Anayasa Mahkemesi DTP'nin kapatılmasına karar verdi. Yargıtay Başsavcısı'nın, DTP'nin PKK'yı desteklediği gerekçesiyle kapatılması için Anayasa Mahkemesi'nde açtığı davada karar açıklandı. Anayasa Mahkemesi, DTP'nin kapatılmasına karar verdi.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Demokratik Toplum Partisi'nin ''terörün odağı'' olduğu gerekçesiyle kapatıldığını açıkladı. Kılıç, birçok DTP'liye 5 yıl süreyle siyasi yasak getirildiğini, milletvekillerinden Genel Başkan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekilliklerinin düştüğünü bildirdi. Başkan Kılıç, DTP'nin tüm malvarlıklarına da el konulduğunu ifade etti.
Aşağıda ismi belirtilen parti üyelerine de, Anayasanın 9. fıkrası gereğince 5 yıl siyaset yasağı getirildi:
• Abdulkadir Fırat
• Abdullah İsnaç
• Ahmet Ay
• Ahmet Ertak
• Ahmet Türk
• Ali Bozan
• Ayhan Ayaz
• Aydın Budak
• Ayhan Karabulut
• Aysel Tuğluk
• Bedri Fırat
• Cemal Kuhak
• Deniz Yeşilyurt
• Ferhan Türk
• Fettah Dadaş
• Hacı Üzen
• Halit Kahraman
• Hatice Adıbelle
• Hüseyin Bektaşoğlu
• Hüseyin Kalkan
• Hilmi Aydoğdu
• İzzet Belge
• Kemal Aktaş
• İbrahim Sunkur
• Leyla Zana
• Mehmet Veysi Dilekçi
• Metin Tekçe
• Murat Avcı
• Murat Taş
• Musa Farisoğulları
• Necdet Atalay
• Nurettin Demirtaş
• Selim Sadak
Haşim Kılıç konuşmasında şunları söyledi:
“Gerekçesi en kısa zamanda Resmi Gazete'de yayınlanacak. Ancak karar yazılana kadar Anayasa Mahkemesi ile ilgili eleştirileri görüyor gibiyim. Bu nedenle mahkememizle ilgili karardan önce de bazı düşüncelerin olduğunu basın organlarından izledik. Bunlar içinde demokrasi insan hakları süreci başlamışken bu dava ile sabote edildiği, kararın siyasi bir darbe olarak nitelendirildiği, zamanlamasının da görüşülmesine ilişkin tarihin de çok düşündürücü olduğu ifade edildi.
Eleştiriler çok haksız ve acımasız. Bu dava 2 yıldır devam etmektedir. 2 yıldır bu konuda Yargıtay ile 141 belgenin eklerine ilişkin eksiklikler görüşüldü. Raportörlerin kararı ile tamamlanmaya çalışıldı.
Bu partiye ilişkin gündemi tespit ederken dışarıda sürmekte olan demokratikleşme ile ilgili öngörümüz değerlendirmemiz tasarrufumuz olamaz. Anayasa Mahkemesi hak ve özgürlükler konusunda devletin menfaatleri ve çıkarları doğrultusunda denge kurar.
Bir siyasi parti terör içeren eylemlerin söylemleri kullanma hakkına sahip değildir. Bunlarla barışçı önermelerini birbirinden ayırmalıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konu üzerinde durmuş ve bu konuda önemli ölçütler ortaya koymuştur. Bir partinin teröre yakınlığını meşru göstermeye çalışması, övmesi, yardım ve yataklık yapması, destek vermesi uygun görülmemiştir.
Anayasa Mahkemesi AİHM'nin çıkarmış olduğu kararları ciddi bir şekilde uyguluyor. Hukukun yükünü mahkemeler çeker. Kimse mahkemelerin siyasi bir yardım beklememeli, beklemeye hakkı da yoktur. Siyasi partiler ihtiyaç duyulan değişiklikleri yapar. Gerekli düzenlemeler yapılmalıydı. Çağrımız duyulmadı. Terör ve şiddete ilişkin bir düzenleme yapılamaz, bu konuda da bir çağrımız yok.
Terör eylemleri itibari ile korku endişe güvensizlik yaratarak toplumun moralini bozuyor. Siyasi hedeflerine ulaşmak ister. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumları çalışmaktadır.
Kaybolan diyaloglar kurulmalı ve milletimizin layık olduğu yere gelmeli. Bu kararın milletimiz ve devletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum.”