Geçtiğimiz Kasım ayı sonunda Dubai’den gelen borç erteleme haberleri ile tüm dünya tekrar kriz paranoyası yaşamaya başladı. 2008 yılı sonunda ABD’de başlayan ve hızla küreselleşen finansal krizin etkilerini atlatmaya çalışan ülkeler, bu olaydan 1 sene sonra Dubai‘nin en büyük kamu şirketi, ayrıca Palmiye Adası gibi dev projelerin de sahibi “Dubai World” firmasının borç ödemelerini altı ay askıya aldığını açıklamasıyla birlikte sarsıldı. (Tıkla 1)
Dubai’den gelen açıklama ile büyük bir şok yaşayan Avrupa ve Uzakdoğu finans piyasaları, ilk etapta bölgeye yatırım yapan yabancı şirket hisseleri ve bu şirketlerin işlem gördüğü borsalar bazında gerçekleşen sert geri çekilmeler ile birlikte oldukça ciddi etkilendi. Dubai yabancı sermeye ve özellikle lüks inşaat projelerine dayalı bir ekonomiye sahiptir. 2002 yılında, gayrimenkul alım-satım kısıtlamalarını kaldırmak suretiyle Dubai, dünya genelinde yavaş yavaş oluşmaya başlamış konut balonunun şişmesine yardım etmişti. (Tıkla 2)
Ancak geçtiğimiz yılsonu ABD’de konut kredileri yüzünden başlayan küresel finans krizi ile birlikte düşen emlak fiyatları Dubai’yi ister istemez etkilemişti ve geçtiğimiz ay sonu borç ödeyememe telaffuzları ile birlikte kendini gösteren krizin büyüyeceğinin de sinyallerini vermişti. (Tıkla3) Son dönemde uygulanan lüks yatırım projelerinin getirileri maliyetlerinin çok altında kalarak ülkedeki şirketler, projelerini finanse etmek için kullandıkları borçları ödemede zorlanmaya başlayınca da ülkenin finans sistemi sallantıya girdi ve Dubai World’un bu durumu açıklaması ile birlikte küresel kriz tehdidi tekrar gündeme geldi.
Zihinlerdeki en önemli soru ise Türkiye’nin bu krizden etkilenip etkilenmeyeceği ya da hangi ölçüde etkileneceği konusudur. Bu konuda geçen haftadan beri pek çok yorum yapıldı. Dubai ile iş ilişkisinde olan bazı firmalara göre Türkiye, özellikle de, Dubai’de inşaat alanında çalışan firmalar bu krizden etkilenecek ancak bu çok büyük bir etki olmayacaktır. (Tıkla4) Hatta bu krizin Türkiye için, eğer başarabilirse bir fırsata dönüşebileceğini iddia edenler bile mevcut. (Tıkla5)
Gayrimenkul sektöründeki dev Dubai World firmasının borçlarını ertelemesi ile patlak veren krizin, Türkiye açısından etkileri hakkında bir öngörü sahibi olabilmek için Türkiye ile Dubai arasındaki inşaat yatırım ilişkilerine bir göz atmakta yarar olacaktır. 2008’de üstlenilen projelerin ülkelere dağılımına bakıldığında toplam iş tutarının dörtte birine eşdeğer bir miktar ile Türkmenistan’ın (5.4 milyar ABD Doları) birinci sırada yer aldığı, onu sırasıyla Rusya Federasyonu’nun (3.4 milyar ABD Doları), BAE’nin (3.1 milyar ABD Doları), izledikleri görülmektedir. Diğer bir deyimle, 2008’de Türkmenistan, Rusya Federasyonu ve BAE’de üstlenilmiş olan işlerin toplamı 11.9 milyar ABD Dolarıdır. (Tıkla 6)
Türk müteahhitlerinin yurtdışındaki yıllık toplam iş tutarının yarısından fazlasını oluşturmuştur. Türk firmaları özellikle Dubai ve Abu Dabi’de çok sayıda projede yerli veya yabancı ortaklarla taahhüt işlerini üstlenmiş ve BAE müteahhitlik sektörünün önemli bir halkasını oluşturmuştur. Ticaret Ataşeliğimizce, BAE’de faaliyet gösteren Türk müteahhitlik firmaları adına, 2008 yılı sonu itibariyle düzenlenen İş Alındı Belgelerine istinaden, firmalarımızın bu ülkede üstlendikleri projeler 1996-2006 yılları arasında toplam 2.163.050.987 dolar tutarındadır. (Tıkla7)
Görüldüğü üzere Türkiye’nin Birleşik Arap Emirliklerinde, özellikle de krizin baş gösterdiği sektörde, oldukça önemli bir yeri vardır. Dubai’de borçların ödenememesi ve bankaların kredi vermelerindeki zorluklar yüzünden çıkan kriz elbette Dubai ile ilişkide olan Türk firmalarını etkileyecektir ancak bunun derin yaralara neden olacağı pek de söylenemez. Yani bu kriz sektörel bazda Türkiye’yi etkileyebilecek güçte bir krizdir. Fakat firmaların bu sefer diğer krizden ders alarak daha temkinli davranmaları ve gerekli önlemleri almaları gerekmektedir. Krizin Türkiye’yi, Dubai’de çalışan işçiler açısından etkilemesi de muhtemeldir. Dubai’de çalışan pek çok Türk işçisi bu krizle birlikte kapanan firmalar sebebiyle işsiz kalma riski altındadır. Sonuç olarak, aslında dolaylı yollardan da olsa, Türkiye’nin bu krizden etkilenme olasılığı her şekilde mevcuttur.
Diğer taraftan Dubai yabancı yatırım için oldukça çekici bir pazardı. Ancak yaşanan kriz ile hayli riskli bir konuma gelmesi ve Türkiye’nin son dönemde kredi notunu arttırması ve ciddi denetlemelerle düzenlenmiş bankacılık sistemi ile birlikte başarılabilirse Dubai krizi Türkiye için bir fırsata da dönüşebilir.
(H. Gülin Koçak, Ekonomi-Enerji Çevre Masası)