10 Aralık ‘Dünya İnsan Hakları Günü’; BM Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarihinde ‘İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul etmesi sonucu, insan haklarının uluslararası düzeyde korunması yönünde atılan ilk adım olmuştur, bu nedenle de bugün büyük önem taşımaktadır. Bu günün anlamını ve insan haklarının geldiği noktayı daha iyi görebilmek için, Avrupa Birliği ülkeleri uygulamalarını örnek olarak alabilir, son günlerde yapılmış dikkat çekici bir araştırmayla durumu daha da iyi kavrayabiliriz.
Buna göre; AB'nin İnsan Hakları Kurumu ‘Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı'nın (FRA), 27 AB üyesinde toplam 23 bin 500 göçmen ve etnik azınlıkla görüşerek yaptığı ‘Azınlıklar ve Ayrımcılık’ araştırmasına göre; bu ülkelerdeki etnik azınlıklar günlük yaşamlarının her alanında, işyerlerinden okuldaki sınıflarına, hastanelerdeki bekleme yerlerine dek her yerde sürekli olarak ayrımcılığa uğruyor. (Tıkla-1)
AB ülkelerindeki göçmen ve azınlıkların; sarsıcı boyutta ayrımcılıkla karşı karşıya bulunduğu ve çoğunluğunun da karşılaştıkları bu durumları yetkililere bildiremediği ortaya konuldu. Ayrımcılıktan en fazla etkilenenlerin Romanlar, ardından Sahra Altı Afrikalılar daha sonra da Kuzey Afrikalılar olduğu belirtilen araştırmada, çıkan sonuçların azınlıkların günlük yaşamlarında karşılaştıkları ayrımcılıkla ilgili belirgin kanıtlar ortaya koyduğu kaydedildi.
Azınlıkların ayrıca sağlık, barınma, eğitim ve güvenlikle ilgili alanlarda haksız muamele gördükleri, Kuzey Afrikalıların 5'te 1'inin, ırkları nedeniyle polis tarafından durduruldukları araştırmanın bir diğer sonucunu oluşturmaktadır.
Avrupa'da yaşayan Müslümanlar arasında ise ayrımcılığa en fazla gençler ve kadınlar maruz kalırken, yaş ilerledikçe ayrımcılığa hedef olma ihtimalinin azaldığı belirlendi. Ancak araştırma, her 3 Müslüman’dan birinin ayrımcılığa uğradığını da ayrıca belirtiyor.
Avrupa'da uzun süre yaşayan ve bulundukları ülkelerin vatandaşı olan Müslümanlar daha az ayrımcılığa uğruyor. Son bir yılda ayda en az 1 kez ayrımcılıkla karşılaştığını belirten Müslümanların yüzde 10'u sadece inançları nedeniyle buna hedef olduklarını bildirirken, en önemli neden olarak etnik kökenlerini gösteriyorlar.
Araştırma sonuçlarında; en fazla ayrımcılığın işyerinde ve iş arama sürecinde görüldüğü belirtilirken, bunun da özellikle ekonomik sıkıntı döneminde yaşandığı vurgulandı.
AB Temel Haklar Ajansı'nın araştırması, Müslümanlar arasındaki yüksek işsizlik oranını açıklayacak şekilde, ayrımcılıkla en fazla iş ararken ve çalışırken karşılaşıldığını ortaya koydu. Ayrımcılık ayrıca ev kiralarken ya da satın alırken, sağlık ve sosyal güvenlik hizmeti alırken, okullarda, restoran ve barlarda, alışverişte ve bankalarda görülüyor.
Araştırmaya göre, azınlıkların ayrımcılığa uğradığı düşüncesini paylaşanlar İtalya'daki Kuzey Afrikalılar arasında yüzde 94'ü ve Fransa'daki Kuzey Afrikalılar arasında yüzde 88'i buluyor.
Bulundukları ülkelerde göçmenlerin ve etnik azınlıkların ayrımcılığa uğradığını düşünen Türklerin oranı ise Belçika'da yüzde 69, Hollanda'da yüzde 61, Danimarka'da yüzde 58, Almanya'da yüzde 52, Avusturya'da yüzde 32 ve Bulgaristan'da yüzde 15 düzeyinde çıktı.
AB'de son 12 ayda en az bir kez ayrımcılığa uğrayan Müslüman azınlıkların oranının Siyah Afrikalılarda yüzde 41, Kuzey Afrikalılarda yüzde 36, Türklerde yüzde 23 ve eski Yugoslavlarda yüzde 12 olduğunu gösteren araştırmaya göre Türkler, kendilerini hedef alan ırkçı saldırıları polise en az rapor eden göçmen ya da etnik azınlık olarak belirlendi.
Son 1 yılda saldırı, tehdit ve ağır taciz gibi ırkçı saldırıların kurbanı olduğunu belirten Avrupalı azınlıklar arasında yüzde 20'yle Siyah Afrikalılar başı çekti. Bu oran Kuzey Afrikalılarda yüzde 11 ve Türklerde yüzde 9 olarak belirlendi. Bununla birlikte ırkçı saldırıya uğrayan Türk göçmenlerin yüzde 78'i saldırı ve tehdidi, yüzde 92'si ağır tacizi polise rapor etmedi.
AB Temel Haklar Ajansı'nın araştırmasına göre; Türkler kendilerine saldıranları genellikle polise şikâyet etmedikleri gibi polislerden de çok fazla şikâyetçi olmadı.
Araştırmaya göre, görüşlerine başvurulanların yüzde 80'inden fazlası da uğradıkları ayrımcılığı, bir sonuç elde edemeyeceklerini düşündükleri için yetkililere bildirmediğini söyledi.
Azınlıkları kapsayan AB anketinde, göçmen ya da etnik azınlık oldukları için polisten dayak yediklerini beyan edenlerin oranı Kuzey Afrikalılarda yüzde 58 ve siyahlarda yüzde 35 olurken, Türkler arasında yüzde 25'te kaldı.
AB araştırmasına katılan Türk göçmenlerin yüzde 35'inin yaşadıkları ülkenin vatandaşı olmaması dikkati çekti. Anket için Avusturya ve Hollanda'daki Türklerin yüzde 20'si, Danimarka'daki Türklerin yüzde 14'ü, Almanya'daki Türklerin yüzde 9'u, Belçika'daki Türklerin yüzde 7'si anket sırasında tercümeye gerek duydu. Bunun yanısıra, ayrımcılığa karşı 2000 yılında yasa çıkaran AB'nin, şimdiye dek konuyla ilgili ilk kez bu çapta bir araştırma yaptığı belirtiliyor.
Bu ilginç rakamlara ev sahipliği yapmış olması sebebiyle başta AB olmak üzere tüm dünyanın ‘İnsan Hakları Günü’nü kutlarken, çeşitli haklara sahip olduğumuz için ‘insan’ olarak nitelendirildiğimiz bir ortamda değil; ‘insan’ olduğumuz için asli haklara sahip olabildiğimiz toplumlarda yaşamak dileği ve umuduyla diyoruz.
(Elif Altun, Asistan)