Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, 16 Kasım 2007 tarihinde, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) PKK'yı desteklediği gerekçesiyle kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne açtığı davada karar açıklandı. Anayasa Mahkemesi, DTP'nin kapatılmasına karar verdi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP Genel Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un partinin kapatılmasıyla ilgili gerekçeli kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından sonra milletvekilliklerinin sona ermesine karar verildiğini bildirdi. Karala birlikte; Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekillikleri düşürüldü, ayrıca 35 DTP'liye siyaset yasağı getirildi, Parti tüzel kişiliğinin sona ermesine ve Parti Mal varlığına el konmasına karar verildi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, bu konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada birkaç noktaya önemle vurgu yaptı. Kararın tamamen hukuki olduğunu ve kendilerinden siyasi bir karar beklemenin büyük bir hata olacağını, bu tür kararları siyasi aktörlerin vermesi gerektiğini ifade eden Kılıç, zamanlama olarak da herhangi bir kasıt olmadığına işaret etti. Bu konudaki eleştirileri haksız bulduğunu söyleyen Kılıç şu önemli noktalara vurgu yaptı; “Bu dava 2 yıldır devam etmektedir. 2 yıldır bu konuda Yargıtay ile 141 belgenin eklerine ilişkin eksiklikler görüldü.
Raportörlerin kararı ile tamamlanmaya çalışıldı. Bu partiye ilişkin gündemi tespit ederken dışarıda sürmekte olan demokratikleşme ile ilgili öngörümüz değerlendirmemiz tasarrufumuz olamaz. Anayasa Mahkemesi hak ve özgürlükler konusunda devletin menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda denge kurar. Bir siyasi parti terör içeren eylemlerin söylemleri kullanma hakkına sahip değildir. Bunlarla barışçı önermelerini birbirinden ayırmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konu üzerinde durmuş ve bu konuda önemli ölçütler ortaya koymuştur.
Bir partinin teröre yakınlığını meşru göstermeye çalışması, övmesi, yardım ve yataklık yapması, destek vermesi uygun görülmemiştir. Anayasa Mahkemesi AİHM'in çıkarmış olduğu kararları ciddi bir şekilde uyguluyor. Hukukun yükünü mahkemeler çeker. Kimse mahkemelerin siyasi bir yardım beklememeli, beklemeye hakkı da yoktur. Siyasi partiler ihtiyaç duyulan değişiklikleri yapar. Gerekli düzenlemeler yapılmalıydı. Ancak bu çağrımızı biz siyasilere duyurmayı başaramadık. Hemen belirtelim ki bu çağrının içinde siyasi partilerle ilgili yasal düzenlemelerde, terörle şiddete ilişkin izin veren bir düzenleme asla yapılamaz, bu konuda da bir çağrımız yok. Dünyanın hiçbir yerinde, terör ve şiddete bulaşmış bir siyasi partiye ne ifade ne de örgütlenme özgürlüğünde bir hak verilmektedir.” (Tıkla 1)
Anayasa Mahkemesi, kurulduğu 1963 yılından bugüne kadar 24 siyasi partiyi kapattı. Anayasa Mahkemesinin kuruluşundan önce kapatılan iki parti ve yeni kapatılan DTP ile birlikte Türk siyasi hayatında kapatılan parti sayısı 27 oldu. Bu süreç içinde Yüksek Mahkeme, aralarında DYP ve AK Partinin de bulunduğu 17 siyasi partinin kapatılması talebiyle açılan davaları ise reddetti. (Tıkla 2)
DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, kapatma kararı sonrası gerçekten de çok sağduyulu bir açıklama yaptı. Yasaklamalarla mücadelelerinin bitmeyeceğini ifade eden Türk açıklamasına şöyle devam etti: “Ne kadar engellenirse engellensin, demokrasi ve barışın üstün geleceğine inanıyorum. Türkiye parti kapatmakla Kürt sorununu çözemez. Türkiye Kürt sorununu parti kapatarak değil, ortak akıl, diyalog ve mantıkla çözebilir. Başından beri söyledik, Türkiye sancılı bir süreci yaşıyor.
Elbette ki demokratik siyasetin önünü kapatmak bir umutsuzluğu derinleştirir. Ama biz bütün buna rağmen Türkiye'nin barışını yakalayacağına inanıyoruz. Ümidimiz bu sancılı sürecin uzamaması, Türkiye'de halkları kucaklaştıracak anlayışı egemen kılmak için çaba gösterilmesi. İnanıyorum, mutlaka demokrasi ve barış, ne kadar engellenirse engellensin, üstün gelecektir. Böyle bir süreç elbette insanlarda kırılma yaratır. Bunun yüksek noktaya taşınmaması için süreci hassasiyetle izleyeceğiz. Amacımız sorunun çözümüdür, başka bir amacımız yok. Mücadelemiz bunun için devam edecek." (Tıkla 3)
Kararda dikkat çeken bir nokta bulunmaktadır. Bu karar ile; çoğu kez yapıcı ve ılımlı söylemi ve özellikle de silahlı mücadeleye karşı eleştirileriyle dikkat çeken Ahmet Türk'e siyasi yasak geldi. Ancak, sert söylemleriyle büyük tepki çeken ve partinin partinin en şahin ismi olan Emine Ayna ile ilgili herhangi bir yasak talebi yoktu ve bu nedenle de hakkında herhangi bir işlem yapılmadı. Ahmet Türk Kürt sorununun mutlaka TBMM çatısı altında çözülmesi gerektiğine vurgu yapan ve parti içindeki en ılımlı kişilerden biriydi. (Tıkla 4) Kim bilir, Emine Ayna belki de bu yüzden özellikle son zamanlarda demokratik açılım ve diğer konularda oldukça sert, tahrik ve provoke edici söylemlerini artırmıştı. Siyaset bazen kendi iç yapısında bile bazen çok ince hesapları içerebilmektedir.
