Zirvenin bu kadar önemli olmasının nedeni ise Türkiye'nin 1963 yılında imzaladığı Ankara Antlaşması'nın Ek Protokolü'nün uygulanmaması durumunda müzakereler konusunda ortaya çıkacak sorunların tartışılacak olmasıdır. Geçtiğimiz günlerde AB üye ülkelerinin dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleştirilen Genel İşler Konseyi'nde Türkiye ile ilgili olarak Kıbrıs sorunu dikkat çekmekteydi. Kıbrıs Rum Kesimi Dışişleri Bakanı Markos Kyprianou, Türkiye'nin Rum bandrollü gemilere ve uçaklara limanlarını açmazsa 2010 yılında müzakere başlığı açmasını engelleyelim teklifine özellikle Almanya karşı çıktı ve "Türkiye'nin limanlarını açmasını öngören Ankara protokolü halen uygulanmıyor. Ancak biz, müzakere sürecinin devam etmesinin, bu konuda da yol almamızı sağlayacağını düşünüyoruz" dedi. (Tıkla - 1)
Avrupa Birliği belki de Rumların düşüncesine katılıyordur ancak Rumlardan ayrıldığı nokta bu konuda verilecek olan yaptırım çeşididir. Rumlar müzakerelere Protokolün gereği yerine getirilene kadar ara verilmesini istese de Birlik, bunun Türkiye'ye ve AB'ye faydasının olmayacağının farkına varmış ve bu hususta "gecikmeksizin ilerleme kaydedilmesi" gerektiğini vurgulamıştır.
AB'nin bu yönde tutum izlemesinin elbette ki birkaç nedeni vardır. Bunlardan en önemlisi komşuları ve aday ülkelerle iyi ilişkiler geliştirilmesini söyleyen Lizbon Antlaşması'nın faaliyete geçirilmek istenmesidir. Dönem başkanlığını yürüten İsveç'in Türkiye konusunda olumlu yaklaşımı ve destek vermesi bir başka nedendir. Son olarak ise, yukarıda da bahsettiğimiz gibi ilişkilerin bu noktadan sonra kesilmesinin iki taraf için de herhangi bir yarar sağlamayacağının düşünülmesidir.
Dışişleri Bakanlarının aldığı ağırlaştırılmış Kıbrıs maddesinde söz edilen limanlar meselesinde hiçbir gelişme olmazsa 2006 kararları sürmeye devam edecektir. Ayrıca bu konunun önümüzdeki yıl yayınlanacak olan Türkiye ilerleme raporuna yansıyacağı da şimdiden belli oldu. Türkiye'nin değerini anlamaya başlayan Birlik, Türkiye'nin hevesini kırmak istemeyeceği gibi bu konuda Yunanistan'a da bağlı kalacaktır, zira Yunanistan'ın vetosu halinde Türkiye hiçbir ilerleme kaydedemeyecektir.
(Yrd. Doç. Dr. M. Nail ALKAN, Avrupa Birliği-Balkanlar-Ege-Kıbrıs Masası, Kıdemli Araştırmacı)