7 Aralık 2009 tarihinde Tokat'ın Reşadiye ilçesi Sazak Köyü yakınlarında yol devriyesi görevi yapan jandarma ekiplerine teröristlerin ateş açması sonucu 7 asker şehit oldu, 3 asker de yaralandı. Saldırının hangi örgüt tarafından gerçekleştirildiğine dair net bir bilgi bulunmadığı belirtildi. (Tıkla 1)
Diğer taraftan, yine aynı gün Batman'ın Beşiri ilçesinde ilçe jandarma komutanlığına bağlı lojmanlara yönelik yapılan saldırıda 2 astsubay yaralandı. Saat 21:00 sıralarında jandarma lojmanlarına yönelik olarak yapılan saldırıda PKK'lı teröristlerin el bombası ve uzun namlulu silahlarla açtıkları ateş sonucunda lojmanlarda nöbet tutan 2 astsubay yaralandı. Olay yerinden kaçan PKK’lıların yakalanması için bölgede geniş çaplı operasyon düzenlendi. Yaralanan 2 astsubay Beşiri devlet hastanesinde tedavi altına alındı. (Tıkla 2)
Meydana gelen bu olaylar Türkiye’yi derinden sarsarken Şanlıurfa'da başka manzaralar yaşandı. Kandil Dağı ve Mahmur kampından Türkiye’ye gelen 34 PKK'lıdan 7'si, Şanlıurfa’nın Bozova ve Suruç ilçelerini ziyaret etti. Yapılan ziyaret adeta bir gösteriye dönüştü, yine PKK ve Öcalan lehine sloganlar atıldı. Bir dönem daha çok Ülkücü gençlerin kullandığı "ova ve yuva" sloganını bu kez PKK'lılar kullandı: ‘Suruç ovası, Apocular Yuvası’. Kendilerine barış grubu ismini veren PKK’lıların, önümüzdeki günlerde de Şanlıurfa’nın diğer ilçelerinde DTP üyeleriyle toplantılar yapmayı sürdüreceği öğrenildi. (Tıkla 3)
Öcalan’ın İmralı’daki yeni odasının küçük ve kötü koşullarda olduğu bahanesiyle Diyarbakır, Adana, Mersin, Batman, Hakkari ve İstanbul’da başlatılan sokak gösterilerinin ardından meydana gelen bu olaylar akla doğal olarak acaba Demokratik Açılım sona mı erdi sorusunu getirmektedir. Bu olayların arka arkaya gelmesi tesadüf değil. DTP’nin şahinler kanadından olan Emine Ayna bu yönde görüş belirterek, Öcalan’ın küçük ve uygun olmayan bir odaya tecrit edildiğini bunun da kendileri için Demokratik Açılımın bittiği anlamına geldiğini ifade etti. Daha sonra Adalet Bakanlığı, İmralı’da Öcalan’ın kalacağı yeni odanın ve diğer sosyal eklentilerin resimlerini yayınladı, bu konuda bilgi verdi. Sonuçta yeni alanların Avrupa standartlarının üstünde olduğu gerçeği ortaya çıkınca Emine Ayna bu sefer de, “önemli olan oda değil Öcalan konusuna yönelik yaklaşım zihniyetidir” diyerek siyasi ve ideolojik bir dönüş yaptı. Tabii, görünen o ki DTP içindeki şahinler açılıma, Kürt sorununun çözümüne yönelik karşı tavırlarını her fırsatta ve her konuyu bahane ederek devam ettirmeye çalışmaktadırlar.
Aslında Öcalan ve Kürtlerin temel sorunları da bahane. Asıl olan sorunların devamı, çözümsüzlük üzerine kurulu konumları korumak ve daha da güçlendirmektir. Bu grupta yer alanlar Öcalan ve Kürtler üzerinden tahrik unsurunu kullanmak suretiyle konumlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Bu yönüyle en büyük zararı Kürt halkına vermekte, provokasyona, tahrike, çatışmaya dayalı söylem ve uygulamalarıyla çözüm yerine sorunun derinleşmesine yol açmaktadırlar. Bu açıdan Kürtleri adeta çok kolay yönlendirilebilen arka bahçeleri olarak görmektedirler.
Bütün bu tür olumsuz gelişmelere rağmen başta Başbakan Erdoğan olmak üzere sivil toplum örgütleri açılım sürecinin işletilmesi, devamı noktasında görüş birliği içindeler. ABD’nin de aynı şekilde düşündüğü açık. Başbakan Erdoğan ABD Başkanı Obama ile 7 Aralık günü Beyaz Saray’da bir araya geldi. Obama bu görüşmede Amerika’nın PKK'yı bir terör örgütü olarak kabul ettiğini, bu sorunun sadece Türkiye’yi değil Irak’ı ve kendilerini de endişelendirdiğini ifade ederek Demokratik Açılım çerçevesinde Kürt toplumunu kucaklamak için atılan adımların çok önemli olduğunu vurguladı. (Tıkla 4) Zaten 17-20 Aralık arasında Türkiye, Irak ve ABD bu konuda ortak görüşmeler yapacak ve Mahmur kampı ile Kandil dağı konusunda belirli kararlar alınacak.
Bu açıdan 8 Aralık önemli bir gün. Anayasa Mahkemesi DTP’nin kapatılmasına ilişkin davayı esastan görüşecek. Başta DTP içindeki bazı kişiler olmak üzere Demokratik Açılıma karşı olanlar DTP’nin kapatılmasını, sorunun derinleşmesini ve kargaşa ortamının artarak devam etmesini arzuluyor. Bu anlamda Anayasa Mahkemesinin kararı çok önemli. DTP’nin icraatlarına bakıldığında mevcut kanunlar çerçevesinde kapatılmasının uygun olacağı düşünülebilir. Ancak böyle bir karar hukuka ve evrensel değerlere uygun olmayacaktır.
(Doç. Dr. Aytekin Geleri, Savunma - Güvenlik - Terör Masası)