DTP'nin kapatılması kararına yurt dışından ilk tepki, Avrupa Birliği Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre'den geldi. Flautre; Anayasa Mahkemesi kararıyla Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) kapatılmasını çok üzücü bir gelişme olarak niteledi. Kararın demokratik açılım sürecine bir nevi sabotaj anlamına geldiğini ileri süren Flautre'nin açıklamasında, "Bu gelişmeyle hükümet, siyasi partiler yasası konusunda adım atması gerektiğini anlamıştır" denildi.(Tıkla 5)
Türk siyasi tarihi parti kapatmalarla dolu. Parti kapatmaları ve siyaset yasakları çözüm değil. Türkiye olarak artık batı demokrasilerine paralel düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Maalesef, Siyasi Partiler bu konuda kendi üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmemekte ısrar ediyorlar. Anayasa ve siyasi partiler kanununda gerekli yasal düzenlemeleri yapmıyorlar. Bu düzenlemelerle siyasi partilerin kapatılması daha zor hale getirilebilirken bu güne kadar bunu şu veya bu sebepten dolayı yap(a)madılar.
Bir milletvekili hakkında bile dava açabilmek için TBMM’nin ön izni gerekirken çatısı altında onlarca hatta yüzlerce milletvekili bulunan bir siyasi partinin kapatılması için hiç kimseden izin almaya ihtiyaç ve gerek duyulmamaktadır. Böyle bir enteresan durum olabilir mi? Diğer taraftan, düşünce açıklama özgürlüğünün çerçevesi mutlaka genişletilmelidir. Siyasal gruplar kendilerini Meclis çatısı altında, siyasal parti oluşumu içinde rahatça ifade edebilmeli, şiddete ve teröre destek vermemek, bulaşmamak koşuluyla kendini ifade edebilmelidir.
Bu imkanın elden alınması halinde bireyler ve kitleler demokrasi dışı oluşum ve yöntemlere daha kolay kayabilecek, bu yöndeki tahrik ve provokasyonlara alet olabileceklerdir. Sonra da topu ve sorumluluğu Anayasa Mahkemesine atarak her ne kadar Anayasa ve yasalarda bu böyle iken sen bu yasal düzenlemeleri bir kenara bırak da siyasi düşün ve DTP’yi kapatma demektedir. Aslında bu da hiç adil ve etik değil.
Bu karara en çok kim sevindi diye sorulursa cevap herhalde “demokratik açılıma karşı olanlar”, olacaktır. Doğru, bu grupta yer alanlar önemli bir cephe kazandılar, psikolojik avantaj elde ettiler. Ancak bu iş her şeyin sonu değil. Öyle düşünülmemelidir. Evet bu karar mevcut sorunları ilk başta biraz daha ağırlaştıracak ancak kısa bir süre sonra herkes bu yeni duruma göre kendi pozisyonunu ayarlayarak yola daha güçlü bir motivasyon ve enerjiyle devam edecektir.
Burada başta DTP ve Kürt aydınlar olmak üzere AK Parti, sivil toplum örgütleri ve açılıma destek veren herkes karşı karşıya oldukları sorunun ciddiyetini daha iyi idrak edip ona göre biraz daha fazla sağduyulu, kararlı, olumlu, sabırlı ve planlı hareket etmelidirler. Özellikle DTP ve Kürt vatandaşlar bu yola gönül veren insanların ne kadar ciddi bir baskı altında olduğunu, farklı birçok engele rağmen böyle büyük bir ideali birlikte gerçekleştirmek için harcadıkları çabayı çok iyi takdir etmelidirler. Türkiye’nin gerçekleri çok iyi görülmeli, anlaşılmalı ve ütopik veya işi zora sokucu yaklaşımdan ziyade yapıcı, orta yollu ve ılımlı bir anlayış ve yaklaşım sergilenmelidir. Yaklaşık 30 yıldır devam eden, karmaşık, derin izleri olan, çok yönlü ve açık ve gizli karşı cepheleri içeren bir sorunun çözümü şüphesiz kolay değil, ancak imkânsız da değil.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma – Güvenlik- Terör Masası)