Ülkede yaşanan korsanlık olayları ve El-Şebab örgütünün yasadışı eylemleri, Somali’yi dünya gündeminin vazgeçilmez gündem maddelerinden biri haline getirmektedir. Afrika’nın kriz bölgelerinden biri olan Somali’de yaşanan hadiseler değişik yönleriyle Afrika’yı ve dünya kamuoyunu meşgul etmektedir. Bu sorunlarla ilgili olarak bu hafta iki gelişme Somali sorununun kazandığı çehreyi ifade etmesi bakımından önemlidir. İlk olarak, uluslararası zeminde ‘meşru’ hükümet olarak tanınan ve Batı dünyasınca da destek gören Mogadişu hükümetinin Başbakanı Ömer Abdurreşid Ali Şarmark, bir İngiliz basın organında yayımlanan yazısında, ülkedeki istikrarın sağlanmasında uluslararası ve ABD barış gücü askerlerinin bulunmasının gerektiğini ifade etmiştir. (Tıkla-1)
Bununla birlikte Aralık ayının ilk haftası içinde ülkede meydana gelen patlamalarda içlerinde bazı bakanların da bulunduğu çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesinin ardından bazı bölgelerde halk El-Şebab örgütünü protesto etmiştir. (Tıkla-2)
Başkent Mogadişu merkezli hükümetin, korsanlık olaylarını engellemekte başarısız olması, gemilerini Somali açıklarından geçirmek durumunda olan pek çok ülke nezdinde bu yönetimin meşruluğunu tartışmaya açmaktadır. Ekonomik ve askeri gücünün oldukça sınırlı olmasının yanında halk arasında da güven ve temsil noktasında eksikliği bulunan Şeyh Ahmed hükümeti, El-Şebab örgütüne yönelik alınacak tedbirlerde dış yardıma ihtiyaç duyduğunu gizleme ihtiyacı duymamaktadır.
Halihazırda ülke topraklarında Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerleri görev yapmaktadır. Ancak Başbakan Ali Şarmark’ın ABD Başkanı Obama’dan Afganistan’daki yapıya benzer bir uluslararası barış biriminin tesis edilmesini talep etmektedir. Aynı yazı içerisinde “uluslararası kamuoyu” vurgulansa da, çözüm için Afgan stratejisinin örnek gösterilmesi ABD’ye örtülü bir davet gibi algılanabilmektedir. El-Şebab örgütünün El-Kaide bağlantılı olduğu iddiası ülkeye yapılacak bir askeri girişimin altyapısını hazırlar niteliktedir. Obama yönetiminin sıklıkla yaptığı barış vurgusunun Afganistan özelinde daha çok asker anlamına gelmesi şüpheleri daha da arttırmaktadır.
Diğer yandan Somali’de yaşanan patlamaların ardından bazı bölgelerde halkın sokaklarda El-Şebab aleyhine gösteriler yapması bu örgütün hakim olduğu bölgelerde kendini Somalililere kabul ettiremediğinin bir göstergesi sayılabilir. Bu durumda hem merkezi hükümetin hem de kendi içinde parçalanmalar yaşayan örgütün ülkede kontrolü ne zamana kadar sürdürebileceği belirsizliğini korumaktadır. Kendi halkı ve uluslararası kamuoyunda meşruiyet ikilemi yaşayan Somali yönetiminin önünde bekleyen en önemli sınav istikrarı ve otoriteyi sağlamakla ilgili olacaktır. Ancak başta ABD olmak üzere diğer devletlerin soruna askeri müdahalede bulunma ihtimalleri, konuyu şimdi olduğundan çok daha farklı boyutlara taşımaktadır.
(Ahmet Said Altın, Ortadoğu-Afrika Masası, Asistan)