ENGLISH
09.02.2012
Ana Sayfa » OrtadoğuGeri Dön «

Barışı Getirecek Olan: ‘Beklenen?’

09.12.2009 17:55:12

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ahmedinejad’ın ABD’ye karşı İran ve Arap Dünyasının bir arada ya da ayrı ama aynı düşman figürünün karşısında savaşmasının meşruluğunu ‘Mehdi’ inanışı ile destekleme isteği fark edilirken, ABD’nin Mehdi’nin gelişinden duyabileceği rahatsızlığın boyutları da merak edilmektedir. Ahmedinejad bir anlamda Evangelist Bush’un, “dünyada her şey daha da kötüleşsin ve Mesih gelsin!” şeklinde bilinen inancına da vurgu yapmaktadır. Bush, 11 Eylül sonrası, İsrail’in bölgedeki önemini artıran Irak ve Afganistan işgallerini başlattığında, politikaları sebebiyle radikal Yahudilerle ortak hedef izlediği iddiasıyla eleştirilmişti.

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad; “ABD, İslam peygamberinin soyundan gelen birinin bu topraklarda öne çıkacağına ve dünyadaki haksızlıkları ortadan kaldıracağını biliyor. Bu nedenle ABD, İmam Mehdi’nin (Kayıp İmam’ın) dönüşünü engellemeye çalışıyor” diye konuştu.

Ahmedinejad, ABD’nin, 689 yılında ortadan kaybolan ve ahir zamanda yeniden geleceğine inanılan (Mehdi-yi Muntazır) İmam Mehdi’nin dünyaya dönüşünü engellemeye çalıştığını ileri sürerek; ABD’nin, insanlığı kurtaracak Mehdi’nin gelişine ket vurduğunu iddia etti. Ahmedinejad konuşmasında, “Şii inancında Kerbela faciasından sonra 689’da kaybolan 12. İmam’ın Mehdi olarak anıldığını” hatırlattı. (Tıkla-1)

Öncelikle, İslamiyet’teki ‘Mehdi’ inancının; Musevilikten gelen ve daha sonra Hıristiyanlığa ve İslamiyet’e de yansıyan ‘Mesih’ inancının bir benzeri olduğu görüşü yaygındır. Müslümanlar kutsal topraklardan çıkacak olan ‘Mehdi’lerini beklerken, aynı inançla Yahudiler ve bir bakıma Hıristiyanlar da ‘Mesih’lerini beklemektedir.

Mesh etmek, önceki peygamberin hükmünü yenilemek; yağ dökerek taç giyme merasiminden ‘Mesh’den gelen ‘Kutsanmış Kral’ anlamındaki ‘Mesih’ kavramı; belki de Mehdi inancının bir başka versiyonudur veya ‘Mehdi’ inancı ‘Mesih’ inancının türevidir de diyebiliriz.

Museviliğe inanan Yahudilerin kanunları Halak’ı düzenleyen din adamlarına göre; Yahudilerin bir devlet kurması ‘Mesih’in gelmesine bağlıdır, Dünyanın üçüncü 2000. yılında gelmesi beklenen Mesih; Davut’un soyundan olan olağanüstü güçlerle donatılmış; gelince Yahudileri bir araya getirecek, dini yaşamı tekrar canlandıracak, ‘Mahkeme’yi ve ‘Mabed’i yeniden kuracaktır. Haredi Yahudilere göre ise şuan ki İsrail Devleti bir küfür devletidir çünkü Mesih gelmeden kurulmuştur. Oysaki Haredilere göre; Mesih’in gelmesi ve onun Yahudi Devleti’ni kurması beklenmeliydi.

Ahmedinejad’ın ABD’ye karşı İran ve Arap Dünyasının bir arada ya da ayrı ama aynı düşman figürünün karşısında savaşmasının meşruluğunu ‘Mehdi’ inanışı ile destekleme isteği fark edilirken, ABD’nin Mehdi’nin gelişinden duyabileceği rahatsızlığın boyutları da merak edilmektedir. Ahmedinejad bir anlamda Evangelist Bush’un, “dünyada her şey daha da kötüleşsin ve Mesih gelsin!” şeklinde bilinen inancına da vurgu yapmaktadır. Bush, 11 Eylül sonrası, İsrail’in bölgedeki önemini artıran Irak ve Afganistan işgallerini başlattığında, politikaları sebebiyle radikal Yahudilerle ortak hedef izlediği iddiasıyla eleştirilmişti.

Her ne kadar Mesih’in gelme zamanı gecikse de Yahudiler halen beklemekte, onun bir gün geleceğine inanmaktadırlar. Diğer yandan ‘Mesih’ ya da ‘Mehdi’ dünyayı barışa ve bolluğa kavuşturacak olan o ‘Beklenen’ in gelmesi hangi kesimleri rahatsız eder, kim önüne taş koymaya çalışır ki gelemeden ayağı takılıp düşsün barışın öncüsü, kim sırtını sıvazlar bilinmez ama özellikle Ortadoğu’nun beklediği birinin/birilerinin, diğer dünyaların ise bırakmak istemedikleri o gelip kurtaracak olan kahramanın varlığı tartışılmakta, ancak misyonu özlenmektedir.

Dünyanın ve mevcut ortamın beklemekten öte ihtiyacı olduğu o kurtarıcının, bu düzeni ne kadar düzeltebilip, haksızlıkların karşısında ne kadar dik durabileceği önemlidir aslında. ‘Mesih’ ya da ‘Mehdi’ var ya da yok ama bizler beklemek bir yana umut etmeye; kavganın, şiddetin, terörün, tüm çirkinliklerin silindiği günleri dilemeye devam etmekteyiz.

Kim gelecek bilinmez ama kaosun ve savaşın yerine istikrar ve barış getireceği sürece misafirperverliğimizi her kapımızı çalana gösterdiğimiz gibi yine göstermeye hazır bekleyeduralım bakalım ortalık ne zaman durulacak?

(Elif Altun, Asistan)




ORTADOĞU KATEGORİSİNDEKİ DİĞER HABERLER



SDE'de 11 Şubat 2012 Cumartesi günü saat 13.00'da "Emerging Powers and World Order: Turkish and Chinese Perspectives" başlıklı bir konferans gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 18:43:24

SDE'de 10 Şubat 2012 Cuma günü saat 15.00'da Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın katılımıyla “Global Ekonomik Kriz ve Türkiye'ye Yansımaları ” başlıklı bir panel gerçekleştirilecektir...
07.02.2012 11:57:15

SDE'de TBMM Başkanı Cemil Çiçek'in katılımıyla “Yeni Anayasada Temel Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir sempozyum gerçekleştirildi...
18.01.2012 16:50:48

SDE'de "Türkiye’de Yazılım Sektörü" konferansı gerçekleştirdi...
27.12.2011 15:57:29


<Şubat 2012>
PtSaÇaPeCuCtPz
303112345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728291234
567891011

Org. İlker Başbuğ'un tutuklanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Olumlu
Olumsuz
Fikrim yok


Bu site içeriğinin telif hakları Stratejik Düşünce Enstitüsü’ne ait olup 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca kaynak gösterilerek kısmen yapılacak alıntılar dışında önceden izin alınmaksızın hiçbir şekilde kullanılamaz ve yeniden yayımlanamaz. Bu sitede yer alan SDE'nin kurumsal bilgileri ile SDE Akademik Personeli'nin çalışmaları dışındaki diğer görüş ve değerlendirmeler, yalnızca yazarının düşüncelerini yansıtmaktadır; SDE'nin kurumsal görüşünü temsil etmemektedir.
Portal Tasarım ve Yazılım: Omedya