Türkiye ile Avrupa Birliği arasında resmi olarak Ekim 2005’te başlayan müzakere süreci ağır aksak ilerliyor. Şimdiye kadar açılan 11 başlıktan sadece birinin kapatılmış olması durumun ciddiyetini gözler önüne sermekte. Fransa’nın Türkiye’nin tam üyeliğine karşı ‘imtiyazlı ortaklığı’ savunması ve bu kapsamda doğrudan tam üyelikle ilgili olduğu için 5 başlığın açılmasını bloke etmesi yanında Rumların Kıbrıs konusundaki tavrı müzakere sürecini tıkayan önemli bir etmen olarak ortaya çıkıyor.
Rumlar tarafından tek taraflı bir deklerasyon ile 6 başlığın daha bloke edileceğinin açıklanması ile iyice çıkmaza giren Türkiye-AB ilişkilerine yönelik bugün de devam eden AB Zirvesi’nin kapsamlı bir çözüm üretmesi zor gözüküyor. Bu durum Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin Kıbrıs konusu halledilmedikçe orta vadede gerçekleşemeyeceğinin sinyallerini veriyor, şeklinde yorumlanabilir.
Bu zamana kadar açılan başlıklar; Sermayenin Serbest Dolaşımı, Şirketler Hukuku, Fikri Mülkiyet Hukuku, Bilgi Toplumu ve Medya, Vergilendirme, İstatistik, İşletme ve Sanayi Politikası, Trans-Avrupa Şebekeleri, Bilim ve Araştırma, Tüketicinin ve Sağlığın Korunması, Mali Kontrol.
AB tarafından askıya alınan fasıllar; Malların serbest dolaşımı, İş kurma hakkı, Mali hizmetler, Tarım ve Kırsal Kalkınma, Balıkçılık, Taşımacılık, Gümrük Birliği, Dış ilişkiler.
Fransa’nın açılmasını engellediği başlıklar; Tarım ve Kırsal Kalkınma, Ekonomik ve Parasal Politika, Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu, Mali ve Bütçesel Hükümler ve Kurumlar.
Rum Kesimi’nin bloke edeceği başlıklar; İş Gücünün Serbest Dolaşımı, Enerji, Hukuki ve Temel Haklar, Adalet, Özgürlük ve Güvenlik, Eğitim ve Kültür, Dış Güvenlik ve Savunma başlıklarıdır. (Tıkla-1)
Türkiye, AB ile ilişkilerinin hukuki temelini oluşturan 1963 tarihli Ankara Anlaşması’nı, 1 Mayıs 2004 tarihinde AB üyesi olan 10 ülkeyi kapsayacak şekilde genişleten “Ek Protokol”ü imzalamıştır. Ancak Aralık 2006’da düzenlenen AB Zirvesi’nde Ek Protokolün yerine getirilmemesi nedeniyle yaptırım olarak 8 müzakere başlığı askıya alınmıştır. Bütün bu gelişmeler Türkiye’nin tam üyelik yolunda Kıbrıs’ın göz ardı edilemeyeceğinin en açık göstergesidir denilebilir.
Rumlar bu fırsatı değerlendirerek dönem başkanı İsveç üzerinde bir baskı ortamı oluşturmuştur. Ancak İsveç’in Türkiye’nin tam üyeliğini destekliyor olması nedeniyle bu konuda Türkiye’ye yaptırım uygulanmasına izin vermemiş olması Rumları kızdırıyor. Rumların 7-8 Aralık 2009 tarihi AB Dışişleri Bakanları toplantısında Türkiye ile ilgili tek taraflı deklarasyon yayınlayacaklarını açıklamaları üzerine İngiltere Dışişleri bakanı Miliband ile Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner arasında kriz yaşanmasına neden olmuştur.
Rumların bu durumu kendi ellerini güçlendirmek için kullanmalarına karşı Türkiye’nin tam üyeliğini destekleyen ülkelerin daha çok devreye girerek konu ile ilgili Türkiye’nin sıkıntılarını da göz önüne almaları gerekmektedir.
(Aydan ÖZEN, AB, Balkanlar, Ege, Kıbrıs Masası, Asistan)