ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » HukukGeri Dön «

DTP’yi Yasaklamasak da mı Saklasak

11.12.2009 14:43:53

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Siyasi partiler mezarlığına dönen Türkiye’mizde yeni bir demokrasi virajının üzerindeyiz. 11 Aralık 2009 Cuma günü yüce mahkeme tarihe kayıt düşmek üzere DTP kapatma davası kararını açıklayacak. Sonuç her ne olursa olsun Anayasa Mahkemesi’nin kararına saygı duymak durumundayız ancak kararın gerekçelerini ve siyasi etkilerini öngörmenin faydalı olacağını düşünerek bu yazıyı sizinle paylaşıyorum.

DTP, özgürlük kisvesi altında etnik Kürt politikaları tabanlı siyaset izleyen sol ideoloji odaklı bir partidir. DTP’nin kuruluş aşamasında, haleflerine göre daha az şiddet yanlısı, demokratik çözüm ve arayış isteyen bir parti konumunda olması arzu edilmiştir. Hatta 2007 seçim döneminde arzulanan ve ifade edilen beklenti, etnik kimliğe dayalı şiddetin DTP’nin meclise girmesiyle seçimlerin sonrasında azalmasıydı. Ancak DTP zamanla söylem, yapılanma ve uygulamada demokratik çözüm yolu arayışlarının dışına çıkmış, terör örgütünün siyasi sözcüsü görevini üstlenmiştir. Bu durum yüzlerce mahkeme kararı ile sabitleşmiş, DTP’nin ifade hürriyeti bakımından engel oluşturacağını düşünmediği terör örgütüyle aynı paralelde dile getirilen hak talepleri, kamuoyundan olumsuz tepki almalarına sebep olmuştur. Bu tepkilerin sonucu olarak halkın teveccühüne mazhar olamamışlar ve bir bölge partisi kimliğinin dışına çıkamamışlardır.   

İddianamede yer alan;
 
DTP üye-yönetici-belediye başkanlarının, terörü, terör örgütünü, teröristleri ve Öcalan’ı övdükleri, askere gitmeme çağrıları yaptıkları, 
“Ateşkes” ifadesiyle güvenlik kuvvetlerinin uygulamasını saf şiddetle eş tuttukları, 
Örgüte yardım açıklamaları, açık şiddet çağrıları, 
Parti binalarının terör örgütüne tahsisleri, örgüt materyalini parti binalarında bulundurmak,
Terör örgütüne silah-teçhizat ya da malzeme temini-nakli, 
Halkı kin ve düşmanlığa teşvik, 
Terör örgütü talimatını dağıtmak, terör örgütünün propagandasını yapmak 
Şiddet içerikli eylemde bulunmak, bombalamak, esnafı tehdit etmek, 
Örgüte maddi destek vermek, 
Terör örgütüne lojistik destek gibi eylemler de söylemlere eklenince bugün tartıştığımız kapatma davası talebi ile karşılaşmış bulunduk. 
 
Anayasa Mahkemesi şimdi hem hukuki hem de siyasi bir karar vermek durumundadır. Bu karar, Türkiye’nin yakın siyasi geleceğini, uluslararası algısını, demokrasiye inancını, terörle mücadele tavrını baştan sona etkileyecektir.  
 
Kararın iç  politika ve uluslararası alanda doğuracağı etkilere çok dikkat etmemiz gerekmektedir. Kapatılma kararı verildiği takdirde öncelikle temelde demokrasi anlayışımız sorgulanacaktır. Ancak benim kanaatim kapatılma kararının demokrasiyi sekteye uğratmayacağı yönündedir. Çünkü terörle mücadeleye destek verilmesi, bu durumun polis raporları ve mahkeme kararlarıyla tespit edilmesi, demokrasinin mevzu bahis parti tarafından zaten arzu edilmediğinin başlıca kanıtlarıdır. Bir de tersinden düşünürsek; bunca karara ve yasa dışı faaliyetlerin sürdürülmesine rağmen yüce mahkemenin kapatmaya gerek görmemesi halinde ise; süren etnik şiddetin siyasi faaliyetlerce yönlendirilmesine destek çıkılmış olacak, terörle mücadelenin kanuni boyutu açısından gelecekte sorunlar yaşanacaktır.  
 
