İsrail'in Tutumu ve Arap-İsrail Anlaşmazlığı
İsrail'in işgal altında tuttuğu Filistin topraklarında yeni yerleşim birimlerinin inşasına onay vermesi, ABD’yi, Avrupa Birliği’ni ve Arap devletlerini endişeye sevketmektedir. Kısa süre önce ABD'nin Orta Doğu özel temsilcisi George Mitchell ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında yapılan görüşmelerin ardından İsrail ile Filistin yönetimi arasındaki barış görüşmelerinin yakında yeniden başlaması umudunun olduğunu belirtilmişti. Ancak görüşmede yerleşim merkezleri konusunda bir anlaşma sağlanamamıştı. 7 Eylül’de İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Batı Şeria'daki Yahudi yerleşim merkezlerine 450'den fazla yeni konut yapılmasını onayladığını açıklaması üzerine, Filistin ve İsrail arasında yaşanan gerilim daha da tırmanmıştır. Bu nedenle İsrail'in sözkonusu tutumundan rahatsız olan Filistin yönetimi, ABD'nin başlattığı Ortadoğu barış sürecine katılmayacağını açıklamıştır. (Tıkla-1)
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, "İsrail yeni yerleşkeler açma politikasından vazgeçmezse müzakere masasına oturmayız" dedi. İsral'in bu kararından dolayı Suudi Arabistan Kralı Abdullah'la görüşen Abbas, Arap yöneticilere, işgal topraklarında yeni yerleşim birimleri kuran İsrail karşısında "kararlı ve tek yumruk" olmaları için çağrıda bulundu. Abbas, İsrail'in Batı Şeria'da yeni yerleşik birimleri kurmaya devam etmesini, "Araplara ve uluslararası topluluğa meydan okuma" olarak gösterdi. (Tıkla2)
İsrail'in, Batı Şaria'da inşa etmeye çalıştığı yerleşim birimlerinin arkasında iki önemli faktör bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, ABD'nin Ortadoğu barış sürecini başlatması ve bu girişimin önümüzdeki süreçte Filistin ve İsrail arasında bir barış anlaşmasının imzalanması beklentisidir. Bu nedenle İsrail’in Batı Şaria'daki konumunu şimdiden garati altına almaya çalıştığını görebiliriz. Başka bir ifadeyle İsrail, Filistin ile barış müzekereleri başlamadan önce bazı avantajları (Batı Şaria’daki yerleşim konutlarının yapılması gibi) kullanmak istediği söylenebilir. İkincisi ise, İsrail'in Filistin ile olan sorunlarının giderilmesinden yana olmadığını değerlendirebiliriz. Çünkü Filistin-İsrail anlaşmazlığı Araplar arasındaki bölünmenin en önemli faktörlerinden biri olduğu görülebilir. Bu sebeple, eğer Filistin ve İsrail arasında yaşanan toprak sorunu çözüme kavuşturulursa bu, Arap ülkelerinin birbirlerine yakınlaşmasına neden olabilir. Bu durumdan en çok zarar gören ülkenin İsrail olması beklenebilir. İsrail, Arapların birleşmesini kendi 'güvenliği'ne tehlike olarak algılamaktadır. Bundan dolayı İsrail’in, Filistin sorunun çözümünü istemediğini göstermeye çalıştığını öngörebiliriz.
Sonuç olarak; ABD’nin son günlerde 'Ortadoğu Barışı' adı altında Filistin sorununun çözülmesi için gösterdiği çabaların, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimleri konusunda sergilediği tutuma engel olamadığını gösteriyor. Bu nedenle İsrail'in, Araplarla anlaşıp sorunun ortadan kaldırmak istemediği söylenebilir. Ortadoğu'nun çözülemeyen sorunu olan Filistin konusundaki anlaşmazlığın önümüzdeki günlerde daha da artacağı öngörülebilir. Bunun sonucunda Ortadoğu'da yeniden alevlenen çatışma sonucunda bir Arap-İsrail savaşı çıkabilir.
(Ali SEMİN, Ortadoğu- Afrika Masası, Kıdemli Asistan, 09.09.2009)