Kopenhag’da gerçekleştirilen İklim Zirvesi’nde gelişmekte olan ülkeler ile sanayileşmiş ülkeler arasında sera gazının atmosfere salımı ve bunun sınırlandırılması konusunda tam olarak görüş birliği sağlanamasa da özellikle zengin ülkelerin daha fazla kesinti yapmalarını talep eden iki ayrı taslak anlaşmanın yayınlanması tek bir anlaşmaya doğru atılan bir adım olarak değerlendirilebilir. Taslaklardan biri, Kyoto Protokolü'nün bir uzantısı niteliğinde ve uzun dönemde üzerinde uzlaşılan işbirliği eyleminin çerçevesini çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerin talep ettiği bu taslak yanında diğer taslak anlaşma ise küresel ısınmayı belirli bir derecede sınırlamayı hedefliyor.(Tıkla- 1)
Ancak tek bir anlaşma üzerinde uzlaşı sağlanması için tüm devletlerin onay verdiği bir anlaşma metni gerekmekte ki, bunun için biraz daha zaman var gibi gözüküyor. Yine alınacak önlemlerin nasıl finanse edileceği de belli olmaması da bu sürecin önündeki bir başka engel olarak nitelendirilebilir.
Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre 2009 yılı büyük bir ihtimalle, hava durumu kayıtlarının tutulduğu son 160 yıllık dönemin en sıcak beşinci yılı olacak. Ayrıca 2009'un bir başka yönü ile de "ilk ona" gireceği açıklanmıştır. Buna göre içinde bulunduğumuz yılın kesin olmayan ortalama sıcaklığı, uzun dönem ortalaması olan 14.0 santigrat derecenin 0.44 derece üzerinde bir sıcaklığa sahip. (Tıkla-2)
Atmosfere sera etkisi yaratarak dünyanın ısınmasına neden olan zehirli gazların azaltılmasına yönelik Kopenhag’da zirveye katılan temsilciler 1997 tarihli Birleşmiş Milletler Kyoto İklim Protokolü’nün yerini alacak yeni bir anlaşma sağlamaya çalışıyorlar. Ancak genel görüş bağlayıcı bir anlaşma değil de ileride böyle bir anlaşmaya temel teşkil edebilecek bir çerçeve anlaşma üzerinde görüş birliği sağlanacağı yönünde. Fakat bunun çok da kolay olmayacağının işaretleri Kasım ayı içerisinde Singapur'da yapılan Asya Pasifik Zirvesi'nde verilmişti denilebilir. Daha Kopenhag'daki zirve öncesi hedefler üzerinde bir anlaşmaya varılamamış olması sorunun orta vadede çözülmesinin zor olacağı şeklinde yorumlanabilir.
Konu ile ilgili kilit tarih 2020 olarak görülüyor. Ancak bazı ülkeler 2050 için de hedefler belirliyor. Sanayileşmiş ülkeler iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek amacıyla sera gazlarını azaltmak için hedefler belirleyecek. Avrupa Birliği, Avustralya, Japonya ve Yeni Zelanda, 2020'ye kadar bunu yapacaklarını şimdiden açıklamış durumdalar. Dünyada atmosfere en fazla sera gazı salan ülke olan Çin ise Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği ve Japonya'nın Kopenhag'daki İklim Zirvesi'nde yaptıkları önerileri yetersiz bulduğunu belirtmiştir.(Tıkla-3)
Bu ülkelerin, karbon gazı salımında kesintiye gitmek yerine, bunların artış hızını sınırlamayı tercih edecekleri yönünde bir kanaat mevcut durumda. Özellikle küçük ada ülkeleri ve Afrika ülkeleri küresel ısınma tehditleriyle diğer ülkelerden daha önce karşı karşıya olduklarını belirterek daha sert önlemler alınması gerektiği yönünde bir görüşe sahipler. Ayrıca belirlenecek önlemlerin bağlayıcı olması da bu ülkelerin başlıca taleplerinden.
İklim Zirvesi Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında gerçekleştirilse de konuyla ilgili olarak ülkeler aynı görüşte birleşmiş değil. Bir yandan sanayileşmiş ülkelerin gelecekte kendilerini baskı altında tutacak bağlayıcı hedeflerden kaçınıp sadece verdikleri sözleri yerine getirme çabaları, bir yandan gelişmekte olan ülkelerin daha sert önlemler alınması yönünde baskıları durumu iyice içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
(Aydan ÖZEN, AB – Balkanlar – Ege - Kıbrıs Masası, Asistan)