Adları suça karışan 6 Uygurdan:
• Abdülkerim Abdülvahit cinayet, kundaklama ve gasp gibi suçları işlemekle suçlanmıştı.
• Gani Yusuf, Abdullah Mettohti (Mehmet Tohti), Adil Rozi ve Nureli (Nurali) Huşur dört kişiyi öldürme, çeşitli kundaklama ve gasp gibi suçlarla suçlanmıştı.
• Ahmetcan Mümin ve on kişi cinayet, gasp, kundaklama ve mülkiyete zarar verme gibi suçlarla suçlanmıştı.
• Alim Metyusuf (Mehmetyusuf) ve Tahircan Ablimit (Abdülhamit) iki kişiyi öldürme, gasp, kundaklama suçlarıyla suçlanmıştı.
• Azizcan Yasin cinayet ve gasp suçlarıyla suçlanmıştı.
• Çinli olan Han Junbo ve Liu Bo cinayet suçuyla suçlanmıştı.
Çin basını tutuklu bulunan yaklaşık 1400 kişinin gruplar halinde yargılanacağını bildirmiştir.
12 Ekim’de Urumçi Orta Halk Mahkemesi’nde yapılan yargılamada Abdülkerim Abdülvahit, Gani Yusuf, Abdullah Mettohti (Mehmet Tohti), Adil Rozi, Nureli (Nurali) Huşur ve Âlim Metyusuf (Mehmetyusuf) adlarındaki altı Uygur, ağır suçlar işlediği için idam cezasına çarptırılmış ve ömür boyu siyasal haklarından mahrum edilmiştir. Tahircan Ablimit (Abdulhamit) ise suçunu itiraf etmesi ve özellikle Abdülkerim Abdülvahit’in yakalanması için büyük katkılarından dolayı ömür boyu hapis ve ömür boyu siyasal haklarından mahrum edilme cezasına çarptırılmıştı. Çin basınına göre, bu yedi Uygur, beş kişinin ölümüne ve çeşitli mülkiyetlere 45 bin dolarlık zarar verilmesine sebep olmuştur. Yargılananların siyasî hakları da geri alınmıştır. Yargılama 11:00’de başlamış ve 16:00’da tamamlanmıştır.
Doğu Türkistan’da daha önce yapılan gizli yargılamaların aksine, bu sefer bazı Doğu Türkistan ve Urumçi Halk Vekili, Siyasî İstişare Komitesi Üyeleri, Çin basını, sanık ve olayda ölenlerin yakınlarından oluşan toplam 400 kişinin katılımıyla Urumçi Orta Halk Mahkemesi’nde nispeten açık yargılama gerçekleştirmiştir. Yargılamanın hassas olması nedeniyle Urumçi Orta Halk Mahkemesi silahlı polis kuvvetleri tarafından sıkı korunma altına almış ve herhangi başka bir davayı kabul etmeme kararıyla mahkemeyi geçici olarak kapatmıştı.
14 Ekim’de Urumçi Orta Halk Mahkemesi’nin ikinci duruşmasında 11 kişi mahkûm edilmiştir. Mahkeme, Ahmetcan Mümin ve Tohti Pazil ikilisinin 5 Temmuz Olaylarında iki kişinin ölümünden sorumlu olarak idam cezasına, Enver Ekber ve diğer biri ile cinayet, gasp, kundaklama ve mülkiyete (40 arabanın kundaklaması) zarar verme suçuyla iki yıl gecikmeli olarak idam cezasına, Rozi İmam ile üç kişinin müebbet hapis cezasına ve Ekber Hesen (Hasan) ile dört kişiyi hapis cezasına çarptırmıştır. Ayrıca, bir kişinin ölümüne sebep olan Aziz Yasin, yakalandıktan sonra suçunu kabul ettiği ve olayın çözümüne katkı bulunduğu için iki yıl gecikmeli olarak idam cezasına çarptırılmıştır. Urumçi Olayları’nda bir Uygur’u öldüren ve bir Uygur’u yaralayan Çinli Han Junbo ile Liu Bo da, “gerçek dışı söylemlere inanarak” cinayet işlediği gerekçesiyle, Han Junbo’ya idam cezası ve suç ortağı Liu Bo’ya 10 yıl hapis cezası verilmiştir. Yargılananların siyasî haklarını geri alınarak ve yayınlarına da yasak getirilerek, tekrar yayınlanmasının önüne geçilmiş olacaktır.
Çin basınında idam cezasına çarptırılan Uygurların itiraz etme hakkının olup olmadığı ve kararın ne zaman uygulanacağı konusunda bilgi verilmemiştir. Çin’in idam cezası uygulamasına göre, yargılanmış suçlular on gün içinde Yüksek Halk Mahkemesi’ne itiraz edebilir, eğer Orta Halk Mahkemesi’nin kararını kabul etmişse, hemen idam edilebilir. Yani yargılanmış tüm Uygurlar ve bir Çinli 11 gün içinde idam edilebilir.
Uygurların Tepkisi
Yurtdışında yaşayan Uygurlar ve Uygur teşkilatları mahkeme kararının ardından tepki ve üzüntülerini dile getirmişlerdir. Farklı ülkelerdeki Çin dış temsilcilikleri önünde gösteriler yapılmaktadır. Dünya Uygur Kongresi’nin sözcüsü Dişat Reşit’ basına verdiği açıklamada, hapisteki Uygurların işkenceye tabi tutulmasından endişeli olduğunu, Çin mahkemelerinin şeffaf olmayan yapısından dolayı ölüme mahkûm edilen Uygurların yasadan yeterince yararlanamadığını ve haklarını koruyamadığını belirtmişti. Dişat Reşit’e göre, Çin hukuku, Çin Komünist Parti’nin siyasetine hizmet etmekte ve güven vermemektedir. Dişat Reşit, mahkûm edilen Uygurların avukat seçme haklarından mahrum edildiğini dile getirerek, tayin edilen avukatların da siyasete hizmet ettiği için mesleki ahlaka aykırı davrandığını ileri sürmüştür.
