Türkiye’de yine bir iç politika olayı hem Türkiye hem de Avrupa Birliği (AB) gündemine bomba gibi düştü. 11 Aralık 2009 tarihinde Demokratik Toplum Partisi (DTP), terör örgütü ile bağlantıları olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Anayasa Mahkemesi kurulduğu 1963 yılından bu yana Türkiye’de toplam 24 siyasi parti kapatırken, 1963 öncesi dönemde de Türkiye’de iki siyasi parti kapatılmıştı. (Tıkla – 1)
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç kararı açıklarken, teröre karışmış bir partiye örgütlenme özgürlüğü verilemeyeceğini ifade ederken kapatma kararının Anayasa’nın 68 ve 69’uncu maddelerine dayanılarak verildiğini belirtti. Bunun yanı sıra İspanya’da 2003 yılında yasadışı ilan edilen Batasuna Partisi örnek gösterilirken şu gerekçenin altı çizildi: İspanya’nın Bask bölgesinin bağımsızlığı için silahlı mücadele yürüten ETA örgütünün siyasi kolu olması Batasuna Partisini kapatmaya yetti. (Tıkla -2 )
AB ülkelerinde siyasi parti kapatma konusu çok hassas ve çok uygulanan bir unsur olmadığından dolayı AB ülkeleri Türkiye’deki gelişmeleri merakla izlemektedir. AB’de parti kapatma yasak değil, tabii ki Avrupa’da da partiler dönem dönem kapatılmıştır. Fakat son 50 yıllık döneme baktığımızda Avrupa kıtasında üç parti kapatıldı. Bunların biri bahsedilen Batasuna Partisi, diğer iki parti ise Almanya’da 1952’de kapatılan Sosyalist İmparatorluk Partisi (bu parti Nazi Partilerin devamı nitelikteydi) ve 1956 yılında Almanya Komünist Partisi. Bunun dışında Avrupa Birliği üye ülkelerinde parti kapatma yaşanmamıştır.
AB üye ülkeleri; parti kapatmak için Venedik kriterleri olarak bilinen şu koşullar söz konusu olduğu zaman ancak bir partiyi kapatma kararı almaktadır:
Siyasi partilerin kapatılabilmesi için, anayasada belirtilen hak ve özgürlüklerin bekası ve düzeninin ihlali için şiddete başvurmaları gerekir.
Siyasi partilerin açıkça şiddeti kullandıkları ve demokratik sistem için tehlikeli oldukları ispat edilmelidir.
Irkçılık ve yabancı düşmanlığı, şiddet eylemleri ile bir tutulmaktadır. Siyasi partilerin kapatılabilmesini sağlayan eylemle bağlantı kurulması şarttır.
Venedik Kriterlerine dayanarak bugüne kadar AB ülkelerinde siyasi parti kapatılmadı fakat Avusturya’da aşırı milliyetçi parti lideri Jörg Haider yasaklanmıştı.
Bu çerçeveden değerlendirildiğinde Türkiye’de kapatılan toplam 26 parti AB’nin Türkiye’ye bakış açısını olumsuz yönde etkilemektedir. Hatta siyasi parti ve özellikle Kürt partilerin kapatılmasının Türkiye’de bir gelenek haline geldiği yorumları yapılmaktadır. (Tıkla – 3)
Bir başka yoruma göre özellikle Türkiye’nin son dönemlerde başlattığı açılım politikaları, bilhassa demokratik açılım süreci parti kapatma kararı ile büyük zarar görecektir. Kapatma sürecinde iki suçlu taraf bulunmaktadır: İlki, DTP zira kendisini terör eylemlerinden ve terör örgütünden uzak tutmayı bilemedi. İkincisi, ise parti kapatmalarını Anayasa değişiklikleri ile ortadan kaldırmayı denemeyen hükümet partisi. (Tıkla – 4)
Genel hatlarıyla analiz edildiğinde DTP’nin kapatılması ve 37 partiliye beş yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi hem AB tarafından hem de ABD tarafından eleştiri ile karşılanmıştır. AB Dönem Başkanı İsveç’in yayınladığı açıklamasında, kapatma kararına yönelik kaygılarını dile getirirken Türk Hükümetine şu mesajı vermektedir: bir an önce Anayasa’yı değiştirin ki parti kapatılma usulü Venedik Kriterlere göre yapılsın. (Tıkla – 5 )
ABD Başkanı Barack Obama’da DTP’nin Kürt sorunun çözüm sürecindeki önemini Nisan 2009 tarihinde Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi gezisinde ifade etmişti ve DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile görüşmüştü. (Tıkla – 6)
Son olarak ta ABD, DTP’ye daha birkaç gün önce, ülkesinde temsilcilik açma izni vermişti.
Sonuç olarak DTP’nin kapatılması AB ve üye ülkeleri tarafından olumsuz değerlendirilirken bu olayın Türkiye - AB müzakere sürecini nasıl etkileyeceğini zaman gösterecek.
(Yrd. Doç. Dr. M. Nail ALKAN, AB – Balkanlar – Ege - Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)