinin de yararlandığına dikkat çekilmiştir. (Tıkla-1)
Geçen ay Mali’de düşen Boeing 727 tipi uçağın enkazında yapılan incelemede Güney Amerika kaynaklı 10 ton kokain maddesine rastlanılmıştır. Bu olay, sevkiyatların çok büyük miktarlarda yapıldığını ve her türlü teknolojik olanaktan istifade edildiğini gözler önüne sermektedir. UNODC’nin Afrika raporuna göre, Batı Afrika’ya her yıl 50-60 ton kokain, Güney Afrika’ya ise 30-35 ton eroin giriş yapmaktadır. Güneyde Somali’nin batı da ise Gine Bisav’ın düşmesi, bu yerlerde cereyan eden çatışmaları beslemek üzere uyuşturucu ticaretinin ön plana çıkmasına neden olmaktadır. Uyuşturucu madde sadece çatışmaları değil aynı zamanda bağımlılığı da artırmakta ve beraberinde AIDS vakalarını hızla yükseltmektedir. (Tıkla-2)
Böyle bir toplantıya neden bugün ihtiyaç duyulduğu sorusu akla gelmektedir. Bilindiği gibi BM adına uyuşturucu sorunuyla küresel çapta mücadele eden ve ülkelere bu anlamda destek olan ana birim Viyana’da bulunan BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi’dir (UNODC). Bu Ofis her yıl dünya uyuşturucu durumunu inceleyen ve son gelişmeleri aktaran raporlar yayınlamaktadır. Bu raporların yanında uyuşturucu, organize suç ve silahlı çatışmaların hedefi haline gelen sorunlu alanlar üzerine odaklanan özellikli raporlar da hazırlamaktadır. Bu nitelikte hazırladığı özellikli raporlarında son beş yıldır Afrika’nın öne çıktığını görüyoruz.
Gerçekten de Afrika kıtası, son yıllarda sınır aşan suç örgütlerince artan oranda kullanılmaya başlanmış ve bu durum hem Afrika’nın güvenliğine hem de küresel istikrara zarar verecek seviyelere yükselmiştir.
Güvenlik Konseyi bu tarihi toplantı sonunda oy birliğiyle, bağlayıcılığı olmayan ancak tüm ülkeleri uyaran bir Başkanlık Bildirisi kabul etmiştir. Bu bildiri, Güvenlik Konseyi’nin uyuşturucu ile küresel çapta mücadele konusunda kabul ettiği ilk belgedir. Bu kararla, uyuşturucu, terör ve organize suç arasındaki yakınlaşma ve bağlantılara en üst seviyede dikkat çekilmektedir. Karara, uyuşturucu ticaretinden büyük kazanç elde eden PKK açısından baktığımızda, terör gölgesinde sürdürdüğü ya da sürdürülmesine izin verdiği uyuşturucu ticaretinin, PKK için önemli bir finans kaynağı olmaya devam ettiğini belirtmemiz gerekir.
Kararda özetle uluslararası güvenliğe bir tehdit olan uyuşturucu kaçakçılığına karşı ülkelerin ve bölgelerin daha fazla çaba göstermesi istenmektedir. Ayrıca, BM Genel Sekreteri’nden, çatışma analizleri ve önleme stratejileri geliştirirken, barışı koruma misyonları teşkil ederken uyuşturucu kaçakçılığını bir faktör olarak gözönünde bulundurması istenmektedir. Karar, uyuşturucu ile mücadelenin dengeli bir yaklaşım içinde yürütülmesi gerektiğini, sadece üretim ve kaçakçılık boyutuyla değil aynı zamanda tüketim boyutuyla da aynı oranda mücadele edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. (Tıkla-3)
11 Eylül 2001’den sonra ilan edilen teröre karşı küresel savaşın da artık terörü besleyen ve zemin hazırlayan faktörleri de dâhil edilecek yeni bir anlayışla tekrar ele alınmasının zamanı gelmiştir.
(Ömer Ersoy, Araştırmacı)