Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16 Kasım 2007 tarihinde Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine açtığı dava nihayet sonuçlandı. Terör odağı haline geldiği tespit edilen DTP için kapatma kararı verildi. Bu kararla birlikte, son dönemde devletin Kürt sorununa samimice yaklaşması ve çözüme yönelik adım atma çabaları karşısında panikleyen terör örgütünün dümen suyundan çıkma iradesini gösteremeyen ya da göstermeyen DTP, kendisinden önceki HEP, DEP, HADEP, DEHAP’la aynı kaderi paylaşmış oldu. Beklenilmeyen bir karar olmadığını da hemen not edelim.
Bu kararın ardından konu temelde iki platformda tartışılmaya başlandı. Birincisi hukuk bağlamında, hak ve özgürlükler açısından, ikincisi ve asıl önemli olanı ise siyasi açıdan. Temel haklardan birisi olan örgütlenme hakkına müdahale edilmesi için gerekli olan hukuki şartların bu davada oluşup oluşmadığı yönündeki tartışmaların pek de bir sonuca ulaşmayacağı açıktır. Zira, bu tür bir kararı vermeye tek yetkili kurum olan Anayasa Mahkemesi’nin kararları bildiğiniz üzere temyize kapalıdır. Dolayısıyla hukuki açıdan süreç tamamlanmıştır.
Ancak siyasi açıdan yeni bir süreç ve tartışma başlamaktadır. Öncelikle Meclise bağımsız olarak giren DTP’li vekiller tekrar bağımsız kalmışlardır. Milletvekili sayısı itibariyle, Meclis’te grup kurmak için gerekli olan 20 sayısının altına düşmüşlerdir. İlginç gelişmelerden birisi ise, ılımlı olarak bilinen DTP eş başkanı Ahmet Türk’ün siyaseten yasaklı hale gelmesidir. Bu durumda meydan, diğer eş başkan olan ve sert söylemlerle toplumu germekten geri durmayan Emine Ayna’ya kalmış gibi gözükmektedir.
Yani parti içinde de kapatmaya sevinenler ve üzülenler; kazananlar ve kaybedenler vardır. Ahmet Türk kararın hemen ardından yaptığı açıklamada, ‘ne kadar engellenirse engellensin barış ve demokrasi üstün gelecektir’ demiştir. Mayıs 2008 yılında kurulan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) DTP’nin yerini alacak gibi gözükmektedir. Örgütün şehir yapılanması olan KCK’ya yönelik devam eden soruşturma kapsamına BDP genel başkanının da girmiş olması, bu parti hakkında da önümüzdeki dönem ciddi soru işaretleri olacağını göstermektedir.
Bu noktada da ilginç bir ayrıntıyı belirtmek gerekirse; 20 yıllık geçmişi olan bu siyasi örgütlenmenin geçirdiği dönüşüme baktığımızda, ilk başlarda içinden çıktığı sol’un da etkisiyle isminde ‘emek’, ‘özgürlük’ ve ‘eşitlik’ kavramlarını ön plana çıkarırken, 92 yılından sonra ‘demokrasi’ kavramını benimsediği görülmektedir. Bunda, 1990 sonrasında Türkiye – AB ilişkilerinde insan hakları ve demokrasi konusunun gittikçe önem kazanmasının da etkisi olmuştur.
İnsan haklarının gelişmesi ve ileri bir demokrasiye ulaşılması elbette Türkiye’de yaşayan her bir fert için önemli bir kazanımdır. Ancak DTP ve bu çizgideki diğer siyasi partilerde, demokrasiyi sadece devletten beklenecek bir şeymiş gibi algılama ve kendi içindeki mahalle baskısından sıyrılarak halkın gerçek temsilcisi sıfatıyla hareket etme cesaretini gösterememe yanılgısının ve hatasının yaşandığını hepimiz görmekteyiz.
Ancak öncekilerden farklı olarak günümüzde artık güneydoğu halkının da çözüm istediğini; içinde bulunduğu başta ekonomik ve ağalık uygulamasının getirdiği sıkıntılar olmak üzere daha insanca bir yaşam sürmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını istediğini biliyoruz. Yani içinde bulunduğumuz ve farklı isimlerle telaffuz edilse de farkındalık ve açılım süreci bu fitili ateşlemiştir. Şehirlerde örgütün baskı ve şiddetle elinde tuttuğu nüfuz ve etki, kısa vadede olmasa da önümüzdeki dönemde azalacağı tahmin edilmektedir. Elbette ki bu sorun bir anda üstesinden gelinebilecek bir mesele değildir. Yurtdışında benzer sorunların çözülmesi amacıyla atılan adımların en az orta vadede sonuç beklenilerek atıldığı bilinmektedir.
Halkın ve devletin demokratik açılıma sahip çıktığı oranda etki alanının küçüleceğini hisseden PKK’nın demokratik açılıma karşı çıkmasının altında yatan temel neden de budur aslında. Silahların susmadığı bir ortamda ortak aklın ve sağduyunun devreye girmesi elbette ki çok zordur. Son dönemde artan şiddet dalgasını bu yönüyle değerlendirmek gerekir.
Bundan sonraki aşamada, kapatılmanın DTP içinde ya da DTP dışında yeni bir açılıma hayat vermesinin mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Bazen başa gelen bir musibet bin nasihatten yeğdir.
(Savunma –Güvenlik- Terör Masası)