Dünya Uygur Kongresi başkanı Rabia Kadir de 12 Ekim’in yas günü olduğunu ve mahkeme kararına çok üzüldüğünü ifade etmiştir. Rabia Kadir, mahkûm edilen Uygurların Çin kanunlarından yeterince yararlanamadığını belirterek, bu kararın Uygurları daha da öfkelendireceğinin ve şiddete teşvik edeceğinin altını çizmiştir.
Af Örgütü’nün 2008 ölüm cezası yıllık raporuna göre, 2008’de dünyada 2 bin 390 kişi idam edilmiştir. Söz konusu rapora göre Çin’de bin 718 kişi idam edilmiştir yani her on kişinin yedisi Çin’de idam edilmiştir. Şimdiden bazı insan hakları örgütleri Çin’in Uygurlara yönelik uyguladığı idam cezasını eleştirmektedir. Urumçi Orta Halk Mahkemesi’nin yargılama süreci devam edince bu tür eleştirilerin daha da artacağı ihtimal dâhilindedir.
Yorumlar
Urumçi Orta Halk Mahkemesi’nin birçok idam kararı çıkan yargı süreci beş saat sürmüştür. Bu da kararın yargılamadan önce verilmiş olabileceği yorumlarına yol açmaktadır. Sanıkların itirazları veya avukatların savunmaları da basında yer almamıştır, sadece iddianamelere ve yargı sonuçlarına yer verilmiştir. Bu da yargılamanın iç yüzünün saklı tutulduğu şüphesini uyandırmaktadır. Çin de tarafsız basının olmayışı ve mahkemeye yabancı basının alınmayışı bu şüpheyi doğrulamaktadır. Mahkemede görevli yargıç ve avukatların çoğu Uygur’dur, yani “Uygurlar Uygurları yargılanmakta ya da avukatlar savunmakta” görüntüsünü vermiştir. Daha önce bu düzeyde olmayan uygulama, sanıkların çoğu Uygur olması nedeniyle tercih edilmiş olarak belirtmişse de, Çin’in tarihsel siyasal kültüründeki “yabancıları yabancı ile dize getirme” politikasını hatırlatmaktadır.
Mahkemenin hızlı ve ağır ceza kararlarının aynı zamanda toplumda güven tesis etmeye çalıştığı da açıktır. İsyana kalkışmak isteyen Uygurlara karşı korku etkisi yaratmak istenmektedir. Doğu Türkistan’da kalıcı veya geçici yerleşen Çinlilerin güveninin kazanılmasının amaçlandığı da manidardır. Nitekim Urumçi Olayları yaşandığı günlerde birçok Çinli, Doğu Türkistan’dan Çin’in iç bölgelerine kaçmıştır.
Çin Hükümeti her ne kadar Urumçi Olayları’nın etnik kimlik çatışması olmadığını açıkladıysa da, Uygurları öldürme suçunun işlemesinden dolayı iki Çinli de yargılanmıştır. Yani bu yargılanmanın etnik çatışma boyutu mevcuttur. Çin Hükümeti, olayın yurtdışındaki Uygur teşkilatlarının kışkırtmasıyla meydana geldiği belirtilmişti. Benzer şekilde yargılamanın siyasî boyutu da söz konudur. Doğu Türkistan’da bulunan Çin Komünist Parti Okulu Hukuk Fakültesi’nin bölüm başkanı Prof. Chen Qihu de yargılamanın yurtdışı kaynaklı “üç faktöre” (bölücü, radikal dincilik ve terör) bağlamaktadır. Urumçi Orta Halk Mahkemesi, idama mahkûm edilenleri “kasten adam öldürme” suçundan yargılamıştır ancak bu “kastın” ne olduğu açıklamamıştır. Aslında Prof. Chen Qihu’un ifadesinde bunun cevabı bulunmakta ve “Çin’i bölmek” kastıyla cinayet işlendiği iddia edilmektedir.
Doğu Türkistan mücadelesi, Mançur İmparatorluğu’nun 1884’te Doğu Türkistan’ı kendi topraklarına katması ve Xinjiang Eyaleti adını vermesiyle başlamıştı. 125 yıldır devam eden bu mücadelede birçok kurban verilmiş ve Urumçi Olayları da bu mücadele sürecindeki dönemsel bir başkaldırı olarak yerini almıştır. Olaya iştirak eden Uygurların zaten ölümü göze alarak şiddete başvurması, bu yargılamanın caydırıcı bir rolünün olup olmadığı konusunda şüphe uyandırmaktadır. İdam edilen Uygurların hangi suçu işlediğinin önemi yoktur. Bu kişilerin, bir kısım Uygurlar nezdinde kahraman olarak anılacağı da bir gerçektir. Yargılama sadece Uygurların nefret ve ayrılık duygusunu güçlendirecektir. Bu durumun Uygurlar ile Çinliler arasındaki etnik düşmanlığın ve Uygurlar ile Çin Hükümeti arasındaki mücadelelerin süreceğini göstermektedir. Çin’in yükselmekte olan güvenlik ve ekonomik kalkınma gibi milli çıkarlarının tehdit edildiği düşünülmektedir.
Bu nedenle, Çin makamlarının benzer olayların tekrar yaşanmaması ve kendi milli menfaatlerini koruyabilmesi için Uygur meselesinde çözüm arayışı içine girmelidir.
(Doç. Erkin Ekrem, Asya-Pasifik Masası Başkanı, 17.10.2009)