Uluslararası  mecralarda karşılaşılacak en önemli eleştiri; AB ile entegrasyonumuzun zarar görmesi söylemidir. Bir başka değişle; DTP’nin kapatılması, AB sürecini kontrolsüzleştirecek ve AB adaylık süreci ile gündeme gelen ifade özgürlükleri hamlelerini zayıflatacak mıdır? AB bakımından DTP’nin siyasi ederi; bölge halkının düşünce ve siyasi taleplerinin ifade edilmesinden yanadır. Şiddetten uzak her türlü siyasi müzakere rahatlıkla yapılmalıdır. Hiçbir siyasi düşünce baskıyla ortadan kaldırılmamalıdır.
 
Bu sebeple DTP’nin Türkiye siyasi yelpazesinde yer almasından yana tavır almaktadırlar. Ancak işin içine şiddet girince bu durumu Türkiye karşıtları dışında olumlayan AB ülkesi veya siyasi temsilcisi yoktur. İddianamede, DTP’nin kurulma aşamasında şiddetle arasına mesafe koymaması Hollanda’nın Ankara büyükelçisine atıf yapılarak hatırlatılmaktadır. Bu yolla DTP daha parti kurulurken AB genel yaklaşımına aykırı olduğuna işaret edilmekte, kapatma talebine AB süreci nezdinde meşrulaştırma sağlanmaktadır.
 
Ancak AB, siyasi parti kapatma konularının meşruiyet kazanması için Venedik kriterlerini baz almaktadır. Venedik kriterlerinde geçen “Siyasal partilerin yasaklanması veya kapatılması, sadece partilerin şiddeti siyasal bir araç olarak kullanmaları veya Anayasa'da güvence altına alınan hak ve özgürlükleri yok etmek ve demokratik Anayasal düzeni yıkmak için şiddet kullanmayı savunmaları durumunda haklı görülebilir.” cümlesi de Yargıtay Başsavcısını desteklemekte ve Anayasa Mahkemesinin karar etkilerinin AB düzeyinde olumsuz etkilerini en aza indirgemektedir. 
 
ABD nezdindeyse DTP, AB düzeyinde olduğu gibi vazgeçilmez değildir. ABD’nin Kürt meselesine yaklaşımı bütün olarak Kürtler üzerine değil her ülkede ayrı siyasi ederi olan grup ya da örgütlenmeler üzerine düzenlenmiştir. Zaten bölgedeki gelişmelere AB kadar ses çıkarmadıklarından konuya bakış açılarının DTP odaklı olmadığını anlıyoruz. 
 
Bunca yasa dışı  eylemin odağı olmuş DTP’yi rahmetli Cem Karaca’nın dediği gibi “yasaklamasak da mı saklasak” diye size soruyorum. Sonuç olarak bu davada benim düşüncem; her ne kadar partilerin kapatılmasının çözüm olmadığına inansam da, mevcut kanunlar ve düzenlemeler gereği DTP’nin kapatılmasından yanadır. Bu durum ne demokrasinin sekteye uğraması açısından ne de siyasi istikrarı bozması açısından ülkemizde derin yaralar açmayacaktır. Dava süresince tek anlamadığım nokta DTP’nin en provokatif ismi Emine Ayna için yasaklanma talebinin olmayışıdır. Onu da zamanla öğreniriz diye umuyorum.
 
İnşallah bir musibetin bin nasihatten daha hayırlı olduğu bu sefer anlaşılır, şiddetten ve parti kapatmalarından uzak, sadece demokratik hak ve özgürlüklerin tartışıldığı siyasi dönemleri yorumlayacağımız günlerle yüzleşebiliriz... 
 
( Bilal Kalyoncu )



HUKUK KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya