ENGLISH
23.05.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Barışı Getirecek Olan: ‘Beklenen?’

09.12.2009 17:55:12

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmedinejad’ın ABD’ye karşı İran ve Arap Dünyasının bir arada ya da ayrı ama aynı düşman figürünün karşısında savaşmasının meşruluğunu ‘Mehdi’ inanışı ile destekleme isteği fark edilirken, ABD’nin Mehdi’nin gelişinden duyabileceği rahatsızlığın boyutları da merak edilmektedir. Ahmedinejad bir anlamda Evangelist Bush’un, “dünyada her şey daha da kötüleşsin ve Mesih gelsin!” şeklinde bilinen inancına da vurgu yapmaktadır. Bush, 11 Eylül sonrası, İsrail’in bölgedeki önemini artıran Irak ve Afganistan işgallerini başlattığında, politikaları sebebiyle radikal Yahudilerle ortak hedef izlediği iddiasıyla eleştirilmişti.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad; “ABD, İslam peygamberinin soyundan gelen birinin bu topraklarda öne çıkacağına ve dünyadaki haksızlıkları ortadan kaldıracağını biliyor. Bu nedenle ABD, İmam Mehdi’nin (Kayıp İmam’ın) dönüşünü engellemeye çalışıyor” diye konuştu.

Ahmedinejad, ABD’nin, 689 yılında ortadan kaybolan ve ahir zamanda yeniden geleceğine inanılan (Mehdi-yi Muntazır) İmam Mehdi’nin dünyaya dönüşünü engellemeye çalıştığını ileri sürerek; ABD’nin, insanlığı kurtaracak Mehdi’nin gelişine ket vurduğunu iddia etti. Ahmedinejad konuşmasında, “Şii inancında Kerbela faciasından sonra 689’da kaybolan 12. İmam’ın Mehdi olarak anıldığını” hatırlattı. (Tıkla-1)

Öncelikle, İslamiyet’teki ‘Mehdi’ inancının; Musevilikten gelen ve daha sonra Hıristiyanlığa ve İslamiyet’e de yansıyan ‘Mesih’ inancının bir benzeri olduğu görüşü yaygındır. Müslümanlar kutsal topraklardan çıkacak olan ‘Mehdi’lerini beklerken, aynı inançla Yahudiler ve bir bakıma Hıristiyanlar da ‘Mesih’lerini beklemektedir.

Mesh etmek, önceki peygamberin hükmünü yenilemek; yağ dökerek taç giyme merasiminden ‘Mesh’den gelen ‘Kutsanmış Kral’ anlamındaki ‘Mesih’ kavramı; belki de Mehdi inancının bir başka versiyonudur veya ‘Mehdi’ inancı ‘Mesih’ inancının türevidir de diyebiliriz.

Museviliğe inanan Yahudilerin kanunları Halak’ı düzenleyen din adamlarına göre; Yahudilerin bir devlet kurması ‘Mesih’in gelmesine bağlıdır, Dünyanın üçüncü 2000. yılında gelmesi beklenen Mesih; Davut’un soyundan olan olağanüstü güçlerle donatılmış; gelince Yahudileri bir araya getirecek, dini yaşamı tekrar canlandıracak, ‘Mahkeme’yi ve ‘Mabed’i yeniden kuracaktır. Haredi Yahudilere göre ise şuan ki İsrail Devleti bir küfür devletidir çünkü Mesih gelmeden kurulmuştur. Oysaki Haredilere göre; Mesih’in gelmesi ve onun Yahudi Devleti’ni kurması beklenmeliydi.

Ahmedinejad’ın ABD’ye karşı İran ve Arap Dünyasının bir arada ya da ayrı ama aynı düşman figürünün karşısında savaşmasının meşruluğunu ‘Mehdi’ inanışı ile destekleme isteği fark edilirken, ABD’nin Mehdi’nin gelişinden duyabileceği rahatsızlığın boyutları da merak edilmektedir. Ahmedinejad bir anlamda Evangelist Bush’un, “dünyada her şey daha da kötüleşsin ve Mesih gelsin!” şeklinde bilinen inancına da vurgu yapmaktadır. Bush, 11 Eylül sonrası, İsrail’in bölgedeki önemini artıran Irak ve Afganistan işgallerini başlattığında, politikaları sebebiyle radikal Yahudilerle ortak hedef izlediği iddiasıyla eleştirilmişti.

Her ne kadar Mesih’in gelme zamanı gecikse de Yahudiler halen beklemekte, onun bir gün geleceğine inanmaktadırlar. Diğer yandan ‘Mesih’ ya da ‘Mehdi’ dünyayı barışa ve bolluğa kavuşturacak olan o ‘Beklenen’ in gelmesi hangi kesimleri rahatsız eder, kim önüne taş koymaya çalışır ki gelemeden ayağı takılıp düşsün barışın öncüsü, kim sırtını sıvazlar bilinmez ama özellikle Ortadoğu’nun beklediği birinin/birilerinin, diğer dünyaların ise bırakmak istemedikleri o gelip kurtaracak olan kahramanın varlığı tartışılmakta, ancak misyonu özlenmektedir.

Dünyanın ve mevcut ortamın beklemekten öte ihtiyacı olduğu o kurtarıcının, bu düzeni ne kadar düzeltebilip, haksızlıkların karşısında ne kadar dik durabileceği önemlidir aslında. ‘Mesih’ ya da ‘Mehdi’ var ya da yok ama bizler beklemek bir yana umut etmeye; kavganın, şiddetin, terörün, tüm çirkinliklerin silindiği günleri dilemeye devam etmekteyiz.

Kim gelecek bilinmez ama kaosun ve savaşın yerine istikrar ve barış getireceği sürece misafirperverliğimizi her kapımızı çalana gösterdiğimiz gibi yine göstermeye hazır bekleyeduralım bakalım ortalık ne zaman durulacak?

(Elif Altun, Asistan)




ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE’de 24 Mayıs 2012 Perşembe günü 14.00-16.30 saatleri arasında “Yüksek Seçim Kurulu’nun Demokrasilerdeki Yeri” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir…
22.05.2012 17:30:04

SDE'de 23 Mayıs 2012 saat 11.00-12.30 saatleri arasında Prof. Dr. Asad Zaman'ın katılımıyla “Capitalism in Crisis” (Krizdeki Kapitalizm) başlıklı bir seminer düzenlenecektir...
22.05.2012 11:49:19

17 Mayıs 2012 tarihinde SDE Ekonomi Koordinatörlüğü tarafından "Yol Ayrımında Avrupa" başlıklı bir panel gerçekleştirildi...
16.05.2012 10:27:30

SDE’de 27 Nisan 2012 Cuma günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında “Dünyada ve Türkiye’de Savunma Sektörünün Demokratik Denetimi” başlıklı bir Panel gerçekleştirildi…
25.04.2012 13:38:19

SDE’de 26 Nisan 2012 Perşembe günü saat 14.00-16.30 saatleri arasında "Türkiye’nin Suriye Politikası" başlıklı bir beyin fırtınası toplantısı gerçekleştirildi.
24.04.2012 13:47:16


<Mayıs 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
30123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031123
45678910

4+4+4 eğitim sistemi için ne düşünüyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya